Ahmet Tek
Köşe Yazarı
Ahmet Tek
 

Kastamonu'nun Ruhuna Yolculuk

Ankara'da şimdi Millet Bahçesi olan Atatürk Kültür Merkezi'nde 2000'in başlarında il tanıtım veya şehir günleri yapılmaya başlandı. Böylece her il zenginliklerini ve ürettiği değerlerini başkentlilere tanıtma fırsatı buldu. Bu gelenek hâlâ devam ediyor. Millet Bahçesi'nde 1-4 Ekim arasında 21. Kastamonu Günleri vardı. Kastamonu Dernekler Federasyonu'nun düzenlediği etkinliği kaçırdıysanız, vah size. Neleri kaçırdığınızı bir bilseniz, dizlerinizi döversiniz. "Kastamonu nasıl bir şehir? Tanımlamak için üç kelime seçme hakkınız var" deseler, aklıma ilk gelen kelimeler "Doğa" "Tarih" ve "Lezzet"  olur. Elbette Kastamonu üç kelimeye sığacak bir şehir değil. Onda Anadolu coğrafyasının her renginden her zenginliğinden her güzelliğinden parçalar var. Deniz mi dediniz; Kastamonu'nun merkez dahil 20 ilçesinden 6'sının Karadeniz'e kıyısı var. Cide, Doğanyurt, İnebolu, Abana, Bozkurt ve Çatalzeytin güzel plajlara ve koylara sahip. İlin sahil şeridinin toplam uzunluğu 172 kilometre. Gideros ve Ginelu koyları, görenlerin hayran kaldığı mavi cennet parçalarıdır.  Orman mı dediniz; Kastamonu, toplam orman alanı büyüklüğünde, Türkiye genelinde, Antalya'dan sonra ikinci sırada. Bu yönüyle yeşil cennet. Kastamonu, baş döndürücü doğa güzelliklerine sahip. Küre Dağları'nın göğe uzanan zirvelerini, derin kanyonları ve adeta birer yeryüzü cenneti olan şelaleleri, denizi, ormanı, bereketli ovaları bırakıp Ankara Millet Bahçesi'ndeki Kastamonu'yu gezelim. Başkent'te 21. Kastamonu Günleri'nden Kastamonu Gazeteciler Derneği Başkanı, duayen gazeteci İzzet Sarı'nın davetiyle haberim oldu. Kastamonu, her ilçesi her ürünü ile Ankara'ya gelmiş. El sanatları örneklerinden Tosya bıçaklar, ahşap oyma işleri, kök boyalı kilimler, taş baskı yazmalar, çarşaf bağları, dokumalar, rengârenk sofra bezleri ilk gözüme çarpanlar arasındaydı. Gurmeler İçin Bulunmaz Fırsat Fuar alanı, gurmeler için bulunmayacak fırsattı. Kastamonu'nun lezzetleri de Ankara'ya taşınmış. Her çeşit bal,  pastırma, çekme helva, kel simit, orman meyvelerinden binbir çeşit ev yapımı reçel, salça, kestane, ceviz, Taşköprü sarımsağı, yörenin ekmek ve börek çeşitleri, tarhanalar, şifalı otlar, mevsim meyveleri ve pek çok ürün... İncecik hamuru ve bol malzemeli Taşköprü usulü sac böreği yapılan bir stant açılmış. Bir kuyruk var ki, gözlerime inanamadım. Mantarlı ve kıymalı börek yapmak için Taşköprü'den 10 kadar kadın gelmiş. Başlarını kaldırmadan, kuyrukta sabırsızlıkla bekleyenlerin taleplerini karşılamaya çalışıyorlar. Döner, Ankara'nın coğrafi işaretli ürünü. Kastamonu'nun döneri de Ankara'nın dönerinden geri kalmaz. Dönercide de kuyruk var ama saç böreği kuyruğu kadar uzun değil. Bir uzun kuyruk da ince dilim pastırma alabilmek için. Kastamonu'nun meşhur etli ekmeği, banduması, oğmaç çorbası ve lezzetli yiyeceklerinin büyük bölümü yoktu ama Fuar alanı yine de mini bir gastronomi durağı gibiydi. Ziyaretçilerin elindeki poşetlerden gördüğüm kadarıyla en çok satılan ürünler, dünyanın en kaliteli ve aromatik sarımsağı olarak kabul edilen Taşköprü sarımsağı, Tosya’nın bereketli topraklarından süzülen pirinç ve Küre dağlarından gelen polen kokulu bal çeşitleri ile kestane diyebilirim. Gözüm Kanlıca mantarı aradı ama göremedim. Kastamonu'nun zanaat kültürünün en zarif örneklerinden olan ahşap baskı yazmalar ve göz nuru iğne oyaları ise kadın ziyaretçilerin ilgi odağıydı. Bana göre, Kastamonu'yu tam anlamıyla Kastamonu yapan, insanlarının renkli, samimi ve candan yanları. Kastamonu insanı, Karadeniz'in tez canlılığını İç Anadolu'nun ağırbaşlılığı ve misafirperverliğiyle birleştirir. Fuar alanında Kastamonu'nun o sevimli ve hoş şivesini duydum, Tosya'nın Yaran oyununu izledim, davul zurna ekibini izledim. Harika Bir Dergi: Köşe Taşı  Başkent'te 21. Kastamonu Günleri'nde bir sürprizle karşılaştım. Kastamonu'da Kültür ve Edebiyat Derneği varmış. Dergilerin bir bir kapandığı bir dönemde bu derneğin yöneticileri "Köşe Taşı" adlı harika bir dergi çıkarıyor. Derneğin kurucusu, Köşe Taşı'nın Genel Yayın Yönetmeni Kastamonu Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Hamdi Nalbant ve Yazar İsmail Karabıyıkoğlu ile tanıştım. Üç ayda bir, ulusal ölçekte yayımlanan Köşe Taşı'nın yayımlanmış 6 sayısını hediye ettiler.  Köşe Taşı, kapağı albenili, içeriği zengin bir dergi. İlk gün, İsmail Karabıyıkoğlu'nun her sayıda yer almış hikâyeleri ile bazı şiirleri okudum. Karabıyıkoğlu'nun hikâyelerini pek beğendim. Üslubu, dili, kelime seçimi ve kahramanları bana Binbir Gece masallarını hatırlattı.  Valisi Şair Olan Şehir Köşe Taşı'nın yazarları arasında Abdullah Harmancı, Hüseyin Akın, Suavi Kemal Yazgaç, Yıldız Ramazanoğlu, Sadık Yalsızuçanlar, Ali Ural, Ali Emre, Yusuf Turan Günaydın, İsmail Karabıyıkoğlu ve Hamdi Nalbant gibi yazılarından tanıdığım değerli isimler var.  Benim dikkatimi çeken bir isim oldu; Meftun Dallı. Dergide hem şiirleri var hem denemeleri. Meftun Dallı kim diye soracak olursanız, alacağınız cevap sizi de şaşırtacak.  Meftun Dallı, Kastamonu Valisi. Kendi ilinde çıkan harika bir derginin yazarları arasında. Yıllardır tanıdığım değerli yöneticimizin bu yönünü bilmiyordum. Bir şair vali, bir edebiyatçı vali... Ne hoş, değil mi?  Kastamonu; doğanın yeşiliyle tarihin ve huzurun dinginliğini, sarımsağın kokusuyla simidin çıtırlığını, en önemlisi de insanının sıcacık tebessümünü tek bir potada eriten memleket. O memleketin esintisi bir etkinlik sayesinde Başkent'e taşındı.  Dostlarla görüştük, yeni dostlar tanıdık, alışverişimizi yaptık. Ankara'da sonbaharın ilk kez sert yüzünü gösterdiği Ekim ayının ilk gününde Kastamonu'yu yeniden görme özlemiyle Millet Bahçesi'nden ayrılırken, gözüm ve gönlüm arkada kaldı.
Ekleme Tarihi: 03 Ekim 2026 -Cumartesi

Kastamonu'nun Ruhuna Yolculuk

Ankara'da şimdi Millet Bahçesi olan Atatürk Kültür Merkezi'nde 2000'in başlarında il tanıtım veya şehir günleri yapılmaya başlandı. Böylece her il zenginliklerini ve ürettiği değerlerini başkentlilere tanıtma fırsatı buldu. Bu gelenek hâlâ devam ediyor.

Millet Bahçesi'nde 1-4 Ekim arasında 21. Kastamonu Günleri vardı. Kastamonu Dernekler Federasyonu'nun düzenlediği etkinliği kaçırdıysanız, vah size. Neleri kaçırdığınızı bir bilseniz, dizlerinizi döversiniz.

"Kastamonu nasıl bir şehir? Tanımlamak için üç kelime seçme hakkınız var" deseler, aklıma ilk gelen kelimeler "Doğa" "Tarih" ve "Lezzet"  olur. Elbette Kastamonu üç kelimeye sığacak bir şehir değil. Onda Anadolu coğrafyasının her renginden her zenginliğinden her güzelliğinden parçalar var.

Deniz mi dediniz; Kastamonu'nun merkez dahil 20 ilçesinden 6'sının Karadeniz'e kıyısı var. Cide, Doğanyurt, İnebolu, Abana, Bozkurt ve Çatalzeytin güzel plajlara ve koylara sahip. İlin sahil şeridinin toplam uzunluğu 172 kilometre. Gideros ve Ginelu koyları, görenlerin hayran kaldığı mavi cennet parçalarıdır. 

Orman mı dediniz; Kastamonu, toplam orman alanı büyüklüğünde, Türkiye genelinde, Antalya'dan sonra ikinci sırada. Bu yönüyle yeşil cennet. Kastamonu, baş döndürücü doğa güzelliklerine sahip.

Küre Dağları'nın göğe uzanan zirvelerini, derin kanyonları ve adeta birer yeryüzü cenneti olan şelaleleri, denizi, ormanı, bereketli ovaları bırakıp Ankara Millet Bahçesi'ndeki Kastamonu'yu gezelim.

Başkent'te 21. Kastamonu Günleri'nden Kastamonu Gazeteciler Derneği Başkanı, duayen gazeteci İzzet Sarı'nın davetiyle haberim oldu. Kastamonu, her ilçesi her ürünü ile Ankara'ya gelmiş. El sanatları örneklerinden Tosya bıçaklar, ahşap oyma işleri, kök boyalı kilimler, taş baskı yazmalar, çarşaf bağları, dokumalar, rengârenk sofra bezleri ilk gözüme çarpanlar arasındaydı.

Gurmeler İçin Bulunmaz Fırsat

Fuar alanı, gurmeler için bulunmayacak fırsattı. Kastamonu'nun lezzetleri de Ankara'ya taşınmış. Her çeşit bal,  pastırma, çekme helva, kel simit, orman meyvelerinden binbir çeşit ev yapımı reçel, salça, kestane, ceviz, Taşköprü sarımsağı, yörenin ekmek ve börek çeşitleri, tarhanalar, şifalı otlar, mevsim meyveleri ve pek çok ürün...

İncecik hamuru ve bol malzemeli Taşköprü usulü sac böreği yapılan bir stant açılmış. Bir kuyruk var ki, gözlerime inanamadım. Mantarlı ve kıymalı börek yapmak için Taşköprü'den 10 kadar kadın gelmiş. Başlarını kaldırmadan, kuyrukta sabırsızlıkla bekleyenlerin taleplerini karşılamaya çalışıyorlar.

Döner, Ankara'nın coğrafi işaretli ürünü. Kastamonu'nun döneri de Ankara'nın dönerinden geri kalmaz. Dönercide de kuyruk var ama saç böreği kuyruğu kadar uzun değil. Bir uzun kuyruk da ince dilim pastırma alabilmek için.

Kastamonu'nun meşhur etli ekmeği, banduması, oğmaç çorbası ve lezzetli yiyeceklerinin büyük bölümü yoktu ama Fuar alanı yine de mini bir gastronomi durağı gibiydi.

Ziyaretçilerin elindeki poşetlerden gördüğüm kadarıyla en çok satılan ürünler, dünyanın en kaliteli ve aromatik sarımsağı olarak kabul edilen Taşköprü sarımsağı, Tosya’nın bereketli topraklarından süzülen pirinç ve Küre dağlarından gelen polen kokulu bal çeşitleri ile kestane diyebilirim. Gözüm Kanlıca mantarı aradı ama göremedim.

Kastamonu'nun zanaat kültürünün en zarif örneklerinden olan ahşap baskı yazmalar ve göz nuru iğne oyaları ise kadın ziyaretçilerin ilgi odağıydı.

Bana göre, Kastamonu'yu tam anlamıyla Kastamonu yapan, insanlarının renkli, samimi ve candan yanları. Kastamonu insanı, Karadeniz'in tez canlılığını İç Anadolu'nun ağırbaşlılığı ve misafirperverliğiyle birleştirir. Fuar alanında Kastamonu'nun o sevimli ve hoş şivesini duydum, Tosya'nın Yaran oyununu izledim, davul zurna ekibini izledim.

Harika Bir Dergi: Köşe Taşı 

Başkent'te 21. Kastamonu Günleri'nde bir sürprizle karşılaştım. Kastamonu'da Kültür ve Edebiyat Derneği varmış. Dergilerin bir bir kapandığı bir dönemde bu derneğin yöneticileri "Köşe Taşı" adlı harika bir dergi çıkarıyor.

Derneğin kurucusu, Köşe Taşı'nın Genel Yayın Yönetmeni Kastamonu Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Hamdi Nalbant ve Yazar İsmail Karabıyıkoğlu ile tanıştım. Üç ayda bir, ulusal ölçekte yayımlanan Köşe Taşı'nın yayımlanmış 6 sayısını hediye ettiler. 

Köşe Taşı, kapağı albenili, içeriği zengin bir dergi. İlk gün, İsmail Karabıyıkoğlu'nun her sayıda yer almış hikâyeleri ile bazı şiirleri okudum. Karabıyıkoğlu'nun hikâyelerini pek beğendim. Üslubu, dili, kelime seçimi ve kahramanları bana Binbir Gece masallarını hatırlattı. 

Valisi Şair Olan Şehir

Köşe Taşı'nın yazarları arasında Abdullah Harmancı, Hüseyin Akın, Suavi Kemal Yazgaç, Yıldız Ramazanoğlu, Sadık Yalsızuçanlar, Ali Ural, Ali Emre, Yusuf Turan Günaydın, İsmail Karabıyıkoğlu ve Hamdi Nalbant gibi yazılarından tanıdığım değerli isimler var. 

Benim dikkatimi çeken bir isim oldu; Meftun Dallı. Dergide hem şiirleri var hem denemeleri. Meftun Dallı kim diye soracak olursanız, alacağınız cevap sizi de şaşırtacak. 

Meftun Dallı, Kastamonu Valisi. Kendi ilinde çıkan harika bir derginin yazarları arasında. Yıllardır tanıdığım değerli yöneticimizin bu yönünü bilmiyordum. Bir şair vali, bir edebiyatçı vali... Ne hoş, değil mi? 

Kastamonu; doğanın yeşiliyle tarihin ve huzurun dinginliğini, sarımsağın kokusuyla simidin çıtırlığını, en önemlisi de insanının sıcacık tebessümünü tek bir potada eriten memleket. O memleketin esintisi bir etkinlik sayesinde Başkent'e taşındı. 

Dostlarla görüştük, yeni dostlar tanıdık, alışverişimizi yaptık. Ankara'da sonbaharın ilk kez sert yüzünü gösterdiği Ekim ayının ilk gününde Kastamonu'yu yeniden görme özlemiyle Millet Bahçesi'nden ayrılırken, gözüm ve gönlüm arkada kaldı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.