“Çok yoğunum.”
Yöneticilerden en sık duyduğumuz cümlelerden biri. Çok meşgul olmak gerçekten iyi yöneticiliğin göstergesi mi?
Eğer gününüzün tamamı operasyonun içinde geçiyorsa, her karar için çalışanlarınız sizi bekliyorsa, her işi bizzat takip ediyorsanız ve siz olmadan işler yürümüyorsa ortada bir yoğunluk var demektir. Ancak bu yoğunluk, yöneticilikten çok bekçilik yaptığınız için olabilir.

Bir işletme sahibini düşünün:
Sabah dükkanı açıyor, personelin ne yaptığını kontrol ediyor, satın alma siparişlerini kendisi onaylıyor, müşterinin şikayetiyle kendisi ilgileniyor, kasayı kontrol ediyor, hatta çalışanlardan birinin izin talebini bile kendisi değerlendiriyor.
Ve bir gün rahatsızlanıyor ve işletmeye gidemiyor.
Ertesi gün çalışanlar onu arıyor:
“Ne yapalım?”
İşte tam burada gerçek tablo ortaya çıkıyor.
İşletme sahibinin yokluğunda işler duruyorsa, aslında işletme yönetilmiyordur; işletme sahibine bağımlı hale gelmiştir.
Yöneticinin görevi her işi kendisi yapmak değil, işlerin doğru insanlar tarafından doğru şekilde yapılmasını sağlamaktır.
İyi bir yönetici önce doğru ekibi kurar. Sonra görev, yetki ve sorumlulukları net biçimde dağıtır. Ekibine alan açar, güven verir ve gerektiğinde müdahale eder. Kendisi her işin başında durmaz; sistemi kurar ve sistemin çalışıp çalışmadığını takip eder.
Çünkü işletme sahibinin ya da yöneticinin değeri, kaç problemi çözdüğüyle değil, kaç problemin kendisine gelmeden çözülebildiğiyle de ölçülür.
Bir gün izin yaptığınızda işletme duruyorsa, telefonunuz susmuyorsa ve herkes “Patron ne der?” diye size bakıyorsa, belki de biraz durup düşünmenin zamanı gelmiştir.
“Ben gerçekten yönetiyor muyum, yoksa işlerin başında bekliyor muyum?”
Yönetici olmak, her şeye yetişmek değildir.
Doğru sistemi kurup, doğru insanların işini doğru şekilde yapmasını sağlamaktır.
Bereketli günleriniz olsun.