Konu: Zamanda Buluşan Fırçalar… Ressam Gülay Yüksel ailesi Müge ve Mert'in ortak sanat buluşması
Konu: Zamanda Buluşan Fırçalar… Ressam Gülay Yüksel ailesi Müge ve Mert'in ortak sanat buluşması
HALİM UTLU // Ankara 'dan İstanbul'a taşınan ve uzun zamandır sanatsal çalışmalarını bu kentte sürdüren ressam Gülay Yüksel, iki yetişkin ressam çocuğu ile Medya Sanat Galerisi'nin misafiri oldu.
Gülay Yüksel, oğlu Mert Yüksel ve kızı Müge Çevikoğlu ile 09 Ocak 2025 tarihinde " Zamanda Buluşan Fırçalar” konulu resim sergisi, sanatćı ve sanatseverler tarafından büyük ilgi gördü..
55 KİŞİSEL RESİM SERGİSİ AÇTI
Sanat yaşamında 55 kişisel sergi açan usta sanatçı Gülay Yüksel, bu kez sevenlerinin karşısına yalnızca eserleriyle değil, bir hayatın içinden süzülerek gelen bir hikâyeyle çıkıyor.
“Zamanda Buluşan Fırçalar” konulu sergi, bir anne ve iki yetişkin evladının, farklı zamanlarda başlayan, fakat aynı duyguda birleşen sanat yolculuklarını, aynı çatı altında buluşturuyor.
KIZIYLA İLK KEZ AYNI MEKÂNI PAYLAŞTI
Yüksel için bu sergi, yeni bir duraktan çok, içsel bir eşiği temsil ediyor. Daha önce oğluyla çeşitli sergilerde bir araya gelmiş olsa da, kızıyla ilk kez aynı sergi mekânını paylaşmak onun için bambaşka bir anlam taşıyor.
Yıllar içinde kendi yollarını çizmiş üç ayrı üretimin yan yana gelişi, plansız ama kaçınılmaz bir buluşma gibi duruyor.
ÖYKÜNÜN KÖKLERİ EVDE ATILMIŞ
Bu öykünün kökleri atölyelerden çok, evde atılmış. Sanat, Yüksel ailesinde ders olarak öğretilen bir alan değil; yaşanan, solunan, gündelik hayatın içine karışan bir hâl olmuş.
Sanatçı Yüksel, çocuklarının sanatla ilişkisini anlatırken süslemeye ihtiyaç duymuyor.
“Onların mama sandalyelerinde resim sehpası olan bir anneydim” derken, serginin arkasındaki en yalın gerçeği de dile getiriyor.
Bir yanda üretim, bir yanda annelik; birbirinden ayrılmadan, yan yana.

ÇOCUKLAR, KÜÇÜKKEN SERGİ VE MÜZELERLE TANIŞTILAR
Kendi sanat yolculuğunun üniversite yıllarında başladığını ifade eden Gülay Yüksel, o dönemlerde orijinal eserlerle karşılaşmanın bile zor olduğunu söylüyor. Çocuklarının ise çok küçük yaşlardan itibaren müzelerle, sergilerle ve farklı coğrafyalarla tanıştığını anlatıyor.
Bu durumu bir kıyaslama alanı olarak değil, zamanın değişen imkânları olarak görüyor; kuşaklar arası doğal bir devinim gibi.
Bu devinimin bugünkü karşılıklarından biri, sergide yer alan Mert Yüksel’in üretim dilinde hissediliyor.
MERT YÜKSEL: “DOĞDUĞUMDAN BERİ RESMİN İÇİNDEYİM”
Mert Yüksel, sanatla kurduğu bağı bir başlangıç anıyla değil, hayatının doğal akışıyla tanımlıyor. Kendini bildi bileli resim yaptığını söyleyen sanatçı, üretmenin onun için bir tercih değil, süreklilik hâli olduğunu vurguluyor. Aynı anda birden fazla işle uğraşmayı sevdiğini belirten Yüksel, uzun yıllar boyunca yaratıcılığın farklı alanlarında aktif olarak çalışmış.
Yaklaşık otuz yıl boyunca reklamcılık sektöründe kreatif direktör, sanat yönetmeni ve yaratıcı yönetmen olarak görev alan Yüksel; bu süreçte illüstrasyonlar, filmler, videolar ve çok sayıda görsel projeye imza atmış. Yoğun üretim temposuyla geçen bu yılların ardından emeklilik, onun için bir durak değil, yön değişikliği olmuş.
BU SERGİ 6. KİŞİSEL SERGİ
Sanatla bağının hiçbir zaman kopmadığını ifade eden Yüksel, bu dönemde artık odağını kendi sanatına çevirmesi gerektiğini hissettiğini söylüyor. Daha önce zaman ve yoğunluk nedeniyle sınırlı kalan kişisel üretimin, emeklilikle birlikte hayatında daha fazla yer bulduğunu belirtiyor.
Bu sergi, sanatçının altıncı kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor. Daha önce kişisel sergilerinden birini İstanbul’da, diğerlerini Ankara’da açan Yüksel, sanat fuarlarına katılımı önemsediğini ancak karma sergilere çok sık yer vermediğini dile getiriyor. Onun için sergi, kalabalık görünürlükten çok, üretimin doğal bir devamı.
2 ŞEHİR BİR KARŞITLIK DEĞİL, İKİ AYRI DUYGU HALİ
Ankara’da büyüyüp İstanbul’da yaşamını sürdüren sanatçı, iki şehrin sanat ortamını birbirinden net biçimde ayırıyor. İstanbul’u daha hareketli, daha çılgın ve sınırsız bir alan olarak tanımlarken; Ankara’yı ayağı yere basan, daha geleneksel ama daha samimi bir sanat iklimi olarak görüyor. İstanbul’da her türden sanatçıya ve üretime rastlamanın mümkün olduğunu ifade eden Yüksel, Ankara’daki sanat çevresini ise daha içten ve sahici bulduğunu söylüyor.
Mert Yüksel için bu iki şehir bir karşıtlık değil, iki ayrı duygu hâli. Sanatla kurduğu ilişki de tıpkı bu şehirler gibi; zamanla dönüşen, katmanlanan ve kendi ritmini bulan bir yolculuk olarak şekilleniyor.
MÜGE ÇEVİKOĞLU’NUN RESME YOĞUNLUĞU 10 YIL OLDU
Serginin bir diğer ortağı kızı Müge Çevikoğlu ise sanat yolculuğunu farklı bir yerden besliyor. Uzmanlık alanı İtalyan dili ve edebiyatı olan Çevikoğlu, resmin hayatında çocukluktan beri var olduğunu; ancak bu alana daha yoğun yönelmesinin yaklaşık on yıl öncesine dayandığını söylüyor.
Çevikoğlu’nun resimleri, dil ile görsel ifade arasındaki geçişkenliği sezdiren bir duyarlılık taşıyor.
FUARDAKİ İLGİ, MOTİVASYONUNA TAVAN YAPMIŞ
Annesinin teşvikiyle resme yeniden döndüğünü anlatan sanatçı, birlikte katıldıkları Art Ankara Fuarı’nda, aldıkları ilginin kendisi için güçlü bir motivasyon yarattığını ifade ediyor.
Anne ve iki evladın ilk kez bir arada yer aldığı bu sergiyi gülümseyerek, “Çok seviyorum, artık benden kurtulamazsınız” sözleriyle dile getiriyor.
Çevikoğlu, çeviri çalışmalarını da sürdürmeye devam ediyor. Eskiden hobi olarak yaptığı işi bugün meslek, meslek olarak yaptığı işi ise hobi gibi yaşıyor.
YORUM | SERGİ, BİR ÖYKÜ ANLATMAKTAN ÇOK BİR DURUŞ SERGİLİYOR
Bu sergiyi asıl güçlü kılan, Gülay Yüksel’in çocuklarıyla kurduğu beklentisiz ama derin bağ. Onların kendisini geçmesini istemesi, bir annenin gururundan çok, sanatın sürekliliğine duyulan bir inancı yansıtıyor. Daha erken temaslar, daha geniş bir kültürel birikim ve daha açık bir dünya… Yüksel için bunlar rekabet değil, aktarımın tamamlanması.
ÜÇ AYRI ÜRETİM DİLİ, AYNI MEKÂNDA
" Zamanda Buluşan Fırçalar" temalı sergi, bu yönüyle bir aile sergisi olmanın ötesine geçiyor. Anne figürü burada yalnızca ilk öğretmen olarak değil; sezginin, sabrın ve dünyaya duyarlı bir bakışın sessiz taşıyıcısı olarak duruyor.
Üç ayrı üretim dili aynı mekânda yan yana gelirken, izleyici de zamanla aktarılan, dönüşen ve çoğalan bir hafızanın tanığına dönüşüyor.
BAZI KARŞILAŞMALAR, DAHA SONRA ANLAMINI BULUYOR
Bu sergi bir hikâye anlatmaktan çok, bir duruş sergiliyor. Başlangıçlara, fark edilmeden öğrenilenlere ve zaman içinde içselleştirilenlere duyulan sade bir saygı gibi…
Çünkü bazı karşılaşmalar, ancak zaman geçtikten sonra gerçek anlamını buluyor. Sergi, 04 Şubat'a kadar görülebiliyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.