Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

Malatya, Malatya Bulunmaz Eşin… Çünkü…

Bir türkü ile veda ettiğimiz Kahramanmaraş’tan türkü diyarı Malatya’ya şehre ait bir mani ile girdik! O maninin ilk iki dizesi, “Armut dalda dal yerde / Bülbül ötmez her yerde” diyordu… Doğru, deprem ile viran olan yerde bülbül değil başka kuşlar öterdi! Tarih boyunca çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış; Aslantepe, Nemrut Dağı, Fırıncılar Höyük, Bayramtepe Höyük, Ören Höyük, ikinciler Höyük, Aslantaş, Kağköy Kaya Kabartmaları, Levent Vadisi, Ansur ve Kaletepe Höyük gibi görülesi mekanların adresi; tarihi eserleri ve eşsiz doğasıyla tam bir turizm kenti olan Malatya, ekonomiye can veren kayısı ve tekstil ağırlıklı sanayisiyle dinamik bir şehrimizdi… Depremin yarattığı tahribatın tamir edilmesiyle eskisinden de güzel günlere doğru yol almasını umduğumuz Malatya’ya, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla, Kültür Sanat Muhabirleri Derneği tarafından düzenlenen “Medya, Kültür Sanat ve Turizm Buluşmaları”nın son durağı olarak, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’ın sağladığı ulaşım imkanı ile vardık…   GÖRDÜĞÜMÜZÜ GÖRMEZ OLAYDIK! Dileğimizi, beklentimizi ve görmek istediğimizi meşhur Malatya türküsünün içinde arıyorduk! Bir köynek diktirdim kolu düğmeli Herkes kaderine boyun eğmeli Deli gönlüm çirkine bel bağlama Sevdiğin yar Malatya'yı değmeli Boşunaymış! Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman tarafından karşılanarak, il müdürlüğü binasındaki toplantıda bilgilendirildikten sonra depremlerden etkilenen yerlerdeki tarihi ve kültürel değerleri yerinde gördük… Görmez olaydık!   ACIMIZI ANLATAN AĞITLAR… Gördüklerimizi görür görmez, Bayburtlu Zihni’nin 1828 Rus İşgali üzerine yazdığı ve “Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş / Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı” diye başlayan ağıt geldi. Ağıttaki gibi, Malatya’da da, “Laleyi sümbülü gülü har almış / Zevk u şevk ehlini ah u zar almış…” Şehri dolaşırken, Erzincan depreminin ardından yakılan ağıttaki sorular yaktı yüreğimizi: Zerdali bahçeleri meyve vermez mi oldu? Gelin kızlar bağlarda çiçek dermez mi oldu? Gayri orda murada kimse ermez mi oldu?   YENİ CAMİ, BEŞKONAKLAR… Kalabalık bir gazeteci heyetiyle vardığımız şehir, depreme “Seni yeneceğim” diyordu ama Yeni Cami’nin yıkık hali ve çevresindeki enkaz ile moloz da can sıkıyordu. Allah’tan dimdik ayakta duran Beşkonaklar’ı gördük de moralimiz düzeldi…   BAKANLIĞIN İFTAR ÇADIRI… Yoğun ve yorucu bir programa sahne olan deprem bölgesi gezimizin son durağı olan Malatya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile birlikte iftar çadırları kurarak insanlara çok önemli bir hizmet sunuyor. İçinde bulunduğumuz heyet de bu çadırda açtı iftarını… İftarını açanların yüzüne bir ‘şükür’ huzuru çökse de biliyorduk ki; Dağda çiçek açar kardan ileri Ayvayı soyarlar nardan ileri Yiğidin başına bir hal gelirse Ağlayanı olmaz yardan ileri Tamam, biz bir iftar çadırının içinde karnımızı doyuruyorduk ama kaybedilen 50 bin canın yakınları için başka bir hal ve gidiş vardı. Belki de diyorlardı ki: Yüce dağ başında otlar kuzular / Anayı babayı gönül arzular…   MALATYA TÜRKÜSÜ İLE VEDA… İftarın ardından tenimizi gecenin serinliği titretirken çocuklar etkinlik çadırında kukla gösterisiyle eğleniyordu… Gözümüzde tüten Ankara’ya doğru yola çıkma vakti gelmişti. Acıyla, ağıtla dolaştığımız türkü diyarı Malatya’ya bir türkü ile veda etmek en uygun olanıydı. Hiç birimiz Kernekli değildik ama; Malatya Malatya bulunmaz eşin Gönülleri coşturur ayla güneşin Diyorduk… Deprem yaralarının sarılması ve depremsiz günlere dair iyi dileklerimiz ile dualarımızı orada bırakarak düştük Ankara yoluna…
Ekleme Tarihi: 07 Nisan 2023 - Cuma

Malatya, Malatya Bulunmaz Eşin… Çünkü…

Bir türkü ile veda ettiğimiz Kahramanmaraş’tan türkü diyarı Malatya’ya şehre ait bir mani ile girdik!

O maninin ilk iki dizesi, “Armut dalda dal yerde / Bülbül ötmez her yerde” diyordu…

Doğru, deprem ile viran olan yerde bülbül değil başka kuşlar öterdi!

Tarih boyunca çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış; Aslantepe, Nemrut Dağı, Fırıncılar Höyük, Bayramtepe Höyük, Ören Höyük, ikinciler Höyük, Aslantaş, Kağköy Kaya Kabartmaları, Levent Vadisi, Ansur ve Kaletepe Höyük gibi görülesi mekanların adresi; tarihi eserleri ve eşsiz doğasıyla tam bir turizm kenti olan Malatya, ekonomiye can veren kayısı ve tekstil ağırlıklı sanayisiyle dinamik bir şehrimizdi…

Depremin yarattığı tahribatın tamir edilmesiyle eskisinden de güzel günlere doğru yol almasını umduğumuz Malatya’ya, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla, Kültür Sanat Muhabirleri Derneği tarafından düzenlenen “Medya, Kültür Sanat ve Turizm Buluşmaları”nın son durağı olarak, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’ın sağladığı ulaşım imkanı ile vardık…

 

GÖRDÜĞÜMÜZÜ GÖRMEZ OLAYDIK!

Dileğimizi, beklentimizi ve görmek istediğimizi meşhur Malatya türküsünün içinde arıyorduk!

Bir köynek diktirdim kolu düğmeli

Herkes kaderine boyun eğmeli

Deli gönlüm çirkine bel bağlama

Sevdiğin yar Malatya'yı değmeli

Boşunaymış! Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman tarafından karşılanarak, il müdürlüğü binasındaki toplantıda bilgilendirildikten sonra depremlerden etkilenen yerlerdeki tarihi ve kültürel değerleri yerinde gördük…

Görmez olaydık!

 

ACIMIZI ANLATAN AĞITLAR…

Gördüklerimizi görür görmez, Bayburtlu Zihni’nin 1828 Rus İşgali üzerine yazdığı ve “Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş / Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı” diye başlayan ağıt geldi. Ağıttaki gibi, Malatya’da da, “Laleyi sümbülü gülü har almış / Zevk u şevk ehlini ah u zar almış…

Şehri dolaşırken, Erzincan depreminin ardından yakılan ağıttaki sorular yaktı yüreğimizi:

Zerdali bahçeleri meyve vermez mi oldu?

Gelin kızlar bağlarda çiçek dermez mi oldu?

Gayri orda murada kimse ermez mi oldu?

 

YENİ CAMİ, BEŞKONAKLAR…

Kalabalık bir gazeteci heyetiyle vardığımız şehir, depreme “Seni yeneceğim” diyordu ama Yeni Cami’nin yıkık hali ve çevresindeki enkaz ile moloz da can sıkıyordu. Allah’tan dimdik ayakta duran Beşkonaklar’ı gördük de moralimiz düzeldi…

 

BAKANLIĞIN İFTAR ÇADIRI…

Yoğun ve yorucu bir programa sahne olan deprem bölgesi gezimizin son durağı olan Malatya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile birlikte iftar çadırları kurarak insanlara çok önemli bir hizmet sunuyor. İçinde bulunduğumuz heyet de bu çadırda açtı iftarını…

İftarını açanların yüzüne bir ‘şükür’ huzuru çökse de biliyorduk ki;

Dağda çiçek açar kardan ileri

Ayvayı soyarlar nardan ileri

Yiğidin başına bir hal gelirse

Ağlayanı olmaz yardan ileri

Tamam, biz bir iftar çadırının içinde karnımızı doyuruyorduk ama kaybedilen 50 bin canın yakınları için başka bir hal ve gidiş vardı. Belki de diyorlardı ki: Yüce dağ başında otlar kuzular / Anayı babayı gönül arzular…

 

MALATYA TÜRKÜSÜ İLE VEDA…

İftarın ardından tenimizi gecenin serinliği titretirken çocuklar etkinlik çadırında kukla gösterisiyle eğleniyordu…

Gözümüzde tüten Ankara’ya doğru yola çıkma vakti gelmişti. Acıyla, ağıtla dolaştığımız türkü diyarı Malatya’ya bir türkü ile veda etmek en uygun olanıydı. Hiç birimiz Kernekli değildik ama;

Malatya Malatya bulunmaz eşin

Gönülleri coşturur ayla güneşin

Diyorduk…

Deprem yaralarının sarılması ve depremsiz günlere dair iyi dileklerimiz ile dualarımızı orada bırakarak düştük Ankara yoluna…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.