Satış öncesinde dünyaları vaat eden, satış gerçekleştikten sonra ise telefonu bile açmayan satıcıyı hepimiz tanıyoruz. Bu müşteriye nasıl bir mesaj verir?

Müşteri yalnızca satın aldığı üründen ya da hizmetten değil, kendisine verilen sözden de hayal kırıklığına uğrar. Güveni zedelenir. Bir sonraki alışverişte sizi değil, rakibinizi aramaya başlar. Üstelik yaşadığı deneyimi çevresine anlatır.
Başarılı işletmelerin önemli bir sırrı var: Az söz verir, çok teslim ederler.
Çünkü müşteri, beklentisinin üzerinde bir deneyim yaşadığında “Vay be!” der. İşte sadakat tam da o anda başlar.
Müşteriyi elde tutmak, satış anında verilen indirimlerden çok daha fazlasıdır. Satış sonrasında aramak, ürünün veya hizmetin nasıl gittiğini sormak, beklenmedik küçük bir jest yapmak, sorun çıkmadan önce çözüm önermek, müşterinin işini kolaylaştıracak bir bilgi paylaşmak…
Bunların her biri “Sizi sadece satış için aramadık” mesajıdır.
Örneğin bir satış temsilcisi ürünü sattıktan bir ay sonra müşterisini arayıp “Size verdiğimiz sözleri yerine getirebildik mi?” diye sorabilir. Satış bitmiş olabilir ama ilişki devam eder.
Müşteri memnuniyeti hedef değil, başlangıçtır. Asıl hedef, müşteriyi markanızın gönüllü elçisine dönüştürmektir.
Bunun yolu da basit: Sözünüzü tutun, mümkünse sözünüzden fazlasını teslim edin.
Çünkü müşteri, verdiğiniz sözü değil; ona yaşattığınız son deneyimi hatırlar.
Memnun müşteri sizi tercih eder; hayran müşteri ise sizi başkasına anlatır.
Müşteriyi size hayran bırakan şey çoğu zaman dev kampanyalar değil, beklemediği küçük ama anlamlı dokunuşlardır.
Satış bittiğinde telefonunuzu kapatmayın. Satış, ilişkinin sonu değil başlangıcıdır.
Az vaat edin. Çok teslim edin. Müşteriye “Vay be!” dedirtin.
Asıl ilişki, satıştan sonra başlar.
Bereketli günleriniz olsun.