Kuvay Sanlı
Köşe Yazarı
Kuvay Sanlı
 

Paris ve Beyrut

[simple-author-box] Beyrut’ta şehir merkezinin biraz dışında bulunan bir bitpazarındaydım. Satranç taşları toplayıcısıyım ve amacım koleksiyonum için bir şeyler bulabilmekti. Biri satıcı diğeri belli ki gene oralardan biri olan iki adamın, Türkçe konuştuklarını duydum. Ama ne Türkçe? İki yabancının konuşması gibi değil, düzgün ve tamamen şivesiz, işte senin benim gibi konuşuyorlardı. “Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz” diyerek yanlarına yaklaşmamla beraber, ayakta olanın sert şekilde yönelttiği, “Kürt müsün, Türk müsün sen?” sorusuna muhatap oldum. Şaşırdım ama buna rağmen yanıtım tez oldu: “İnsanım ben” şeklinde. Yaşı oldukça ileri bu adam sorusunu tekrarladı, ben de cevabımı ama anlamıştım derdini. Yere serili eşyalarının arkasında oturan diğeri, arkadaşına “Rahat bırak” dercesine, benim için “Ermeni o, Ermeni” dedi. Yaşlı adamın saldırganlığına son verecek yanıtın “Kürdüm” demem olduğu benim için açıktı. Demedim tabii. Ya da “Evet, Ermeni’yim” diyerek, tehlikeyi savmak... Demedim tabii. Onun sorusunu reddeden “İnsanım ben” yanıtımı, beni anlar inancıyla sürdürdüm. Anlayacak gibi değildi. Konuşmamız sertleşti, bağırarak oradan uzaklaşmamı söyledi. Uzaklaşmadım tabii. Bir iki kere itmeye kalktı beni ama şiddetin tutsağı bu adam çok yaşlıydı ve vuramazdım ona. İşi o noktaya getirmişti hani. Tekrar itmek için hamle yaptığında, iki koluna yere doğru bu sefer biraz sert vurunca ben; geri adım attı, duraladı… O yaşlı adamın varsa acısını, duygusunu da anlayabilirdim ama o benim davetimi anlamaktan çok uzaktı. Haklı olduğunda kendini savunması, ağır gelir insana. Tadım kaçmıştı. Hiç beklemiyordum böyle bir çirkinliği, daha önce de hiç yaşamamıştım. Bitpazarında biraz daha dolaştım, yağmur da başlamıştı ve çıktım. Üstelik bir tek satranç takımı da bulamadan. * Beyrut’u Paris’e benzetirler. Bilmem niye? Paris’te 4. hakem Constantin Sebastian Coltescu, Pierre Achille Webó Kouamo’ya, "Seni işaret ederken 'Zenci' dedim. Çünkü zencisin ve tüm zenciler gibi çok güzelsin. Bunu asla olumsuz düşünceyle söylemedim. Tabii ki seni, tüm zencileri, tüm insanları seviyorum" diyemedi. Çünkü yok aklında bu düşünceler, böylesi bir duygunun pratiği. Top sahasının kenarında devam eden tepki ve konuşmalar içinde, Coltescu’nun hatasını düzeltecek zamanı vardı ve asıl üzücü olan, hatasını düzeltmemiş olmasıdır. * Paris’te bizimkiler gibi ev sahibi aktörler de, Webo’nun yanında, bu ayrımcılığın karşısında durdular. Beyrut’ta da bir Lübnanlı vardı benim yanımda. Hikâyeyi eksik anlattım. O tatsız olayın öncesinde, çok az Türkçe konuşabilen bir satıcıyla da karşılaşmıştım ve pazardan çıkmadan onun yanına gittim. Başımdan geçeni anlattım. “Eski kafalı, odun kafalı onlar, anlatamazsın bir şey…” gibisinden sözlerle, Parisliler gibi o da “çirkinliğin” karşısında durdu.
Ekleme Tarihi: 16 Aralık 2020 - Çarşamba

Paris ve Beyrut

[simple-author-box]

Beyrut’ta şehir merkezinin biraz dışında bulunan bir bitpazarındaydım. Satranç taşları toplayıcısıyım ve amacım koleksiyonum için bir şeyler bulabilmekti.

Biri satıcı diğeri belli ki gene oralardan biri olan iki adamın, Türkçe konuştuklarını duydum. Ama ne Türkçe? İki yabancının konuşması gibi değil, düzgün ve tamamen şivesiz, işte senin benim gibi konuşuyorlardı.

“Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz” diyerek yanlarına yaklaşmamla beraber, ayakta olanın sert şekilde yönelttiği, “Kürt müsün, Türk müsün sen?” sorusuna muhatap oldum. Şaşırdım ama buna rağmen yanıtım tez oldu: “İnsanım ben” şeklinde. Yaşı oldukça ileri bu adam sorusunu tekrarladı, ben de cevabımı ama anlamıştım derdini.

Yere serili eşyalarının arkasında oturan diğeri, arkadaşına “Rahat bırak” dercesine, benim için “Ermeni o, Ermeni” dedi. Yaşlı adamın saldırganlığına son verecek yanıtın “Kürdüm” demem olduğu benim için açıktı.

Demedim tabii.

Ya da “Evet, Ermeni’yim” diyerek, tehlikeyi savmak...

Demedim tabii.

Onun sorusunu reddeden “İnsanım ben” yanıtımı, beni anlar inancıyla sürdürdüm. Anlayacak gibi değildi. Konuşmamız sertleşti, bağırarak oradan uzaklaşmamı söyledi.

Uzaklaşmadım tabii.

Bir iki kere itmeye kalktı beni ama şiddetin tutsağı bu adam çok yaşlıydı ve vuramazdım ona. İşi o noktaya getirmişti hani. Tekrar itmek için hamle yaptığında, iki koluna yere doğru bu sefer biraz sert vurunca ben; geri adım attı, duraladı…

O yaşlı adamın varsa acısını, duygusunu da anlayabilirdim ama o benim davetimi anlamaktan çok uzaktı.

Haklı olduğunda kendini savunması, ağır gelir insana. Tadım kaçmıştı. Hiç beklemiyordum böyle bir çirkinliği, daha önce de hiç yaşamamıştım. Bitpazarında biraz daha dolaştım, yağmur da başlamıştı ve çıktım. Üstelik bir tek satranç takımı da bulamadan.

*

Beyrut’u Paris’e benzetirler. Bilmem niye?

Paris’te 4. hakem Constantin Sebastian Coltescu, Pierre Achille Webó Kouamo’ya, "Seni işaret ederken 'Zenci' dedim. Çünkü zencisin ve tüm zenciler gibi çok güzelsin. Bunu asla olumsuz düşünceyle söylemedim. Tabii ki seni, tüm zencileri, tüm insanları seviyorum" diyemedi.

Çünkü yok aklında bu düşünceler, böylesi bir duygunun pratiği.

Top sahasının kenarında devam eden tepki ve konuşmalar içinde, Coltescu’nun hatasını düzeltecek zamanı vardı ve asıl üzücü olan, hatasını düzeltmemiş olmasıdır.

*

Paris’te bizimkiler gibi ev sahibi aktörler de, Webo’nun yanında, bu ayrımcılığın karşısında durdular.

Beyrut’ta da bir Lübnanlı vardı benim yanımda. Hikâyeyi eksik anlattım. O tatsız olayın öncesinde, çok az Türkçe konuşabilen bir satıcıyla da karşılaşmıştım ve pazardan çıkmadan onun yanına gittim. Başımdan geçeni anlattım. “Eski kafalı, odun kafalı onlar, anlatamazsın bir şey…” gibisinden sözlerle, Parisliler gibi o da “çirkinliğin” karşısında durdu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.