Hasan Yılmaz
Köşe Yazarı
Hasan Yılmaz
 

Bugünden Yarına Sorunlar Taşımayalım

[simple-author-box] Asya’dan Anadolu’ya, oradan da Avrupa’ya uzanan tarih yolculuğumuz sırasında farklı milletler, etnik gruplar, kültürler ve medeniyetlerle temasta bulunmuş bir milletiz. Aşiretten devlete, devletten imparatorluğa, imparatorluktan ulus devlete giden uzun yolculuğumuz sürecinde sahip olduğumuz gücümüzle, kurduğumuz medeniyetlerimizle iftihar ettik. Eriştiğimiz seviye itibarıyla daha mükemmeli olamayacağı vehmiyle geldiğimiz yeri zirve zannedip sıkı sıkıya sarıldık. Sahip olduğumuz güç ve özgüven, bir yandan kendimizi yenilememizi, diğer yandan değişen şartlara uyum sağlamamızı zorlaştırdı. Bu durum devlet ve millet olarak muhafazakâr bir kimliğe bürünmemize yol açtı. Asabiyemizi besleyen bu durum sebebiyle yıllarca intikal gecikmesi yaşadık. Bir tespiti açık yüreklilikle yapmak gerekirse geldiğimiz seviye itibarıyla öncülük yapan, taklit edilen bir millet ve devlet değiliz. Yeryüzündeki toplam refahın paylaşılmasında, egemenlik araçlarının kullanılmasında ve kültürel etki yaratmada batının üstünlüğü devam ediyor. Zihinlerin efendiliğini batılılar yapıyor. Biz de bu gerçeğin idrakiyle hareket etmeliyiz. Gözümüze kör edici aydınlatma lambaları tutulmasına izin vermemeliyiz. Eskilerin “Eski Hâl Muhal” diye bir sözü var. Nasıl ki, dünün ihtiyaçlarına dünün şartlarıyla cevap bulunduysa, yarının ihtiyaçlarına da yarının şartlarıyla cevap bulmalıyız. Dünden ders alan, bugünü yaşayan aydınlarımızın, geleceği inşâ etmeye kafa yormalıdır. Türkiye de “efradını cami” bir ülke olarak devletler arasındaki rekabette kendini yeniden konumlandırmalıdır. Bunun için de gidişat iyi okunmalı ve geleceğe en doğru şekilde hazırlanmalıdır. Türk milleti yarın hangi kimlik kodlarıyla şekillenecek? Küresel ölçekli tekleştirici kültür tehdidine cevap bulabilecek miyiz? Ya da kendi kültür kodlarımızı küresel kodlara dönüştürüp bütün dünyaya teklif edebilecek miyiz? Tüketen kültürden, üreten kültüre, tüketilen kültüre geçebilecek miyiz? Türkiye’nin yarınını hayal ederken, bu soruların cevabını arayıp bulmalıyız. Sorduğum soruların cevapları toplumsal mühendislik çalışması değildir. İnsanlığa söyleyecek sözü olan milletimiz ve devletimizin geleceğini düşünmektir. Yarını hayal ederken, elbette dünden örneklere bakacağız. Ama asla mazide yaşamaya, maziyi taklit etmeye çalışmayacağız. Maziden ders çıkartalım ama, maziyi günümüze uyarlamaya kalkmayalım. Çünkü yarınla ilgili işler, yarının istek ve ihtiyaçlarıyla ilgili işler olacaktır. Bu sebeple bugünden yarına sorun taşımayalım. Öyle ya da böyle nüfusunun yüzde 90’ı kentlerde yaşayan bir ülkeyiz. Böyle bir ülkenin geleceğe güçlü ve güvenli bir şekilde gidebilmesi erdemli, ahlaklı kişilerin yetiştirilmesiyle mümkündür. Değer üreten, çalışkan, erdemli, ahlaklı kişilerden meydana gelen toplumlara gıpta edileceğini unutmayalım. Vaktiyle Ziya Paşa,“Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm / Dolaştım mülk-ü İslam-ı bütün viraneler gördüm” dizelerini kaleme almıştı. Yeni Ziya Paşalar yaratalım ama onlar bir daha böyle dizeler yazmaya ihtiyaç duymasınlar. Vaktiyle yaşadığımız intikal gecikmesinden sonuçlar çıkartalım. Türkiye’yi bir hafta sonrasını göremeyen siyasi çekişmelerin girdabından kurtaralım. Daha güzel bir Türkiye’de yaşamanın şartının bugünden yarına sorun taşımamak olduğunu unutmayalım. Dünden gelen sorunlarla yeterince oyalandık. Biz de sonraki nesillere kendi sorunlarımızı bırakmayalım. Günün işini günde görelim ve gelecek nesillere kendi gerçeklerine göre yaşama fırsatı sunalım.
Ekleme Tarihi: 09 Haziran 2021 - Çarşamba

Bugünden Yarına Sorunlar Taşımayalım

[simple-author-box]

Asya’dan Anadolu’ya, oradan da Avrupa’ya uzanan tarih yolculuğumuz sırasında farklı milletler, etnik gruplar, kültürler ve medeniyetlerle temasta bulunmuş bir milletiz. Aşiretten devlete, devletten imparatorluğa, imparatorluktan ulus devlete giden uzun yolculuğumuz sürecinde sahip olduğumuz gücümüzle, kurduğumuz medeniyetlerimizle iftihar ettik. Eriştiğimiz seviye itibarıyla daha mükemmeli olamayacağı vehmiyle geldiğimiz yeri zirve zannedip sıkı sıkıya sarıldık. Sahip olduğumuz güç ve özgüven, bir yandan kendimizi yenilememizi, diğer yandan değişen şartlara uyum sağlamamızı zorlaştırdı. Bu durum devlet ve millet olarak muhafazakâr bir kimliğe bürünmemize yol açtı. Asabiyemizi besleyen bu durum sebebiyle yıllarca intikal gecikmesi yaşadık.

Bir tespiti açık yüreklilikle yapmak gerekirse geldiğimiz seviye itibarıyla öncülük yapan, taklit edilen bir millet ve devlet değiliz. Yeryüzündeki toplam refahın paylaşılmasında, egemenlik araçlarının kullanılmasında ve kültürel etki yaratmada batının üstünlüğü devam ediyor. Zihinlerin efendiliğini batılılar yapıyor. Biz de bu gerçeğin idrakiyle hareket etmeliyiz. Gözümüze kör edici aydınlatma lambaları tutulmasına izin vermemeliyiz.

Eskilerin “Eski Hâl Muhal” diye bir sözü var. Nasıl ki, dünün ihtiyaçlarına dünün şartlarıyla cevap bulunduysa, yarının ihtiyaçlarına da yarının şartlarıyla cevap bulmalıyız. Dünden ders alan, bugünü yaşayan aydınlarımızın, geleceği inşâ etmeye kafa yormalıdır. Türkiye de “efradını cami” bir ülke olarak devletler arasındaki rekabette kendini yeniden konumlandırmalıdır. Bunun için de gidişat iyi okunmalı ve geleceğe en doğru şekilde hazırlanmalıdır.

Türk milleti yarın hangi kimlik kodlarıyla şekillenecek?

Küresel ölçekli tekleştirici kültür tehdidine cevap bulabilecek miyiz?

Ya da kendi kültür kodlarımızı küresel kodlara dönüştürüp bütün dünyaya teklif edebilecek miyiz? Tüketen kültürden, üreten kültüre, tüketilen kültüre geçebilecek miyiz?

Türkiye’nin yarınını hayal ederken, bu soruların cevabını arayıp bulmalıyız.

Sorduğum soruların cevapları toplumsal mühendislik çalışması değildir. İnsanlığa söyleyecek sözü olan milletimiz ve devletimizin geleceğini düşünmektir. Yarını hayal ederken, elbette dünden örneklere bakacağız. Ama asla mazide yaşamaya, maziyi taklit etmeye çalışmayacağız. Maziden ders çıkartalım ama, maziyi günümüze uyarlamaya kalkmayalım. Çünkü yarınla ilgili işler, yarının istek ve ihtiyaçlarıyla ilgili işler olacaktır. Bu sebeple bugünden yarına sorun taşımayalım.

Öyle ya da böyle nüfusunun yüzde 90’ı kentlerde yaşayan bir ülkeyiz. Böyle bir ülkenin geleceğe güçlü ve güvenli bir şekilde gidebilmesi erdemli, ahlaklı kişilerin yetiştirilmesiyle mümkündür. Değer üreten, çalışkan, erdemli, ahlaklı kişilerden meydana gelen toplumlara gıpta edileceğini unutmayalım.

Vaktiyle Ziya Paşa,“Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm / Dolaştım mülk-ü İslam-ı bütün viraneler gördüm” dizelerini kaleme almıştı. Yeni Ziya Paşalar yaratalım ama onlar bir daha böyle dizeler yazmaya ihtiyaç duymasınlar. Vaktiyle yaşadığımız intikal gecikmesinden sonuçlar çıkartalım. Türkiye’yi bir hafta sonrasını göremeyen siyasi çekişmelerin girdabından kurtaralım. Daha güzel bir Türkiye’de yaşamanın şartının bugünden yarına sorun taşımamak olduğunu unutmayalım. Dünden gelen sorunlarla yeterince oyalandık. Biz de sonraki nesillere kendi sorunlarımızı bırakmayalım. Günün işini günde görelim ve gelecek nesillere kendi gerçeklerine göre yaşama fırsatı sunalım.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.