Öğrenci ve hastalarının en samimi dualarını alan Erciyes Üniversitesinin kıdemli emektarı Prof.Dr.Kuddusi ERKILIÇ, Başkentte “Kadim Şehirler ve Kültürleri” konulu programda sevdalı olduğu şehir Kayseri’yi anlattı.

Bu aziz şehri öyle bir anlattı ki, herkes Kuddusi Hoca’dan duyana kadar Kayseri ve Kayserilileri merhametsiz pazarlıklar, eli sıkı kapalı gönüller, ticari kurnazlık, aldatan alışveriş gibi sevimsiz fıkralar ve çirkin bezetmeler ekseninde hatırlar, asalet ve faziletini hep görmezden gelirlermiş. Kuddusi Hocanın söylemi ve ispatıyla mahcubiyet içerisinde gördükki Anadolunun en cömert, en asil ve en gani fütüvvet merkeziymiş Aziz Kayseri.
Konusu, konukları ve konuşmacılarıyla Türkiye’nin en nitelikli kültür sohbetleri klasmanında yer alıp Tarihçi Yazar Rıfat ÇAKIR tarafından sunulan “Kadim Şehirlerin Tarihi, Kültürel, Coğrafik Zenginlikleri” adlı programda Kayseri anlatıldı. Kendi şehrine ve Başkente değer katan akademisyenler, bürokratlar, kültür insanları, bilge şahsiyetler ve renkli simaların davet edildiği bu programların içeriğinde şehirlerin tarihi kökleri, coğrafik estetiği, folklorik desenleri, gastronomik çeşitleri, kültürel motifleri, etnografik aksesuarları, insan değerleri, iz bırakan medeniyetler, turizm potansiyeli, gezi destinasyonları ve detay özellikleri anlatılıyor. Dinleyicileri ise yerli-yabancı kültür insanları, hemşehri platformları, (Vakıf-dernek-federasyon), renkli sanatçılar, donanımlı akademisyenler ve bürokratlarla, bilgisi, birikimi, asaleti, sahaveti her gönülde akridite edilmiş akil kurmaylardan seçilerek davet ediliyor. İşte böyle seçkin bir mecliste Prof.Dr.Kuddusi ERKILIÇ bir Kayseri fırtınası estirdiki, tüm Ankara hâlâ Kayseri’yi konuşuyor.
Yaşadığı şehre değer katıp kültürünü yücelterek tanıtan Prof.Dr.Kuddusi ERKILIÇ sevdalı olduğu şehir Kayseri’yi şöyle anlattı;
“Nimetlerle süslü, bereketli topraklarında misafirperver gönüllerin yaşadığı Kayseri tevazu, erdem ve cömertlikte birbiriyle yarış eden en güzel insanlara sahiptir. Köklü medeniyetlerin estetik bir mozaik oluşturduğu bu kutsi diyar Türk asalet ve faziletinin başkentidir.
Havası, doğası, suyu, toprağı, iklimi, rakımı, minerali, morfolojisi, florası, faunası, tarihi, gastronomisi, ekonomisi, sanatı, şivesi, kültürü ve kendine has sayısız zenginlikleriyle her geleni şaşırtır. Anadolu’nun en merhametli, en özü, sözü sağlam, alicenap-elicömert insanları bu şehirdedir. Yiğitliğin, cömertliğin otağı burasıdır. Evliyalar, enbiyalar diyarında yaşayan herkese Bostancı Baba, Gönçüzâde Kasım, Hacı Torun Efendi, Sâdık Efendi, Dev Ali, Seyyid İmameddin, Şeyh Ümmi, Nebi Baba, Abdal İlyas, Evliya Dede, Epçe Sultan ve Akça Koca gibi derya gönüllerin sirayeti yansımıştır.
Bilirsiniz heryerin kendine özgü rengi, deseni, endemisi, özelliği olur. Fark ve kaliteyi ortaya çıkaran bu unsurlar yöreye ünvan olurken, üzerinde yaşayan değerlerininde duygu, bağ ve aidiyet perçinler. Coğrafya ve iklim bölgelerin huy ve karakterini şekillendirirken, kaderin güven ve asalet adına en yüksek puanını Kayseri’ye verdiğini aleni görürsünüz.
Bu şehrin fakirinden zenginine, milletvekilinden işsizine, çobanından çiftçisine, esnafından-köylüsüne, okumuşundan ümmisine hepsi birbiriyle izzet-ikram ve cömertlik yarışındadır. O kadar güzel insanları var ki, statünüz ne olursa olsun, misafir kimliğinizle kimin sofrasına konuk olursanız olun hanesine teşrifinizden duyduğu memnuniyetle tatlı dil, güler yüz ve ikram bombardımanına tutulur, konuk kimliğinizle başlarına taç olursunuz.
Kayseri ve Kayserilileri anlatmaya sayfaların yetmeyeceğini biliyorum. Birkaç cümleyle anlatmak gerekirse, huzur ve güven kapısı bu kutsi diyar tarihten beri yorgun kervanlara yuva, korunaksız tüccarlara hami, fakire-fukaraya merhametli el, yürekten dost selamı, gerçek samimiyet ve sadakat, insan ve statü ayırmadan serilen sofralar ve yine gönül sıcaklığında yansıyan yürekten güler yüz… İşte bunların toplamına Kayseri denir.” Dedi.
Üç saatlik süre ile sınırlı kültürel içeriği yüksek bu programa davet edilen Bakanlar, Milletvekilleri, Rektörler, Bilim Adamları, Akademisyenler, Komutanlar, Büyükelçiler, Nitelikli STK Yöneticileri ve Akil Kurmaylar, sunum akışında kendileride olmalarına rağmen konuşma süre, sıra ve sahalarını Kuddusi Hocaya devredip Kayseri’yi dinlediler. Tarihide çok şaşırtıcıydı.
Prof.Dr.Kuddusi ERKILIÇ Hoca programın ikinci bölümünde Kayseri ve bölge tarihini şöyle anlattı;
Gizemi, heybeti ve efsunuyla otuz milyon yıl önce püsküren Erciyes, lavlarıyla bölgeye nasıl ölüm yağdırdıysa, yakıp yıktığı o coğrafyadan Kapadokya gibi zümrüt bir gerdanlık ortaya çıkarmış.
Erimeyen Karları için Hititlerin Beyaz Dağ dediği bu heybet, adrenalini yüksek tırmanış rotaları, kapsamlı kış sporları, sunum konsepti cazip gastronomisi ve görseli emsalsiz kamp duraklarıyla macera tutkunlarına bir idol, Kapuzbaşı Şelaleleriyle Sultan Sazlığındaki tarifsiz ekosistem ise, hiking ve trekkingcilere vazgeçilmez gözdelikte bir güzergâh.
Romalıların Hallys, Hititlerin Marassantia dedikleri Kızılırmak en duru haliyle ilimiz sınırlarında akarken çevresi-çehresindeki bağı bostanı adeta İrem Bahçelerine dönüştürür. Kıvrım kıvrım menderesleri arasındaki zümrüt çevliklerde senkronize yüzen balıklar, rayihası yüksek kuşburnu, alıç, yemşen, cehri, güvem, yaban mersini, ahlat vs. gibi çalı grubu ağaçlar, 128 km’lik bu yakut ırmağı yurt tutmuş milyonlarca kuşun, kelebeğin, ötücü böceklerin oluşturduğu senfonik orkestra ve armoniyi dinlemek, rengi ve kokusunu hiçbir yerde göremeyeceğiniz binbir türlü çiçeklerle süslü zengin habitatı anlatmak kifayetsiz kalacağından es geçiyorum. Biliyorum ki Kayseri’yi kimse hakkıyla anlatamaz çünkü bu kutsal şehir huzur üfleyen havasını soluyarak yaşanıldığında ancak hissedilebilir, görsellikte ve manevi huzurda nimetler zinciri olduğu işte o zaman anlaşılabilir.
Nakış nakış her yeri şaheserleriyle donatılı bu kutsi şehir tarihin bütün dönemlerinde bir kavşak noktası olmuş. Üzerinde yaşayan onlarca medeniyet yüreklerini bırakıp gitmişler. Camiler, kiliseler, havra, tapınak gibi inanç merkezleri, resimler, ikonlar, heykeller ve eşsiz yapılardan oluşan antik hazineleriyle adeta bir açık hava müzesi. Topografik yapısı, coğrafik estetiği, konik gövdeli peribacaları, huzur veren camileri, Ortodoks ikonlarıyla süslü kiliseler, yakut yeşillikler ve tarifi imkânsız güzellikleriyle tablo gibi bir görsel.
Parça parça site devletleri tek bir siyasi birlik altına toplayan Hititler, Prima Bölgesi diye adlandırdıkları Kapadokya coğrafyasının en gözde yerleşkelerini burda kurmuşlar. Hatti’lerin Kültepe’da Asurlu tüccarlarla kurduğu Karum (Pazar yeri) dünya gözdesi bir sit alanı.
Heybetli Erciyes’in eteğinde MÖ.11’de kurulup, MÖ. 6. ve 5. yy’da Med ve Perslerin olmuş. O dönemki adı Mazaka olan Kayseri, MÖ.280’de Kapadokya Krallığı’na başkentlik yapmış. Sulak alanları, bereketli tarımı ve stratejik konumuyla çok kalabalık nüfuslar barındırmış. MS.17’de Romalılar 400.000 nüfuslu bir eyalete dönüştürdüklerinde buraya imparator şehri anlamında Kaisareia adını vermişler. 691 ve 721 yıllarında Arap akınlarına uğramış ve 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonrada Türk asaletiyle buluşmuş. 1127 Danişmendliler, 1162’de Anadolu Selçuklularının yönetimine geçen Kayseri ticari ve siyasi önemini herzaman korumuş, hiçbir zaman yitirmemiş.
Kalkolotik çağlarda ve Asur, Hitit, Frig, Roma dönemlerinde kesintisiz bir yerleşke olan Kayseri, 1067'de Afşin Beyle Türk hakimiyetine girince sırasıyla Selçuklular, Eratna Beyliği, Dulkadiroğulları, Kadı Burhanettin, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerini yaşamış, yine her dönem tarih, turizm, ticaret ve siyasetin merkezi olmuş. 1244’teki işgalle bir süre Moğol-İlhanlı valilerince yönetilmiş, 1343’te Eretna Beyliği, 1398’de Osmanlı, 1402 Ankara savaşından sonra Karamanoğulları ve Dulkadiroğullarının eline geçmiş, Yavuz Sultan Selim’in İran seferi dönüşü 1515’te tekrar Osmanlıya, nihayetindede 1924 Anayasasıyla ebediyyen Türkiye Cumhuriyetinin en gözde vilayeti olmuş.
Türk yatırımıyla ilk uçak fabrikası, ilk kara ve demiryolu hatları, 1953'te Sümer Bez Fabrikası ve 1950'de projelendirilen sanayi sitesiyle Türkiye'nin ilk büyük sanayi ve ticaret atılımlarına öncü merkez olmuş. Şimdi ise jeopolitik, sosyo ekonomik, ticari, siyasi, sanatsal, kültürel, sağlık, eğitim, spor ve şehircilik alanlarında Avrupa normlarının üstü özelliğiyle Türkiye'nin en en hızlı gelişen, yenilikçi ve stratejik şehri statüsündedir.
Dünyada kurulan ilk uluslararası ticaret merkezi olan Yabanlu Pazarı, Pınarbaşı ilçemizde kurulmuştur. Mısır’dan, Kırım’dan, Hint coğrafyasından, Ortadoğu, Kafkaslar, Avrupa, Kıbrıs ve tüm Akdeniz ülkelerinden insanlar akın akın gelip Kayseri’yi Dünya ticaretinin başkenti yapmışlar. Hani Kayserililere pazarlık başta olmak üzere birçok ticari yakıştırmalar yaparlar ya... İşte Dünyada ilk Uluslararası Pazar ve ticaret merkezi olduğundan dolayıdır.
Organik ve verimli toprakları çok estetik bir dekora sahiptir. Dürüst üreticileri ve natürel ürünleriyle bölgenin en doğal en leziz nimetlerine sahiptir. İpek Yolunun altın şehri olarak bilinen bu huzur ve güven yuvasını detaylıca tanımadan kurnazlık eksenli bazı haksız ve olumsuz yorumlar almak akıl sınırlarımızı zorluyor. Bunu mizah gibi gören cahil cesaretli karar otoritelerinin ve etkilediği gafil kesimlerin bakış açısına acaba kıskançlık eksenli bir değerlendirmemi diyede düşünmüyor değilim.
Bu kutsal şehrin tüm insanları kentlerine ve ülkelerine bir katkı ve katma değer sağlama gayretindedir. Çünkü Kayserililerin yüreklerindeki hemşehri aşkı, memleket sevdası, ilke, ülke ve ülkü anlayışı bambaşkadır.
Evet değerli dostlar Kayserinin kalitesindeki azamet, karakterindeki fazilet ve kalibresindeki tevazu, dostluk, yardımlaşma, paylaşım, samimiyet ve sadakat klasmanında Dünyada rakipsizdir. Helal ekmekleri, erdemli şahsiyetleri, bereketli doğaları, zümrüt coğrafyamız ve misafirperver gönüllerimiz hürmetine, Cenab-ı Allahın bereketle süslediği Kayserimiz, onurlu, omurgalı, vatansever ve dürüst insanlarıyla Türkiye’nin yüzünü her yerde ak eder...
Sevginin, bereketin, lezzetin merkezi aziz Kayserililerin ve siz dinleyelerimin ebediyete intikal etmiş tüm geçmişlerine Allah’tan rahmet, yaşayan birbirinden kıymetli değerlerine sağlık, afiyet ve uzun ömürler diliyor um.
Milli ve manevi değerlerimize özünden bağlı vatansever çocuklarının layık oldukları en yüksek makamlara gelmesi temennilerimle dünyanın her yerindeki Kayserililere ve siz dinleyenlerime en samimi dualarımı gönderiyor, gönül dolusu selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.” Diyerek noktaladı.
O ne müthiş bir sunum, o ne emsalsiz Kayseri sevdası, o ne eşsiz bir tanıtımdı. Kayseri ve Kayserililere tüm Başkent aşık oldu ve en saygın şahsiyetler dakikalarca ayakta alkışladılar. Prof.Dr.Kuddusi ERKILIÇ Hocaya heryerde boşuna mı Hocaların Hocası diyorlar.