İşini büyütmek isteyen birçok girişimci aynı hatayı yapıyor: Daha fazla çalışırsa daha fazla büyüyeceğini düşünüyor. Ancak gerçek büyüme, yoğunlukla değil netlikle başlar.
Bugün birçok işletme sahibi, patron gibi değil; çalışan gibi hareket ediyor. Günün büyük kısmı operasyonel sorun çözmekle, telefonlara cevap vermekle ya da her işe yetişmeye çalışmakla geçiyor. Böyle olunca da işletme büyümüyor, sadece sahibini daha fazla yoruyor.

Yeni bir şube açmak isteyen bir kafe sahibi düşünün…Ama ayna anda hem kasaya bakıyor, hem personel sorunlarını çözüyor, hem de sipariş takibi yapıyor.
Sizce bu kafe sahibi bir hafta işinin başında olmazsa ne olur?
Her şey durur.
Sorun tam olarak bu. Çünkü işletme sahibine bağlı çalışan bir sistem büyüyemez.
Bu noktada atılması gereken ilk adım yeni bir yatırım yapmak ya da ekibe yeni bir personel eklemek değildir. İlk adım durup resmi görmektir.
Her işletme sahibi kendine şu üç soruyu dürüstçe sormalı:
“Ben işletmede şu an hangi rolü üstleniyorum? Sahip mi, yönetici mi, çalışan mı?”
“Ben olmazsam hangi işler duruyor?”
“En çok zamanımı alan ama en az sonuç üreten alan hangisi?”
İşte dönüşüm tam burada başlıyor.
Çünkü büyüme çoğu zaman yeni fikirlerden değil, yanlış yere harcanan zamanı doğru yere taşımaktan gelir. Öncelikleri yazmadan, sorumlulukları ayırmadan ve net bir yönetim çerçevesi oluşturmadan sürdürülebilir büyüme mümkün değildir.
Büyüme, her işi yapmakla değil, sistemi kurmakla, sorumlulukları netleştirmekle ve işleri delege etmekle başlar.
Netlik gelmeden büyüme gelmez.
Ama netlik geldiğinde, büyüme artık tesadüf değil; kaçınılmaz sonuç olur.
Bereketli günleriniz olsun.