Kuvay Sanlı
Köşe Yazarı
Kuvay Sanlı
 

Heybede ne var?

[simple-author-box] Karşı karşıya iki adam. Biri cesur, diğeri korkak. Birinin elinde fotoğraf makinası, diğerinde silah. O silahı ile saniyeler öncesinde bir insanı öldürmüş olan katilin karşısına dikilir ve fotoğraf makinası ile ona meydan okuyabilir misiniz? “Cesaret” diyor Burhan Özbilici, “Bilgi gerektirir.” * Bu meydan okuma nasıl sonuçlanır sizce? AP muhabiri Özbilici’yi bilgi ve akıl, katili ise cehalet belirler. Silahsız ve korumasız bir insanı bir de arkadan vurmak da değil; insan öldürebilen, en korkak olandır. Korkağın zaferi geçicidir. Ardı ardına patlayan silah sesi ve akan kan karşısında diğer insanların, birer cenin benzeri yere kapanmış halleri geçicidir. Kalabalığın içinden dikilip, fotoğraf makinasını katile doğrultan insanın cesareti kalıcıdır. * Torosların uzantısı Beydağlarında, o önde ben arkada yürüyoruz. Hemen her gün tekrarladığımız birkaç saatlik yürüyüşlerden birisiydi. Fotoğraf çekmek için hamle yaptığında, “Sırtınızdaki çantayı bana verin” dememe karşılık, nezaketen verdiğini bugün anlayabiliyorum. Sürekli yanında taşıdığı o çantada, teslim edilemeyecek kadar değerli şeyler olabileceği, nerden aklıma gelsin? Değiştirmek için belki bir tişört, bir şişe sudan fazla ne olabilirdi? Çantasını elime aldığımda, taşımakta zorlandığım bir ağırlıkla karşılaştım. “Bu ne Burhan Bey, çantada ne var?” diye sordum hayretler içinde. Bilgisayar, şarj cihazları, ilave fotoğraf makinası, objektifler; bir haberci için gerekli her şey… “Keyif için yürüyoruz şurada, bu kadar yük taşınır mı?” dediğimde, samimi ama onun gerçeğini ıska geçer haldeydim, yıllardır tanıyor olmama rağmen. “Hiç bırakmadım ki” diye yanıtladı. * Rus Büyükelçi Andrey Karlov’a Ankara’da düzenlenen suikastın fotoğraflarını, katilin karşısına dikilerek anbean çeken Burhan Özbilici’nin iradesi, o anın değil; tüm yaşantısıyla buna hazır düşünce yapısının karşılığıdır. “Evet biliyorum, vurulabilirdim de. Ama sorumluluk duygusu ve iş etiği…” diyor. * 2017 Dünya Basın Fotoğrafı Ödülü Burhan Özbilici’ye verildi. Ona olan ilginin bu ödül ile başladığını düşünmeyin ama. Dünyanın en saygın üniversiteleri, basın kuruluşları onunla görüşmek, onu anlamak, tanımak istediler. BBC, The Washington Post, The New York Times, Princeton Üniversitesi… Macron'un seçimi kazanmasından üç gün sonra, Mitterrand'ın efsanevi Kültür Bakanı Jack Lang, "Macron değil, asıl imkânsızı sen başardın. Kaybetseydi sadece biraz para kaybetmiş olacaktı. Hiçbir hayati riski yoktu seçimde. Ama sen hayatını riske attın. İnsanı ve değerlerini bu kadar yücelttiğin için sana minnettarız" der. Bu sözlere itirazlarını da Lang, şöyle karşılar: “Bir dakika, yaptığın işle ilgili dünya kadar şey okudum. Kim olduğun ve ne yaptığın tescillendi. İtiraz hakkın yok artık!” Fransız TV5 kanalına verdiği röportajda yanıtları üzerine sunucu, “Bir dakika sen gerçekte gazeteci misin, yoksa filozof mu?” diye sorar. “Gerçekte kedi bakıcısıyım hayatta…” şeklinde yanıtlar ve gülüşürler ama verdiği yanıt gerçektir. Hayvana sevgi ve ilgisi, işine gösterdiği özenden az değildir; ben şahidim. Salgın sürecine kadar dünyanın çeşitli yerlerinde 200 kadar röportaj verdi. Fransa sayılamayacak kadar çok, İtalya yedi kere davet etti. Cesareti üzerine konuşuldu. Sosyolojik, psikolojik tahlillerde ona referans verilir oldu. Hollanda Prensi, özellikle prensesin gerisinde kalma nezaketine cevaben “Bugün kral sensin” dedi ama el âlem aptal, biz akıllı; Türkiye’den bir üniversite, bir yayın kuruluşu, bir STK onu aramadı. Ne bereketli topraklardayız ki, bir damla yağmura dahi engel olma çabası içindeyken biz, gene de verim elde ederiz. Bizden hala Burhan Özbilici gibi değerler çıkmasına şaşırırım ve bir de sırtındaki heybeyi, çanta sanan halime… * Heybesinde “erdem” taşıyan bu insanı, o katil pekâlâ öldürebilirdi. Görmedi mi dersiniz? Gördü. Ya bizim basın, bizim akademi, bizim entelektüel? Görmedi ya da görmezden geldi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile bir sohbetinde, ödülden haberi olmadığı açığa çıkar. Başbakanın ekibinden bir kişi dahi, önüne bu haberi koymamış. “Basın müşaviri” falan var siyasetçilerin, biliyorsunuz. Bir de basın mensuplarının kendileri var. Tarih 7 Mayıs 2017, Macron seçimi kazanmış konuşma yapacak, onu dinlemek için haberciler Paris’te Louvre önündeler. Özbilici’ye gösterilen ilgiye karşılık, Hürriyet’in Ertuğrul Özkök’ünün bu basın ödülünden bihaber olduğu anlaşılır. Bu örnekleri çoğaltmak, konumuza katkı sağlar mı? * “Ahlaklı olmayan adamın, hiç bir davası ve başarısı da olamaz” diyen Burhan Özbilici’nin yegâne başarısı bu değil. Nice başarılarıyla bu isim eğer bir yabancı olsaydı, hani şöyle Avrupa’dan Amerika’dan; şu vakıf üniversitelerimiz paralar öder, onu defalarca davet ederdi, ülkemizde defalarca gündeme gelirdi. Eğer ABD’de olsaydı, hiç şüphesiz Pulitzer’i de alacağı ifade edildi ama bunu kaçırılmış bir ödül olarak görmesi mümkün değil onun. Çünkü o, gurur duyduğu şekilde ülkesinin insanı. * 9 Mart 2021 tarihinde Rus Büyükelçi Andrey Karlov suikastı davasında karar açıklandı: Şu kadar ceza bu kadar ceza… Burhan Özbilici “Daha o an, o iyi insanın ölümünün acısı içime oturmuştu” diyor. O iyi insan bizim yurdumuzda eşinden, oğlundan, dostlarından koparıldı. Acaba neden? 15 Temmuz darbe girişimine karşı Ruslar yanımızdaydı. Suriye görüntüsünde, buna bir karşılık mı verildi dersiniz? Bilemem ve zaten düşünsel kaygıyla yazma çabası içinde benden, daha ileri yorum beklemeyin. Ama şu katilin neden canlı ele geçirilemediğini, merak eder dururum.
Ekleme Tarihi: 17 Mart 2021 - Çarşamba

Heybede ne var?

[simple-author-box]

Karşı karşıya iki adam.

Biri cesur, diğeri korkak.

Birinin elinde fotoğraf makinası, diğerinde silah.

O silahı ile saniyeler öncesinde bir insanı öldürmüş olan katilin karşısına dikilir ve fotoğraf makinası ile ona meydan okuyabilir misiniz?

“Cesaret” diyor Burhan Özbilici, “Bilgi gerektirir.”

*

Bu meydan okuma nasıl sonuçlanır sizce?

AP muhabiri Özbilici’yi bilgi ve akıl, katili ise cehalet belirler.

Silahsız ve korumasız bir insanı bir de arkadan vurmak da değil; insan öldürebilen, en korkak olandır. Korkağın zaferi geçicidir. Ardı ardına patlayan silah sesi ve akan kan karşısında diğer insanların, birer cenin benzeri yere kapanmış halleri geçicidir. Kalabalığın içinden dikilip, fotoğraf makinasını katile doğrultan insanın cesareti kalıcıdır.

*

Torosların uzantısı Beydağlarında, o önde ben arkada yürüyoruz. Hemen her gün tekrarladığımız birkaç saatlik yürüyüşlerden birisiydi. Fotoğraf çekmek için hamle yaptığında, “Sırtınızdaki çantayı bana verin” dememe karşılık, nezaketen verdiğini bugün anlayabiliyorum.

Sürekli yanında taşıdığı o çantada, teslim edilemeyecek kadar değerli şeyler olabileceği, nerden aklıma gelsin? Değiştirmek için belki bir tişört, bir şişe sudan fazla ne olabilirdi? Çantasını elime aldığımda, taşımakta zorlandığım bir ağırlıkla karşılaştım. “Bu ne Burhan Bey, çantada ne var?” diye sordum hayretler içinde. Bilgisayar, şarj cihazları, ilave fotoğraf makinası, objektifler; bir haberci için gerekli her şey…

“Keyif için yürüyoruz şurada, bu kadar yük taşınır mı?” dediğimde, samimi ama onun gerçeğini ıska geçer haldeydim, yıllardır tanıyor olmama rağmen.

“Hiç bırakmadım ki” diye yanıtladı.

*

Rus Büyükelçi Andrey Karlov’a Ankara’da düzenlenen suikastın fotoğraflarını, katilin karşısına dikilerek anbean çeken Burhan Özbilici’nin iradesi, o anın değil; tüm yaşantısıyla buna hazır düşünce yapısının karşılığıdır.

“Evet biliyorum, vurulabilirdim de. Ama sorumluluk duygusu ve iş etiği…” diyor.

*

2017 Dünya Basın Fotoğrafı Ödülü Burhan Özbilici’ye verildi. Ona olan ilginin bu ödül ile başladığını düşünmeyin ama. Dünyanın en saygın üniversiteleri, basın kuruluşları onunla görüşmek, onu anlamak, tanımak istediler. BBC, The Washington Post, The New York Times, Princeton Üniversitesi…

Macron'un seçimi kazanmasından üç gün sonra, Mitterrand'ın efsanevi Kültür Bakanı Jack Lang, "Macron değil, asıl imkânsızı sen başardın. Kaybetseydi sadece biraz para kaybetmiş olacaktı. Hiçbir hayati riski yoktu seçimde. Ama sen hayatını riske attın. İnsanı ve değerlerini bu kadar yücelttiğin için sana minnettarız" der. Bu sözlere itirazlarını da Lang, şöyle karşılar: “Bir dakika, yaptığın işle ilgili dünya kadar şey okudum. Kim olduğun ve ne yaptığın tescillendi. İtiraz hakkın yok artık!”

Fransız TV5 kanalına verdiği röportajda yanıtları üzerine sunucu, “Bir dakika sen gerçekte gazeteci misin, yoksa filozof mu?” diye sorar. “Gerçekte kedi bakıcısıyım hayatta…” şeklinde yanıtlar ve gülüşürler ama verdiği yanıt gerçektir. Hayvana sevgi ve ilgisi, işine gösterdiği özenden az değildir; ben şahidim.

Salgın sürecine kadar dünyanın çeşitli yerlerinde 200 kadar röportaj verdi. Fransa sayılamayacak kadar çok, İtalya yedi kere davet etti. Cesareti üzerine konuşuldu. Sosyolojik, psikolojik tahlillerde ona referans verilir oldu. Hollanda Prensi, özellikle prensesin gerisinde kalma nezaketine cevaben “Bugün kral sensin” dedi ama el âlem aptal, biz akıllı; Türkiye’den bir üniversite, bir yayın kuruluşu, bir STK onu aramadı.

Ne bereketli topraklardayız ki, bir damla yağmura dahi engel olma çabası içindeyken biz, gene de verim elde ederiz. Bizden hala Burhan Özbilici gibi değerler çıkmasına şaşırırım ve bir de sırtındaki heybeyi, çanta sanan halime…

*

Heybesinde “erdem” taşıyan bu insanı, o katil pekâlâ öldürebilirdi. Görmedi mi dersiniz? Gördü. Ya bizim basın, bizim akademi, bizim entelektüel? Görmedi ya da görmezden geldi.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile bir sohbetinde, ödülden haberi olmadığı açığa çıkar. Başbakanın ekibinden bir kişi dahi, önüne bu haberi koymamış. “Basın müşaviri” falan var siyasetçilerin, biliyorsunuz.

Bir de basın mensuplarının kendileri var. Tarih 7 Mayıs 2017, Macron seçimi kazanmış konuşma yapacak, onu dinlemek için haberciler Paris’te Louvre önündeler. Özbilici’ye gösterilen ilgiye karşılık, Hürriyet’in Ertuğrul Özkök’ünün bu basın ödülünden bihaber olduğu anlaşılır.

Bu örnekleri çoğaltmak, konumuza katkı sağlar mı?

*

Ahlaklı olmayan adamın, hiç bir davası ve başarısı da olamaz” diyen Burhan Özbilici’nin yegâne başarısı bu değil. Nice başarılarıyla bu isim eğer bir yabancı olsaydı, hani şöyle Avrupa’dan Amerika’dan; şu vakıf üniversitelerimiz paralar öder, onu defalarca davet ederdi, ülkemizde defalarca gündeme gelirdi.

Eğer ABD’de olsaydı, hiç şüphesiz Pulitzer’i de alacağı ifade edildi ama bunu kaçırılmış bir ödül olarak görmesi mümkün değil onun. Çünkü o, gurur duyduğu şekilde ülkesinin insanı.

*

9 Mart 2021 tarihinde Rus Büyükelçi Andrey Karlov suikastı davasında karar açıklandı: Şu kadar ceza bu kadar ceza…

Burhan Özbilici “Daha o an, o iyi insanın ölümünün acısı içime oturmuştu” diyor. O iyi insan bizim yurdumuzda eşinden, oğlundan, dostlarından koparıldı. Acaba neden?

15 Temmuz darbe girişimine karşı Ruslar yanımızdaydı. Suriye görüntüsünde, buna bir karşılık mı verildi dersiniz? Bilemem ve zaten düşünsel kaygıyla yazma çabası içinde benden, daha ileri yorum beklemeyin. Ama şu katilin neden canlı ele geçirilemediğini, merak eder dururum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.