Bir işletme kurarken yapılan en büyük hata, her şeyi aynı anda ve tek başına yapmaya çalışmaktır. Girişimcilerin çoğu daha yolun başında kendini vazgeçilmez ilan eder. Ürünü kendisi seçer, satışı kendisi yapar, muhasebeyi takip eder, personeli yönetir. İlk aşamada bu durum kaçınılmaz gibi görünür; çünkü kaynaklar sınırlıdır, güven duygusu düşüktür. Ancak bu geçici refleks kalıcı hale geldiğinde işletme büyüme şansını kaybeder.

Her işi en iyi kendisinin yaptığına inanan işletme sahibi, farkında olmadan ekibinin gelişimini engeller. Karar alma süreçleri yavaşlar, sorumluluklar netleşmez, çalışanlar inisiyatif kullanamaz. İşletme sahibinin olmadığı her an, iş durma noktasına gelir. Böylece ortaya, çok çalışan ama bir türlü ölçeklenemeyen bir yapı çıkar.
İkinci büyük hata ise sistem kurmayı sürekli ertelemektir. “Önce para kazanalım, sonra düzen kurarız” yaklaşımı, kısa vadede mantıklı görünse de uzun vadede ciddi sorunlar doğurur. Sipariş artar ama takip sistemi yoktur. Ekip büyür ama görev tanımları belirsizdir. İş hacmi genişler, kontrol zayıflar.
Halbuki sürdürülebilir başarı, işi kişilere değil sistemlere bağlamakla mümkündür. Yetki devri yapan, süreçleri tanımlayan ve baştan nasıl büyüyeceğini planlayan işletmeler hem sahibini özgürleştirir hem de uzun vadede kalıcı olur. Bu nedenle girişimcilik, sadece çok çalışmak değil, doğru zamanda doğru yapıyı kurabilmektir. İşletme sahibi kendini merkeze koymak yerine, işi ayakta tutacak mekanizmaları tasarlamalıdır. Aksi halde başarı, kişinin enerjisiyle sınırlı kalır. Sistem kurmak masraf değil, büyümenin ön şartıdır. Erken kurulan sağlam sistemler, belirsizliği azaltır, kararları hızlandırır ve işletmenin sahibinden bağımsız şekilde değer üretmesini sağlar. Bu yaklaşım uzun vadede daha az stres, daha çok sürdürülebilirlik ve büyüme getirir.
Bereketli günleriniz olsun.