Çalışma Hayatı Haber Girişi: 14.10.2022 - 10:52, Güncelleme: 14.10.2022 - 10:52

HAK-İŞ, Emekçinin Emeğini, Ekmeğini savunan Vergi Raporunu Cumhurbaşkanı ve Bakanlara Sundu

 

HAK-İŞ, Emekçinin Emeğini, Ekmeğini savunan Vergi Raporunu Cumhurbaşkanı ve Bakanlara Sundu

HAK-İŞ Konfederasyonu'nun ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin tespit ve önerilerini içeren raporu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Ak Parti Grup Başkanvekillerine sunuldu. HAK-İŞ Konfederasyonu Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesine İlişkin Tespitleri ve Önerileri Raporunda, ücretlilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 40'ının gelir vergisi, sigorta primi, işsizlik ödeneği ve diğer kesintilere gittiğine dikkat çekilerek, ücret gelirlerinin vergilendirilmesi konusunda yapılacak düzenlemelere ilişkin önemli tespit ve taleplerde bulunuldu.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut ARSLAN, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin olarak hazırlanan raporu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nurettin Nebati, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Bilgin ve Ak Parti Grup Başkanvekillerine sundu. “HAK-İŞ Konfederasyonu Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesine İlişkin Tespitleri ve Önerileri Raporunda” şu tespit ve önerilere yer verildi: “Son yıllarda dünya genelinde yaşanan ekonomik daralma nedeniyle ülkemiz ekonomisi de olumsuz etkilenmiş ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN liderliğinde yüksek enflasyon karşısında çalışanların korunmasına yönelik hükümetimiz tarafından birçok tedbir hayata geçirilmiştir. Temmuz ayında ücretlere önemli oranda ara zam yapılmasına rağmen, ikinci altı aylık dilimde vergi dilimleri arasındaki farkı belirleyen miktar değişmemiştir. Bu durum çalışanların eline geçecek net ücretlerde azalma yaşanmasına neden olmaktadır. Gelir vergisi dilimlerinin enflasyon oranında artmaması nedeniyle net ele geçen ücretlere zam miktarları aynı oranda yansımamış, aksine ücretlilerde gelir kaybı yaşanmıştır. Ülkemizde, ücretlilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 40'ı (OECD, 2021 verileri) gelir vergisi, sigorta primi, işsizlik ödeneği ve diğer kesintilere gitmektedir. Dolayısıyla, ücret gelirlerinin vergilendirilmesi hususunda düzenlemeler yapılması önem arz etmektedir. Bu çerçevede HAK-İŞ olarak ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin; Acil olarak kriz sürecinde tüm ücretliler üzerinden alınan vergi oranının  % 10 olarak belirlenmesi Vergi dilimlerinin son dönemde ücretlere yapılan zam oranlarına paralel olarak yeniden düzenlenmesini ve her bir vergi dilimi miktarının gözden geçirilerek 1 Temmuz 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere % 42,5 (altı aylık enflasyon oranı) oranında artırılması, Aile yükümlülüklerini dikkate alarak ailelere indirimli olmak üzere sürdürülebilir bir vergi sisteminin hayata geçirilmesi, Ücretli çalışanların da diğer kazanç sahiplerinde olduğu gibi kira, elektrik, doğalgaz, eğitim, sağlık vb. temel giderlerinin gelir vergisi matrahından mahsup edilmesi, Vergi dilimlerindeki artış oranının enflasyon oranının üstünde belirlenmesi ve her bir vergi dilimi miktarının aynı oranda artırılması (%15-%20-%27-%35-%40 yerine %15-%20-%25 gibi) Aylık gelir vergisi istinası hesaplaması yapılırken asgari ücretin ilgili aydaki gün sayısının dikkate alınmasını talep etmekteyiz. Söz konusu bu taleplere ilişkin detaylı olarak hazırlamış olunan rapor Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi. Vergi adaleti bakımından özellikle dar gelirli çalışanların tasarruf yapabilir duruma gelmeleri için tüketim üzerinden alınan vergi yükünün yani dolaylı vergilerin azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi zorunludur. Ancak çalışanlardan kesilen gelir vergisi uygulamasında yaşanan bir takım sorunların ivedilikle çözülmesi gerekmektedir. Bu sorunları şu şekilde özetleyebiliriz: Vergi Dilimi Miktarlarının Düşük ve Vergi Oranlarının Yüksek Olması Nedeniyle Çalışanların Eline Geçen Net Ücretler Yıl İçerisinde Azalmaktadır Çalışanların eline geçen net ücret, vergi dilimlerinin değişmesi nedeniyle, yıl içerisinde azalmaktadır. Ücretli çalışanın bir yandan enflasyon nedeniyle satın alma gücü gerilerken öte yandan artan vergi oranı nedeniyle net ücreti önemli oranda azalmaktadır. Örneğin brüt maaşı 15.000,00 TL olan bir işçinin eline Ocak ayında net 11.399,64 TL geçerken, yıl sonunda bu rakam 10.342,83 TL’ye gerilemektedir. Bu kapsamda, vergi uygulaması nedeniyle yaklaşık %10’luk bir ücret kaybı ortaya çıkmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere, enflasyonist bir ortamda yıl sonuna doğru enflasyon en yüksek rakamlara ulaşırken ve satın alma gücü düşmüşken çalışanların ücretleri üzerindeki bu azalma hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, HAK-İŞ olarak ülkemizin içinde bulunduğu yüksek enflasyonist ortamı ve ücretlerdeki ara dönem zammı da dikkate alınarak, ücretlerdeki gelir vergisi tarife dilimlerine yönelik yeni bir düzenlemenin gerekli olduğuna inanıyoruz. Yıllar İtibariyle Vergi Dilimlerinin Artış Oranı (Yeniden Değerleme Oranları) Asgari Ücretin Artış Oranının Çok Gerisinde Kalmıştır. Ücretlere ait gelir vergisi tarifesi dilimlerindeki artışlar yıllar itibariyle asgari ücrete yapılan artış oranlarına göre çok geride kalmış ve bu durumda ücretli çalışanlar önceki yıllara oranla çok daha erken bir süre içerisinde bir üst vergi dilimine tabii olmaya başlamışlardır. Örneğin; 2018 yılında ikinci vergi dilimi tutarı 7,29 Asgari ücret tutarında iken 2022 yılında söz konusu vergi dilimi 4,95 asgari ücret seviyesinde kalmıştır. Bu durumda ücretli çalışanlarımız önceki yıllara oranla çok daha erken bir sürede bir üst vergi diliminden vergilendirmeye tabii tutulmaktadır. Oysaki enflasyonist ortamlarda, çalışanların hayat pahalılığı karşısında daha çok korunması gerekirdi. Brüt Asgari Ücret Üzerinde Gelir Elde Eden Çalışanlar Yıl Ortasında Net Asgari Ücret Altında Ücret Almaktadır Brüt asgari ücret üzeri gelir elde eden (Brüt 6.880 TL’ye kadar) çalışanın, gelir vergisinin ikinci dilimine geçmesi sebebiyle, bazı aylarda net asgari ücretin altında, diğer aylarda ise ancak asgari ücret düzeyinde net ücrete hak kazandığı görülmektedir. Örneğin; 2022 Yılının ilk altı ayında asgari ücret üzeri gelir elde eden (6.471-6.880 TL arası) çalışanın, yılın ikinci altı ayında gelir vergisinin ikinci dilimine geçmesi sebebiyle, Temmuz ve Ağustos ayında net asgari ücretin altında diğer aylarda ise ancak asgari ücret düzeyinde net ücrete hak kazandığı görülmektedir. 2022 yılının ilk altı ayında brüt 6.000,00 TL gelir elde eden bir çalışanın, yıl ortasında gelir vergisinin ikinci dilime geçmesi sebebiyle, Temmuz ayında net 5.295,34 TL, Ağustos ayında ise net 5.451,40 TL ücret almaktadır. Görüldüğü üzere, asgari ücret üzerine gelir elde eden çalışanın net ücreti Temmuz ve Ağustos aylarında asgari ücretin altına düşmektedir. HAK-İŞ olarak, ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin olarak, yukarıda açıklanan sorunların giderilmesi ve mevcut enflasyonist ortamda çalışanların enflasyon karşısında korunması için talep ve önerilerimiz şu şekildedir; Kriz Süresince Tüm Ücretliler Üzerinden Alınan Vergi Oranı % 10 Olarak Belirlenmelidir HAK-İŞ olarak, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde yüksek vergi oranlarının kayıt dışılığı teşvik ettiğini ve artırdığını düşünüyoruz. Kayıt dışı istihdam ise yükümlülüklerini yerine getiren mükellefler için haksız rekabete sebep olmaktadır.  Bütün dünya uygulamalarında sabittir ki, vergi oranlarındaki düşüş vergi gelirlerini de arttırmaktadır. Bu çerçevede HAK-İŞ olarak, acil olarak kriz sürecinde tüm ücretliler üzerinden alınan vergi oranının % 10 olarak belirlenmesini talep etmekteyiz. Vergi Dilimleri Yeniden Düzenlenmelidir Son yıllarda vergi dilimlerine yapılan artışlar, ücretlere yapılan iyileştirmelerin çok gerisinde kalmıştır. Bu nedenle, HAK-İŞ olarak vergi dilimlerinin yeniden değerlendirilmesini ve bu değerlendirme yapılırken de enflasyon oranının değerlemeye esas alınmasını talep etmekteyiz. Öte yandan ücretlerdeki yüksek vergi yükü reel gelirlerde düşüşe ve ücret zamlarının erimesine sebep olmaktadır. Bu nedenle de vergi dilimlerindeki geçiş miktarı artırılmalıdır. Vergi dilimlerindeki geçiş miktarlarının arttırılması ivedi olarak önerilmektedir. İkinci dilime geçiş için belirlenecek miktar Türkiye ortalama ücreti dikkate alınarak hesaplanmalıdır.   Bu kapsamda vergi dilimlerinin son dönemde ücretlere yapılan zam oranlarına paralel olarak aşağıdaki gibi yeniden düzenlenmesini ve 1 Temmuz 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her bir vergi diliminin (altı aylık enflasyon oranı) % 42,5 oranında artırılmasını talep ediyoruz. Aile Yükümlülüklerini Dikkate Alan Bir Vergi Sistemi Getirilmelidir Vergilendirmede aile yükümlülüklerinin dikkate alınması ve vergi matrahı ile vergi oranlarının söz konusu yükümlülüklere uygun olarak belirlenmesinin, ailenin ve toplumun geleceği bakımından önemli olduğu inancındayız. Aile değerlerinin sürekli olarak erozyona maruz kaldığı bir ortamda, aile yükümlülüklerinin göz ardı edilerek her bir çalışanın aile fertlerinden bağımsız olarak vergiye tabii tutulması, vergi adaleti ile bağdaşmayacağı gibi, devletin Anayasada belirlenen Ailenin Korunması yükümlülüğüne de aykırılık teşkil edecektir.  Öte yandan bu yönde geliştirilecek politikalar, bireyler nezdinde aileye verilen değeri ve kutsiyeti hatırlatıcı etkiye sahip olacaktır. Bekâr ve çocuksuz bir çalışan ile evli ve/veya çocuklu çalışan kimselerin aynı oranda vergiye tabii tutulmaları, öncelikle vergi adaleti bakımından kabul edilemez. Zira bekâr ve çocuksuz çalışan ile evli ve/veya çocuk sahibi çalışanların giderleri arasında önemli farklar olacağı açıktır. Vergilendirmede bu yükümlülüklerin etkin bir şekilde dikkate alınmaması öncelikle vergi adaleti ile bağdaşmamaktadır. Vergi adaleti aynı durumda olanların aynı vergilendirme usulüne, farklı durumda olanların ise farklı vergilendirme usulüne tabii kılınmalarını gerektirir. Bu nedenle vergi politikaları geliştirilirken bireylerin aile yükümlülüklerinin (evli, çocuk sahibi olmaları) de etkin bir şekilde dikkate alındığı modeller tercih edilmelidir. Bu konuda Federal Almanya Vergi Sisteminde olduğu gibi, eşlere, hane halkı geliri üzerinden veya bireysel gelirleri üzerinden vergilendirme konusunda tercih hakkı tanınması bir alternatif olarak düşünülebilir. Örneğin, eşlerden sadece birisinin çalıştığı bir ailede hane gelirinin 40.000TL olduğu kabul edildiğinde; eşlerin bireysel gelirleri (40.000/2 =) 20.000 TL olarak kabul edilerek, vergi oranları her bir eş için 20.000 TL matrah üzerinden hesaplanmaktadır. Aile yükümlülüklerinin vergilendirmede ne derece etkin olduğu konusu OECD tarafından 2022 yılında yayınlanan uluslararası vergi yükü araştırmaları raporunda çok açık olarak görülmektedir. Söz konusu rapor incelendiğinde vergi sistemlerinin tamamen aile yükümlülükleri dikkate alınarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yine aynı şekilde ülkelerin son 20 yıl içerisinde giderek artan oranda vergi ve sosyal güvenlik primlerini aile yükümlülüklerine göre düzenledikleri görülmektedir. OECD vergi istatistiklerinde vergi yükleri hesaplanırken; Bekar ve Çocuksuz çalışanlardan alınan vergiler, Evli, eşi çalışan ve iki çocuklu aile fertlerinden alınan vergiler, Evli, eşi çalışmayan ve iki çocuklu aile fertlerinden alınan vergiler şeklinde, üç ayrı istatistik tutulmaktadır. Söz konusu istatistiklere bakıldığında yukarıda zikredilen her bir grubun vergi ve sosyal kesintilerden oluşan yükleri arasında önemli farklılıklar olduğu görülmektedir. Ancak ülkemiz rakamlarına bakıldığında bu üç grup çalışan arasında hemen hemen hiçbir farkın bulunmadığı gözlenmektedir. Oysa ki ailenin korunması ve teşvik bakımından aile yükümlülüklerine göre bir vergi sisteminin elzem olduğu açıktır. OECD ülkeleri arasındaki karşılaştırmaya bakıldığında, ülkemizde ücretler üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik prim yüklerinin belirlenmesinde çalışanların aile yükümlülüklerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, bekar ve çocuksuz bir çalışanla evli, eşi çalışmayan ve çocuk sahibi çalışanlar arasında hiçbir ayrım yapmayan tek ülkenin (Meksika dışında) Türkiye olduğu görülmektedir. Bu nedenle temel aile değerlerinin korunmasını temel amaçlarından birisi olarak gören Hak-İş Konfederasyonu aile yükümlülüklerini dikkate alan bir vergi sisteminin bir an önce hayata geçirilmesini bir zorunluluk olarak görmektedir. Ücretli Çalışanların da Kira, Elektrik, Doğalgaz, Eğitim, Sağlık vb. Temel Giderleri Gelir Vergisi Matrahından Mahsup Edilmelidir Bilindiği gibi, ücretli çalışanlar vergi matrahından herhangi bir mahsup yapılamazken, diğer kazanç sahipleri kendileri ve aile fertleri için yapmış oldukları masrafların (eğitim, sağlık vb) bir kısmını vergi matrahından düşürebilmektedirler. Diğer kazanç sahiplerinin giderlerini mahsup ederken, ücret geliri elde edenlerin kendisi ve diğer aile fertleri için yapmak zorunda olduğu gıda, barınma, giyim, ısınma, elektrik, sağlık, eğitim gibi giderlerin gelir vergisi matrahından mahsup edilmemesi, adil olmadığı gibi eşitlik ilkesine de aykırıdır. Zira benzer harcamalar, beyanname usulü ile vergiye tabii mükellefler tarafından yıllık beyannamesi ile gelir vergisi matrahından mahsup edilebilmektedir. Bir işçinin çocuğu için yapmış olduğu eğitim harcamaları vergi matrahından mahsup edilemezken, kendisinin işvereni olan avukat, doktor vb. çalışanların veya yüksek ücret geliri elde edenlerin söz konusu bu giderleri vergi matrahından mahsup edebilmelerinin eşitlik ve adaletle izahı mümkün değildir. Bu nedenle de işveren konumundaki birçok mükellefin, kendisinin ücretli çalışan işçilerinden daha düşük vergi ödediklerine sık sık rastlanmaktadır. HAK-İŞ olarak, ücretli çalışanların da (tıpkı diğer mükellefler de olduğu gibi) elektrik, doğalgaz, eğitim, sağlık vb. temel giderlerinin gelir vergisi matrahından mahsup edilmesini talep ediyoruz. Vergi Dilimlerindeki Artış Oranı Enflasyon Oranının Altında Belirlenmemeli ve Her Vergi Dilimi Miktarı Aynı Oranda Artırılmalıdır Ücretlere ait gelir vergisi tarifesi dilimlerindeki artışlar yıllar itibariyle asgari ücrete yapılan artış oranlarına göre çok geride kalmış ve bu durumda ücretli çalışanlar önceki yıllara oranla çok daha erken bir süre içerisinde bir üst vergi dilimine tabii olmaya başlamışlardır. Örneğin 2018 yılında ikinci vergi dilimi tutarı 7,29 Asgari ücret tutarında iken 2022 yılında söz konusu vergi dilimi 4,95 asgari ücret seviyesinde kalmıştır. Bu durumda ücretli çalışanlarımız önceki yıllara oranla çok daha erken bir sürede bir üst vergi diliminden vergilendirmeye tabii tutulmaktadır. Oysaki enflasyonist ortamlarda, çalışanların hayat pahalılığı karşısında daha çok korunması gerekirdi. Bu çerçevede, HAK-İŞ olarak vergi dilimlerindeki artış oranının enflasyon oranının altında belirlenmemesini ve her bir vergi dilimi miktarının aynı oranda artırılmasını talep ediyoruz. Aylık Gelir Vergisi İstinası Hesaplaması Yapılırken Asgari Ücretin İlgili Aydaki Gün Sayısı Dikkate Alınmalıdır 01.08.2004 tarihli 25540 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Asgari Ücret Yönetmeliği Madde 6'da belirtildiği üzere asgari ücretin bir günlük olarak belirlenmesi esastır. 1-7 Aralık 2021 tarihli 31692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararına göre 1.1.2022-31.12.2022 tarihleri arasında geçerli olan günlük asgari ücret 166,80 TL olarak belirlenmiştir. Günlük ücretle çalışılan işyerlerinde 2022 yılı Ocak ayın bürüt ücreti 166, 80 x 31 = 5.170,80 TL olacaktır. 319 nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği taslağı 5. Maddesinde: "Hizmet erbabının ücret gelirinin, ilgili kadar olması halinde, bürüt tutardan, işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi kesintisi yapılacak, gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmayacaktır." şeklinde belirtilmektedir. Bu çerçevede; 2022 yılında asgari ücret tutar Ocak ayında 5,170,80 TL, Şubat ayında 4.670,40TL, Mart ayında 5.170,80 TL, Nisan ayında 5.004,00 TL olarak hesaplanmaktadır. Aylık istisna tutulan rakam hesaplanırken asgari ücretin 30 günlük tutar üzerinden hesaplanması doğru mudur? Yoksa Kanunda ve tebliğde belirtildiği üzere günlük asgari ücretin ilgili aydaki toplam tutarına göre mi hesaplanması uygundur? Günlük ücret esasına göre çalışanlar işçiler işin tebliğ taslağında herhangi bir örneğe rastlanmamıştır. Örneğin,  asgari ücretli ve yevmiye esasına göre çalışan bir işçi 166,80 *31-(Ocak 2022) = 5.170,80 TL brüt gelir elde edecektir. Tebliğ taslağına göre muaf tutulacak tutar brüt 5.0004,00 TL'dir. Çalışan asgari ücret almasına rağmen 166,80 TL tutarındaki geliri vergiye tabi tutulacaktır. HAK-İŞ olarak, istisna tutulan rakamın kanunda ve tebliğde belirtildiği gibi günlük asgari ücretin aylık tutarına denk gelecek şekilde düzenlenmesini talep etmekteyiz. Bu durumda istisna tutarlar 2022 yılı Ocak ayı asgari ücret tutarı 5.170,80 TL, 2022 yılı Şubat ayı 4.670,40 TL, 2022 yılı Mart ayı 5.170,80, 2022 yılı Nisan ayı 5.004,00 TL vb. şekilde düzenlenmelidir.”
HAK-İŞ Konfederasyonu'nun ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin tespit ve önerilerini içeren raporu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Ak Parti Grup Başkanvekillerine sunuldu. HAK-İŞ Konfederasyonu Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesine İlişkin Tespitleri ve Önerileri Raporunda, ücretlilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 40'ının gelir vergisi, sigorta primi, işsizlik ödeneği ve diğer kesintilere gittiğine dikkat çekilerek, ücret gelirlerinin vergilendirilmesi konusunda yapılacak düzenlemelere ilişkin önemli tespit ve taleplerde bulunuldu.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut ARSLAN, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin olarak hazırlanan raporu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nurettin Nebati, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Bilgin ve Ak Parti Grup Başkanvekillerine sundu. “ HAK-İŞ Konfederasyonu Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesine İlişkin Tespitleri ve Önerileri Raporunda” şu tespit ve önerilere yer verildi:

“Son yıllarda dünya genelinde yaşanan ekonomik daralma nedeniyle ülkemiz ekonomisi de olumsuz etkilenmiş ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN liderliğinde yüksek enflasyon karşısında çalışanların korunmasına yönelik hükümetimiz tarafından birçok tedbir hayata geçirilmiştir.

Temmuz ayında ücretlere önemli oranda ara zam yapılmasına rağmen, ikinci altı aylık dilimde vergi dilimleri arasındaki farkı belirleyen miktar değişmemiştir. Bu durum çalışanların eline geçecek net ücretlerde azalma yaşanmasına neden olmaktadır. Gelir vergisi dilimlerinin enflasyon oranında artmaması nedeniyle net ele geçen ücretlere zam miktarları aynı oranda yansımamış, aksine ücretlilerde gelir kaybı yaşanmıştır.

Ülkemizde, ücretlilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 40'ı (OECD, 2021 verileri) gelir vergisi, sigorta primi, işsizlik ödeneği ve diğer kesintilere gitmektedir. Dolayısıyla, ücret gelirlerinin vergilendirilmesi hususunda düzenlemeler yapılması önem arz etmektedir. Bu çerçevede HAK-İŞ olarak ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin;

  • Acil olarak kriz sürecinde tüm ücretliler üzerinden alınan vergi oranının  % 10 olarak belirlenmesi
  • Vergi dilimlerinin son dönemde ücretlere yapılan zam oranlarına paralel olarak yeniden düzenlenmesini ve her bir vergi dilimi miktarının gözden geçirilerek 1 Temmuz 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere % 42,5 (altı aylık enflasyon oranı) oranında artırılması,
  • Aile yükümlülüklerini dikkate alarak ailelere indirimli olmak üzere sürdürülebilir bir vergi sisteminin hayata geçirilmesi,
  • Ücretli çalışanların da diğer kazanç sahiplerinde olduğu gibi kira, elektrik, doğalgaz, eğitim, sağlık vb. temel giderlerinin gelir vergisi matrahından mahsup edilmesi,
  • Vergi dilimlerindeki artış oranının enflasyon oranının üstünde belirlenmesi ve her bir vergi dilimi miktarının aynı oranda artırılması (%15-%20-%27-%35-%40 yerine %15-%20-%25 gibi)
  • Aylık gelir vergisi istinası hesaplaması yapılırken asgari ücretin ilgili aydaki gün sayısının dikkate alınmasını talep etmekteyiz.

Söz konusu bu taleplere ilişkin detaylı olarak hazırlamış olunan rapor Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi.

Vergi adaleti bakımından özellikle dar gelirli çalışanların tasarruf yapabilir duruma gelmeleri için tüketim üzerinden alınan vergi yükünün yani dolaylı vergilerin azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi zorunludur. Ancak çalışanlardan kesilen gelir vergisi uygulamasında yaşanan bir takım sorunların ivedilikle çözülmesi gerekmektedir.

Bu sorunları şu şekilde özetleyebiliriz:

  1. Vergi Dilimi Miktarlarının Düşük ve Vergi Oranlarının Yüksek Olması Nedeniyle Çalışanların Eline Geçen Net Ücretler Yıl İçerisinde Azalmaktadır

Çalışanların eline geçen net ücret, vergi dilimlerinin değişmesi nedeniyle, yıl içerisinde azalmaktadır. Ücretli çalışanın bir yandan enflasyon nedeniyle satın alma gücü gerilerken öte yandan artan vergi oranı nedeniyle net ücreti önemli oranda azalmaktadır. Örneğin brüt maaşı 15.000,00 TL olan bir işçinin eline Ocak ayında net 11.399,64 TL geçerken, yıl sonunda bu rakam 10.342,83 TL’ye gerilemektedir. Bu kapsamda, vergi uygulaması nedeniyle yaklaşık %10’luk bir ücret kaybı ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda da açıklandığı üzere, enflasyonist bir ortamda yıl sonuna doğru enflasyon en yüksek rakamlara ulaşırken ve satın alma gücü düşmüşken çalışanların ücretleri üzerindeki bu azalma hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.

Bu nedenle, HAK-İŞ olarak ülkemizin içinde bulunduğu yüksek enflasyonist ortamı ve ücretlerdeki ara dönem zammı da dikkate alınarak, ücretlerdeki gelir vergisi tarife dilimlerine yönelik yeni bir düzenlemenin gerekli olduğuna inanıyoruz.

  1. Yıllar İtibariyle Vergi Dilimlerinin Artış Oranı (Yeniden Değerleme Oranları) Asgari Ücretin Artış Oranının Çok Gerisinde Kalmıştır.

Ücretlere ait gelir vergisi tarifesi dilimlerindeki artışlar yıllar itibariyle asgari ücrete yapılan artış oranlarına göre çok geride kalmış ve bu durumda ücretli çalışanlar önceki yıllara oranla çok daha erken bir süre içerisinde bir üst vergi dilimine tabii olmaya başlamışlardır.

Örneğin; 2018 yılında ikinci vergi dilimi tutarı 7,29 Asgari ücret tutarında iken 2022 yılında söz konusu vergi dilimi 4,95 asgari ücret seviyesinde kalmıştır. Bu durumda ücretli çalışanlarımız önceki yıllara oranla çok daha erken bir sürede bir üst vergi diliminden vergilendirmeye tabii tutulmaktadır. Oysaki enflasyonist ortamlarda, çalışanların hayat pahalılığı karşısında daha çok korunması gerekirdi.

  1. Brüt Asgari Ücret Üzerinde Gelir Elde Eden Çalışanlar Yıl Ortasında Net Asgari Ücret Altında Ücret Almaktadır

Brüt asgari ücret üzeri gelir elde eden (Brüt 6.880 TL’ye kadar) çalışanın, gelir vergisinin ikinci dilimine geçmesi sebebiyle, bazı aylarda net asgari ücretin altında, diğer aylarda ise ancak asgari ücret düzeyinde net ücrete hak kazandığı görülmektedir.

Örneğin; 2022 Yılının ilk altı ayında asgari ücret üzeri gelir elde eden (6.471-6.880 TL arası) çalışanın, yılın ikinci altı ayında gelir vergisinin ikinci dilimine geçmesi sebebiyle, Temmuz ve Ağustos ayında net asgari ücretin altında diğer aylarda ise ancak asgari ücret düzeyinde net ücrete hak kazandığı görülmektedir.

2022 yılının ilk altı ayında brüt 6.000,00 TL gelir elde eden bir çalışanın, yıl ortasında gelir vergisinin ikinci dilime geçmesi sebebiyle, Temmuz ayında net 5.295,34 TL, Ağustos ayında ise net 5.451,40 TL ücret almaktadır. Görüldüğü üzere, asgari ücret üzerine gelir elde eden çalışanın net ücreti Temmuz ve Ağustos aylarında asgari ücretin altına düşmektedir.

HAK-İŞ olarak, ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin olarak, yukarıda açıklanan sorunların giderilmesi ve mevcut enflasyonist ortamda çalışanların enflasyon karşısında korunması için talep ve önerilerimiz şu şekildedir;

  1. Kriz Süresince Tüm Ücretliler Üzerinden Alınan Vergi Oranı % 10 Olarak Belirlenmelidir

HAK-İŞ olarak, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde yüksek vergi oranlarının kayıt dışılığı teşvik ettiğini ve artırdığını düşünüyoruz. Kayıt dışı istihdam ise yükümlülüklerini yerine getiren mükellefler için haksız rekabete sebep olmaktadır.  Bütün dünya uygulamalarında sabittir ki, vergi oranlarındaki düşüş vergi gelirlerini de arttırmaktadır.

Bu çerçevede HAK-İŞ olarak, acil olarak kriz sürecinde tüm ücretliler üzerinden alınan vergi oranının % 10 olarak belirlenmesini talep etmekteyiz.

  1. Vergi Dilimleri Yeniden Düzenlenmelidir

Son yıllarda vergi dilimlerine yapılan artışlar, ücretlere yapılan iyileştirmelerin çok gerisinde kalmıştır. Bu nedenle, HAK-İŞ olarak vergi dilimlerinin yeniden değerlendirilmesini ve bu değerlendirme yapılırken de enflasyon oranının değerlemeye esas alınmasını talep etmekteyiz.

Öte yandan ücretlerdeki yüksek vergi yükü reel gelirlerde düşüşe ve ücret zamlarının erimesine sebep olmaktadır. Bu nedenle de vergi dilimlerindeki geçiş miktarı artırılmalıdır. Vergi dilimlerindeki geçiş miktarlarının arttırılması ivedi olarak önerilmektedir. İkinci dilime geçiş için belirlenecek miktar Türkiye ortalama ücreti dikkate alınarak hesaplanmalıdır.  

Bu kapsamda vergi dilimlerinin son dönemde ücretlere yapılan zam oranlarına paralel olarak aşağıdaki gibi yeniden düzenlenmesini ve 1 Temmuz 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her bir vergi diliminin (altı aylık enflasyon oranı) % 42,5 oranında artırılmasını talep ediyoruz.

  1. Aile Yükümlülüklerini Dikkate Alan Bir Vergi Sistemi Getirilmelidir

Vergilendirmede aile yükümlülüklerinin dikkate alınması ve vergi matrahı ile vergi oranlarının söz konusu yükümlülüklere uygun olarak belirlenmesinin, ailenin ve toplumun geleceği bakımından önemli olduğu inancındayız. Aile değerlerinin sürekli olarak erozyona maruz kaldığı bir ortamda, aile yükümlülüklerinin göz ardı edilerek her bir çalışanın aile fertlerinden bağımsız olarak vergiye tabii tutulması, vergi adaleti ile bağdaşmayacağı gibi, devletin Anayasada belirlenen Ailenin Korunması yükümlülüğüne de aykırılık teşkil edecektir.  Öte yandan bu yönde geliştirilecek politikalar, bireyler nezdinde aileye verilen değeri ve kutsiyeti hatırlatıcı etkiye sahip olacaktır.

Bekâr ve çocuksuz bir çalışan ile evli ve/veya çocuklu çalışan kimselerin aynı oranda vergiye tabii tutulmaları, öncelikle vergi adaleti bakımından kabul edilemez. Zira bekâr ve çocuksuz çalışan ile evli ve/veya çocuk sahibi çalışanların giderleri arasında önemli farklar olacağı açıktır. Vergilendirmede bu yükümlülüklerin etkin bir şekilde dikkate alınmaması öncelikle vergi adaleti ile bağdaşmamaktadır. Vergi adaleti aynı durumda olanların aynı vergilendirme usulüne, farklı durumda olanların ise farklı vergilendirme usulüne tabii kılınmalarını gerektirir.

Bu nedenle vergi politikaları geliştirilirken bireylerin aile yükümlülüklerinin (evli, çocuk sahibi olmaları) de etkin bir şekilde dikkate alındığı modeller tercih edilmelidir. Bu konuda Federal Almanya Vergi Sisteminde olduğu gibi, eşlere, hane halkı geliri üzerinden veya bireysel gelirleri üzerinden vergilendirme konusunda tercih hakkı tanınması bir alternatif olarak düşünülebilir.

Örneğin, eşlerden sadece birisinin çalıştığı bir ailede hane gelirinin 40.000TL olduğu kabul edildiğinde; eşlerin bireysel gelirleri (40.000/2 =) 20.000 TL olarak kabul edilerek, vergi oranları her bir eş için 20.000 TL matrah üzerinden hesaplanmaktadır.

Aile yükümlülüklerinin vergilendirmede ne derece etkin olduğu konusu OECD tarafından 2022 yılında yayınlanan uluslararası vergi yükü araştırmaları raporunda çok açık olarak görülmektedir. Söz konusu rapor incelendiğinde vergi sistemlerinin tamamen aile yükümlülükleri dikkate alınarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yine aynı şekilde ülkelerin son 20 yıl içerisinde giderek artan oranda vergi ve sosyal güvenlik primlerini aile yükümlülüklerine göre düzenledikleri görülmektedir.

OECD vergi istatistiklerinde vergi yükleri hesaplanırken;

  • Bekar ve Çocuksuz çalışanlardan alınan vergiler,
  • Evli, eşi çalışan ve iki çocuklu aile fertlerinden alınan vergiler,
  • Evli, eşi çalışmayan ve iki çocuklu aile fertlerinden alınan vergiler şeklinde, üç ayrı istatistik tutulmaktadır.

Söz konusu istatistiklere bakıldığında yukarıda zikredilen her bir grubun vergi ve sosyal kesintilerden oluşan yükleri arasında önemli farklılıklar olduğu görülmektedir. Ancak ülkemiz rakamlarına bakıldığında bu üç grup çalışan arasında hemen hemen hiçbir farkın bulunmadığı gözlenmektedir. Oysa ki ailenin korunması ve teşvik bakımından aile yükümlülüklerine göre bir vergi sisteminin elzem olduğu açıktır.

OECD ülkeleri arasındaki karşılaştırmaya bakıldığında, ülkemizde ücretler üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik prim yüklerinin belirlenmesinde çalışanların aile yükümlülüklerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, bekar ve çocuksuz bir çalışanla evli, eşi çalışmayan ve çocuk sahibi çalışanlar arasında hiçbir ayrım yapmayan tek ülkenin (Meksika dışında) Türkiye olduğu görülmektedir. Bu nedenle temel aile değerlerinin korunmasını temel amaçlarından birisi olarak gören Hak-İş Konfederasyonu aile yükümlülüklerini dikkate alan bir vergi sisteminin bir an önce hayata geçirilmesini bir zorunluluk olarak görmektedir.

  1. Ücretli Çalışanların da Kira, Elektrik, Doğalgaz, Eğitim, Sağlık vb. Temel Giderleri Gelir Vergisi Matrahından Mahsup Edilmelidir

Bilindiği gibi, ücretli çalışanlar vergi matrahından herhangi bir mahsup yapılamazken, diğer kazanç sahipleri kendileri ve aile fertleri için yapmış oldukları masrafların (eğitim, sağlık vb) bir kısmını vergi matrahından düşürebilmektedirler.

Diğer kazanç sahiplerinin giderlerini mahsup ederken, ücret geliri elde edenlerin kendisi ve diğer aile fertleri için yapmak zorunda olduğu gıda, barınma, giyim, ısınma, elektrik, sağlık, eğitim gibi giderlerin gelir vergisi matrahından mahsup edilmemesi, adil olmadığı gibi eşitlik ilkesine de aykırıdır. Zira benzer harcamalar, beyanname usulü ile vergiye tabii mükellefler tarafından yıllık beyannamesi ile gelir vergisi matrahından mahsup edilebilmektedir.

Bir işçinin çocuğu için yapmış olduğu eğitim harcamaları vergi matrahından mahsup edilemezken, kendisinin işvereni olan avukat, doktor vb. çalışanların veya yüksek ücret geliri elde edenlerin söz konusu bu giderleri vergi matrahından mahsup edebilmelerinin eşitlik ve adaletle izahı mümkün değildir.

Bu nedenle de işveren konumundaki birçok mükellefin, kendisinin ücretli çalışan işçilerinden daha düşük vergi ödediklerine sık sık rastlanmaktadır. HAK-İŞ olarak, ücretli çalışanların da (tıpkı diğer mükellefler de olduğu gibi) elektrik, doğalgaz, eğitim, sağlık vb. temel giderlerinin gelir vergisi matrahından mahsup edilmesini talep ediyoruz.

  1. Vergi Dilimlerindeki Artış Oranı Enflasyon Oranının Altında Belirlenmemeli ve Her Vergi Dilimi Miktarı Aynı Oranda Artırılmalıdır

Ücretlere ait gelir vergisi tarifesi dilimlerindeki artışlar yıllar itibariyle asgari ücrete yapılan artış oranlarına göre çok geride kalmış ve bu durumda ücretli çalışanlar önceki yıllara oranla çok daha erken bir süre içerisinde bir üst vergi dilimine tabii olmaya başlamışlardır.

Örneğin 2018 yılında ikinci vergi dilimi tutarı 7,29 Asgari ücret tutarında iken 2022 yılında söz konusu vergi dilimi 4,95 asgari ücret seviyesinde kalmıştır. Bu durumda ücretli çalışanlarımız önceki yıllara oranla çok daha erken bir sürede bir üst vergi diliminden vergilendirmeye tabii tutulmaktadır. Oysaki enflasyonist ortamlarda, çalışanların hayat pahalılığı karşısında daha çok korunması gerekirdi.

Bu çerçevede, HAK-İŞ olarak vergi dilimlerindeki artış oranının enflasyon oranının altında belirlenmemesini ve her bir vergi dilimi miktarının aynı oranda artırılmasını talep ediyoruz.

  1. Aylık Gelir Vergisi İstinası Hesaplaması Yapılırken Asgari Ücretin İlgili Aydaki Gün Sayısı Dikkate Alınmalıdır

01.08.2004 tarihli 25540 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Asgari Ücret Yönetmeliği Madde 6'da belirtildiği üzere asgari ücretin bir günlük olarak belirlenmesi esastır. 1-7 Aralık 2021 tarihli 31692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararına göre 1.1.2022-31.12.2022 tarihleri arasında geçerli olan günlük asgari ücret 166,80 TL olarak belirlenmiştir.

Günlük ücretle çalışılan işyerlerinde 2022 yılı Ocak ayın bürüt ücreti 166, 80 x 31 = 5.170,80 TL olacaktır.

319 nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği taslağı 5. Maddesinde: "Hizmet erbabının ücret gelirinin, ilgili kadar olması halinde, bürüt tutardan, işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi kesintisi yapılacak, gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmayacaktır." şeklinde belirtilmektedir.

Bu çerçevede; 2022 yılında asgari ücret tutar Ocak ayında 5,170,80 TL, Şubat ayında 4.670,40TL, Mart ayında 5.170,80 TL, Nisan ayında 5.004,00 TL olarak hesaplanmaktadır.

  1. Aylık istisna tutulan rakam hesaplanırken asgari ücretin 30 günlük tutar üzerinden hesaplanması doğru mudur? Yoksa Kanunda ve tebliğde belirtildiği üzere günlük asgari ücretin ilgili aydaki toplam tutarına göre mi hesaplanması uygundur?
  2. Günlük ücret esasına göre çalışanlar işçiler işin tebliğ taslağında herhangi bir örneğe rastlanmamıştır. Örneğin,  asgari ücretli ve yevmiye esasına göre çalışan bir işçi 166,80 *31-(Ocak 2022) = 5.170,80 TL brüt gelir elde edecektir. Tebliğ taslağına göre muaf tutulacak tutar brüt 5.0004,00 TL'dir. Çalışan asgari ücret almasına rağmen 166,80 TL tutarındaki geliri vergiye tabi tutulacaktır.

HAK-İŞ olarak, istisna tutulan rakamın kanunda ve tebliğde belirtildiği gibi günlük asgari ücretin aylık tutarına denk gelecek şekilde düzenlenmesini talep etmekteyiz. Bu durumda istisna tutarlar 2022 yılı Ocak ayı asgari ücret tutarı 5.170,80 TL, 2022 yılı Şubat ayı 4.670,40 TL, 2022 yılı Mart ayı 5.170,80, 2022 yılı Nisan ayı 5.004,00 TL vb. şekilde düzenlenmelidir.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.