Mirati Madak
Köşe Yazarı
Mirati Madak
 

Bre bre Brecht!

Bizi güldüren insanları severiz; ancak sayar mıyız? Ciddiyet maskesi takan insanlara yaklaşırken, konuşurken, biz de aynı yüzle, aynı tonda bir öykünme içerisine gireriz. Gülünç görünmekten çekinmeyen adamlara ise; soytarı, yalak, cıvık gibi hoş olmayan sıfatlar takmaktan da geri durmayız. Hele bunu yapan bir kadınsa, alimallah, hafifmeşrep olmasından tutun da etik değerlerinin tartışılmasına değin bir dedikodu alanının açılması günümüzde bile pek şaşırılacak durum değildir. Büyük olasılıkla “kadınlar komik erkeklerden hoşlanır” sözü bir erkek muhabbeti genellemesidir. Kadınların yüksek sesle ve içinden geldiği gibi gülmesi, pek çok bölgede olumsuz karşılanır. İşi biraz daha ileriye götürdüğümüzde “bu gün çok güldük başımıza bir şey gelecek” uyarısına Siz de rast gelmişsinizdir… Maçoluğun egemen olduğu alanlarda, özne olması gereken kadın, anne olmak dışında hep nesnedir. Aksine örnekler görülse de ailenin temel direği olan kadın, kenar süsü mertebesinde bırakılmıştır Dengeli beslenme sorununu çözememiş, eğitim sorununu hep ertelemiş, nitelikli insanı yetiştirememiş, yetiştirdiklerini de kullanamamış ya da elinde tutamamış bir ülkede siyaset edenler mizahtan pek haz etmezler. Erkek erkeğe söyleşmelerde, gülüp eğlenilirken maçoluğu öne çıkmış, raconu keskin bir arkadaş hemen doya doya gülen diş geçirebileceği bir arkadaşına “karı gibi gülme” deme kabalığında bulunup çıkışabilir. Çoğunlukla tahıl ve türevleriyle beslenen bir karbonhidrat toplumu olduğumuzu göz ardı etmeden - açlık tehlikesinin kapımızı çaldığı şu günlerde - en çok gülmeye gereksinmemiz olduğu gerçeği apaçık ortadadır. Bu koşulları topluma dayatmış sürecin mimarları en çok da gülmeye karşıdırlar. Bu zevat, geçinmesi zorlukların ötesine geçmiş kitlelere tutumlu olmayı önerirken, us tanımaz savurganlıklarının örneklerini umursamadan, yapay bir ciddiyetle, baskıcı ve buyurgan bir tavırla sürdürmekten geri durmamaktadırlar. Toplam gelirlerimizin yarısını nüfusun yüzde beşi altısı alırken diğer yarısını, geriye kalanlar paylaşmakta, gittikçe dengesizleşen bir biçimde yoksulluk derinleştirmektedir. Siyaset maçolaşmış, hesap vermeyi bir yenilgi saymaya başlamıştır. Bertold Brecht: “Mizahı olmayan bir ülkede yaşamak çekilmez bir şeydir; ama her an mizah gerektiren bir ülkede yaşamak daha da korkunçtur” demiş. Ülke yoksullaşırken itibardan tasarruf edilmez diyerek kamu kaynaklarını har vurup harman savuranlar, korkunç bir mizahın oyununu sahnelemektedirler. Güldürerek değil, acı acı ağlatarak…
Ekleme Tarihi: 03 Mart 2022 - Perşembe

Bre bre Brecht!

Bizi güldüren insanları severiz; ancak sayar mıyız? Ciddiyet maskesi takan insanlara yaklaşırken, konuşurken, biz de aynı yüzle, aynı tonda bir öykünme içerisine gireriz. Gülünç görünmekten çekinmeyen adamlara ise; soytarı, yalak, cıvık gibi hoş olmayan sıfatlar takmaktan da geri durmayız. Hele bunu yapan bir kadınsa, alimallah, hafifmeşrep olmasından tutun da etik değerlerinin tartışılmasına değin bir dedikodu alanının açılması günümüzde bile pek şaşırılacak durum değildir. Büyük olasılıkla “kadınlar komik erkeklerden hoşlanır” sözü bir erkek muhabbeti genellemesidir. Kadınların yüksek sesle ve içinden geldiği gibi gülmesi, pek çok bölgede olumsuz karşılanır. İşi biraz daha ileriye götürdüğümüzde “bu gün çok güldük başımıza bir şey gelecek” uyarısına Siz de rast gelmişsinizdir… Maçoluğun egemen olduğu alanlarda, özne olması gereken kadın, anne olmak dışında hep nesnedir. Aksine örnekler görülse de ailenin temel direği olan kadın, kenar süsü mertebesinde bırakılmıştır Dengeli beslenme sorununu çözememiş, eğitim sorununu hep ertelemiş, nitelikli insanı yetiştirememiş, yetiştirdiklerini de kullanamamış ya da elinde tutamamış bir ülkede siyaset edenler mizahtan pek haz etmezler. Erkek erkeğe söyleşmelerde, gülüp eğlenilirken maçoluğu öne çıkmış, raconu keskin bir arkadaş hemen doya doya gülen diş geçirebileceği bir arkadaşına “karı gibi gülme” deme kabalığında bulunup çıkışabilir. Çoğunlukla tahıl ve türevleriyle beslenen bir karbonhidrat toplumu olduğumuzu göz ardı etmeden - açlık tehlikesinin kapımızı çaldığı şu günlerde - en çok gülmeye gereksinmemiz olduğu gerçeği apaçık ortadadır. Bu koşulları topluma dayatmış sürecin mimarları en çok da gülmeye karşıdırlar. Bu zevat, geçinmesi zorlukların ötesine geçmiş kitlelere tutumlu olmayı önerirken, us tanımaz savurganlıklarının örneklerini umursamadan, yapay bir ciddiyetle, baskıcı ve buyurgan bir tavırla sürdürmekten geri durmamaktadırlar. Toplam gelirlerimizin yarısını nüfusun yüzde beşi altısı alırken diğer yarısını, geriye kalanlar paylaşmakta, gittikçe dengesizleşen bir biçimde yoksulluk derinleştirmektedir. Siyaset maçolaşmış, hesap vermeyi bir yenilgi saymaya başlamıştır. Bertold Brecht: “Mizahı olmayan bir ülkede yaşamak çekilmez bir şeydir; ama her an mizah gerektiren bir ülkede yaşamak daha da korkunçtur” demiş. Ülke yoksullaşırken itibardan tasarruf edilmez diyerek kamu kaynaklarını har vurup harman savuranlar, korkunç bir mizahın oyununu sahnelemektedirler. Güldürerek değil, acı acı ağlatarak…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.