Necla GÖÇMEN.. Lütfen bu güzel ve güzide ismi tüm Keçiörenliler yüreğinde saklasın. Projelendirdiği sosyalitesi yüksek vizyoner etkinlikleriyle tembelliği izole edip, herkesin içindeki gizli kabiliyetleri ortaya çıkaran ve herkese yaşamayı sevdiren mucize bir gönül doktoru. Kendini atıl hisseden ne kadar hasarlı gönül varsa onun elinde harabeden harikaya dönüşüyor. Spor, sanat, müzik gibi masrafsız teşhis ve tedavileri tarifsiz tamiratlar gerçekleştiriyor.

Necla Hocamın fedakar emeklerini saymaya kalksam akşam olur. Ben sadece Yunus Emre Kültür Merkesinde Emekliler Platformu Müzik Tiyatro Grubuyla sahnelediği, izleyenlere “Keşke bizde onlar gibi yaşlanabilsek” dedirttiği eşsiz konserlerinden bahsedeceğim.
Aralarında 90’ı aşmış ruhu genç emeklilerin şıklığı, kibarlığı, sanatsal kabiliyeti, repertuar uyumu, sıra, süre ve sahne skalalarını tarif edecek kelime bulamıyorum. Hepsi birbirinden entelektüel, hepsi birbirinden zarif bu insanlara kimse hayranlığını gizleyemedi.
Sıra Gecesi formatındaki koro ve soloları muhteşem ötesiydi. Sazıyla sözüyle kusursuz bir icra gerçekleştirdiler. Helede ozanlar diyarı Sivas’ın havasında büyüyüp, o şehrin gönlüyle harmanlanmış Yeter ÖZBİLGİLİ ablamın duygulu sesini ve sahnesini görmeliydiniz. Birbirinden harika çocuklarının sevgi dolu tezahüratlarına bizde katılıp, bizde annemizi, ablamızı dinler gibi aynı gururla alkışladık.

Program finalinde Necla GÖÇMEN Hocamız tevazu dolu inceliğiyle Babam Rıfat ÇAKIR’ıda anons ederek anı resimlerine dahil etti. Nezaket ve zarafet abidesi o güzel insanlarla aynı karede olmak gerçekten büyük onurdu. Babam Rıfat ÇAKIR; “Ben yurt içinde ve dışında birçok kültür sanat, bilim-tarih ve edebiyat programları sunuyor, devlet başkanları, bakanlar, vekiller, valiler, popüler sanatçı ve akademisyenler gibi yüzlerce medyatik renkli simalarla karşılaşıyorum. İnanın hiçbiride aynı karede olmanın heyacanını bana bu kadar yansıtmamıştı” diyor.
Necla Hocam’a; ”Çoğu emekli sağlık sorunu, sosyal sıkıntılar, yalnızlık sendromu ve boşluğa düşme fobileriyle uğraşırken, yansıttığınız bu emsalsiz motivasyon, bu tarifsiz sinerji, yaşama tutunma güzergahındaki psikotekniklerinizin sırrı nedir?” dedim.

Dedi ki; “Emeklilik insanın en mutlu olması gereken dönemi olmalı. Kültüre, sanata, dostluğa ve sosyal faaliyetlere ayrılacak en geniş zaman kesinlikle emekliliktir. Sağlık ve sosyal sıkıntılar elbette olacak. Önemli olan bu süreci en akil ve asgari zararıyla izole edebilmek. İşte bu yaş ve statüdeki insanlara sunulabilecek en güzel terapi kesinlikle müzik, tiyatro, gezi, sohbet, piknik gibi sosyal ve sanatsal aktivasyonlar olmalı. Sağlıklı ve mutlu yaşamak hepimizin hakkı.” Dedi.
Sadece emekliler değil, ev hanımı, esnaf, engelli, bürokrat, yazar-şair, sanatçı, sporcu onlarca üyeleri var. Ama imrenerek söylüyorum hepside ağırbaşlı akil bir tevazuyla diplomasi inceliğinde iletişim sergiliyorlar. Musikiyi, folklorü, tarihi, sanatı çok yönüyle bilen bu güzel insanların her temsili saygın şahsiyetlerin akınına uğruyor. Sevgileri samimi, dostlukları sadık, emeğe-erdeme vefalı, görgüleri asri ve entelektüel bu asil kıymetleri sizinde dinlemeniz, izlemeniz önerisiyle hepsinede gönüller dolusu teşekkürlerimi sunuyor, sağlık-mutluluk temennilerimle en güzel dualarımı gönderiyorum.