Mustafa Kaplan ile her şeyin konuşulduğu röportaj
Spor Sahnesi
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
11.08.2021 - 05:47, Güncelleme:
11.08.2021 - 05:47
Mustafa Kaplan ile her şeyin konuşulduğu röportaj
[simple-author-box]
Türk futbolunun özellikle de Ankara futbolunun marka isimlerinden Mustafa Kaplan, son yıllarda adından en çok söz ettiren ve kendisiyle ilgili çok şey söylenen bir teknik direktör olarak öne çıktı.
Kendisiyle yaptığım sohbette her şeyi sordun o da ANKHABER’e anlattı. İşte o sorular ve cevapları.
Soru: Merhabalar Mustafa Hocam. Hoş geldiniz. Teknik direktörlük kariyerinize nasıl başladınız?
Cevap: 1999-20 sezonunda Ersun Yanal’ın ekibinde Ankaragücü’nde çalışıyordum. Antrenörlük belgem olmadığından ötürü izleme antrenörü olarak görev alarak kariyerime başladım. İlk yardımcı antrenörlüğümü de Ankaragücü’nde Tevfik Lal ile başladı. 2006 senesinde ise Gençlerbirliği’nde 6 aylık bir çalışma dönemim oldu. 2010 yılında Thomas Doll takımdan ayrıldıktan sonra İlhan Başkan takımı bana bırakacağını söyledi. Benim de diplomam yetersiz kaldığından, Ralf Zumdick’den izin alınıp diplomasını kullanarak ilk kez Gençlerbirliği Teknik Direktörü olarak takımı çalıştırdım. Kendisi sabah sporunu yapıyordu, yiyordu, içiyordu ve yatıyordu ama işte diploması olduğundan kendisi takımın Teknik Direktödü olarak biliniyordu. Tabi takımı maçlara hazırlayan ise bendim. Hatta o süreçte İlhan Başkanın bir telefonuyla aniden yurt dışına gider ve oyuncu izlerdim. Ülkeye döndüğümde ise oyuncularla ilgili raporumu başkana sunardım.
Soru: Geçen sezon Gençlerbirliği’ne sportif direktör olarak geldiğinizde; “TD Nobre’nin ayağını Kaplan kaydıracak.” gibi söylemler kamuoyunda yazıldı. Ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Millet konuşuyor. Fuat Çapa gidiyor, Mustafa gönderdi. Nobre gidiyor, Mustafa gönderdi. Ne alakası var? Ben sportif direktör olduğum gün Nobre’yi odama çağırdım. “Başkan böyle bir görev uygun görüyor, sen burada başarılı 5 sene kal, ben burada bu görevde 5 sene kalmaya razıyım” dedim. Diyaloğumuz iyi olmasına rağmen transfer sürecinde kendisiyle ters düştük. Şunu da açıkça ifade edeyim Nobre gitmek istiyordu ve başkanda inisiyatif alıp onu takımdan gönderdi. Çünkü yabancı oyuncular antrenmanlarda yorulmadıklarını söylüyorlardı ve başarısız bir tablo vardı.
Soru: Nobre’nin gidişinin ardından teknik direktörlük görevine siz geldiniz. Süreç nasıl ilerledi?
Cevap: Nobre’nin gidişinin ardından başkana “Aman başkanım beni teknik direktör yapma” dedim ve Thomas Doll ile iletişime geçtik. Kendisiyle anlaşmamızın üzerinden kısa bir süre sonra her ne olduysa fiyatı artırdıklarını söylediler ve olmadı. Hiç hesapta yokken bir akşam başkan beni aradı ve “seni hoca yaptım, çalışacaksan çalış çalışmayacaksan git” dedi. Zoraki hoca oldum denebilir. Göreve geldikten 6-8 hafta sonra da bana yabancı oyuncular üzerinden bir operasyon yapılıp beni göndereceklerini de biliyordum her nedense. Takım iyi giderken bir anda Stancu, Sio, Ayite, Polomat, Zargo, Diego sakatım diyor. Bu yüzden her kazandığımız maçtan sonra takımdan ayrılmak istediğimi söyledim. Hatta bunları takımda görmek istemediğimi de ayrıca ifade ettim. Çünkü bunlar artık limitini doldurmuşlar, sanki devlet memuru olmuşlar. Eğer bunlar takımdan gönderilseydi ben altyapı oyuncularımızla Gençlerbirliği’ni ligde tutardım.
Hatta şunu Gençlerbirliği taraftarları da bilsin.
Karagümrük ile Ankara’da maça çıkacağız. Maçtan bir gün önce kulüpte 2 tane menajer gördüm. Ve bunları ben kulüpten kovdum. Bunların burada ne işi var? Yardımcımı çağırdım ve yarın yenileceğimizi, akabinde de istifa edeceğimi söyledim. Çünkü yabancı oyuncuların maaşları alamıyoruz diye söylemlerinden sonra onları maça çıkartamadık. Yalan konuşuyorlar! Ve maçı yenildik. Maç sonrası ise takımdan bazı oyuncuların gitmesi gerektiğini yayıncı kuruluşa söyledim. Tazminatımı dahi almadan takımdan ayrıldım.
Soru: Nobre’nin gidişinde etken olmadığınızı ifade ettiniz. 20 yıllık teknik adamlık döneminizde sizden kaynaklı takımlardan ayrılan bir teknik adam oldu mu?
Ben Gençlerbirliği’nden sadece 1 teknik adamın gitmesine sebep oldum. O da 2013 yılında Fuat Çapa’dır.
Soru: Gençlerbirliği’nde devre arasında Berat’ın ayrılmasının ardından yerine alınan transferlerin alınma sebebi olarak siz sorumlu tutuldunuz. Ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Spiridonovic ve Lima transferleri Gençlerbirliği Scout raporuyla alındı. Lucas Mugni sadece videoları izlenerek alındı. Ben Boyd, Pazdan, Kulusic ve Hadi Sacko’u istiyordum ama alınmadı. Devre arasında yapılan transferleri o yüzden bana yüklemesinler.
Soru: Gençlerbirliği’nin içinde bir kaosun ve huzursuzluğun olduğu biliniyordu. Bu durumu çözmek adına ne yaptınız?
Cevap: Biz gittik, başkanla konuştuk. Bazı oyuncuların kadro dışı kalması gerektiğini söyledik. Yetmedi 2. Başkan Mehmet Emin Gür’le konuştuk. Hatta toplantı düzenledik. Bu oyuncu grubuyla takım küme düşer dedik. Takımda abi eksikliği vardı. Bu yüzden de durumlar çözülemedi.
Soru: Gençlerbirliği Onursal Başkanı İlhan Cavcav hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Oğlu Murat Cavcav ile kendisini ayıran özellikler nelerdir?
Cevap: Rahmetli başkana tekrardan Allah’tan rahmet diliyorum. Kendisi tam bir futbol profesörü. Gecesini gündüzüne katmış bir adamdı. Gençlerbirliği’ni çocuğu olarak görürdü. Ama kendisini kaybetmemizin ardından Gençlerbirliği’nde bir çöküş yaşanmaya başladı. Bende bu çöküşe çok üzüldüm. Belki bu süreçte beni suçlayanlar oldu ama burada en son suçlanacak adam biziz. Çünkü biz işimizi yaptık.
Murat Cavcav çok temiz kalpli bir insan. Ama kendisinin etrafındaki insanlara çok kolay güvenmesinden kaynaklı bu çöküş engellenemedi.
Soru: Ankaragücü ve Gençlerbirliği’ni birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
Cevap: Türkiye’de parmakla gösterilecek bir taraftara sahip Ankaragücü. Bu taraftarlar olmasaydı Ankaragücü daha aşağı bir ligde olabilirdi. Maç öncesi stadyumda o seyirciyle buluşmak çok başka duyguları beraberinde getiriyordu. Daha güçlü ve daha motive takımımı yönetebilme şansım oluyordu. Gençlerbirliği’ne gelirsek, taraftarları çok kaliteli ve elit bir kesim. Her daim arkasında duran bir kitleye sahipler.
Kulüp içini göz önünde bulundurursak da eğer, Gençlerbirliği kulübünün içi Ankaragücü’ne nazaran daha çok dedikodu barındırıyor. Ankaragücü’nde mesela kavga gürültü olsa dahi 5 dakika sonra herkes beraber oturur ve sohbete devam edilir.
Soru: Ankaragücü’nün geçen sezonki performansı ve bu sezonki hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: Geçen sezon ligden düşmesine çok üzüldüm. Ama nedense geçen sezon taraftar nezdinde özellikle sahiplenilen teknik adamları gördükten sonra Ankara çocuğu olan bana, bu taraftarlar neden sahip çıkmayı tercih etmedi? Hem de Ankaragücü’nü zamanında ligde tutmuş bir teknik adamken. 2012-13 sezonunda otobüs, elektrik ve deplasman parasına yardım vermesi için İlhan Cavcav ile konuşan da bendim. Ama millet bunu bilmiyor.
Bizim Ankaragücü’nde Mehmet Yiğiner döneminde başarılı olduğumuz zaman gibi Ankaragücü yönetimi ve taraftarı eğer bir olmayı başarabilirlerse ligden çıkacaklardır. Ankaragücü seyircisi de bu süreçte her türlü gidişata karşı hocasına ve başkanına destek olmalılar. Bu gerçekleşirse Ankaragücü hak ettiği lige çıkabilecektir.
Soru: Gençlerbirliği’nin bu sezonki hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: Niyazi Akdaş Gençlerbirliği için büyük bir kazançtır. Kendisi adam gibi adamdır. İyi yöneticidir bir kere. Ama yaşanılan ekonomik sıkıntılar ve sil baştan bir takım kurabilmek kendilerini zorlayacak gibi gözüküyor. Metin hocanın tecrübesi ve bilgisiyle bu zorluklar aşılıp, bu sezon Gençlerbirliği sürpriz yapabilir.
Soru: Bundan sonraki kariyerinizdeki tercihlerinizde başka şehre gidebilme cesaretini gösterebilecek misiniz?
Cevap: Kesinlikle öyle. Ekip olarak artık ülkemizdeki bütün şehirlerden gelen teklifleri değerlendirme kararı aldık. Sezon öncesi 1.Lig’den bir takımla her konuda anlaşmıştık. Ama olmadı.
Soru: Teknik direktörlük döneminizde Beştepe-Tandoğan arasında mekik dokudunuz. Yakın zamanda Keçiören durağında da sizleri görecek miyiz?
Cevap: Teklif gelirse eğer değerlendiririz tabi ki. Sonuçta Ankara’da olmaktan mutluyum. Umarım bu sene de kendileri başarılı olurlar ve seneye Süper Lig Ankara kulüpsüz kalmaz.
Soru: Ankara sizin için neyi ifade etmektedir?
Cevap: Ankara’yı ben çok seviyorum. Biz Ankara’da gözümüzü açtık ve çevremiz de bu şehirde şekillendi. O yüzden bu şehre olan aidiyet duygum çok başka.
Soru: Sportif Direktör nedir ve ne yapar hocam?
Cevap: Bana göre fuzuli bir şey.
Soru: Kulüplere yaptırdığınız transferlerde hayal kırıklığına uğradığınız oyuncular oldu mu?
Cevap: Jean Batista’yı Ankaragücü’ne getirtmiştim. 2. Roberto Carlos olur demiştim hatta. Adam iyi başlamıştı ama sonra kaçtı gitti. Gençlerbirliği’ne ise Tozo ve Martin Spelmann’ı aldırmıştım. Ama maalesef ki beklenen performansları göstermediler. Tabi bu tarzda oyuncular oldu.
Soru: Yapılan transferlerin sonrasında ekonomik anlamda zenginleştiğiniz söyleniyor. Ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Ben kulübün menfaatlerini düşünerek çalışan bir adamım. Yokluktan gelmiş bir ailenin de evladıyım. Çobanın oğluyum. Çobanlık yapmışlığım bile var. O yüzden kazancın ve emeğin kıymetini bilen yardımsever biriyim. Buralara da tırnaklarımı kazıyarak geldim. Futboldan çok büyük paralar kazanmadım. 14 sene futbol oynadım, 20 senedir de antrenörlük yapıyorum. Benim 3 evimin, 2 arabamın olması normal değil midir?
Soru: Menajerle ortak çalışıp transferlerin gerçekleştiği söyleniyor. Bu konu hakkında söyleyecekleriniz neler?
Cevap: Gençlerbirliği’nde hiçbir oyuncunun ne kadar alacağına, kaç senelik imza atacağına karışmadım. Ben sadece listemi başkana veriyordum. Mesela Sio, Candeias, Zargo’yu ben aldırdım. Hatta o sezon takımı kim kurdu? Ben kurdum. Takım ligde kalıp başarılı oldu mu? Oldu. Ama bunlar bedelsiz oyunculardı. Benim İngilizcem, Fransızcam veya Rusçam yok. Ben nasıl oluyor da bu futbolcularla diyalog kuracağım? Bu oyuncularla kim diyalog kuruyordu herkes biliyor.
Hatta menajerleri kulüp içinden kovmuşluğum var. Ben geçen sezon takıma geldiğimde Diego ve Furman zaten alınmıştı, ben ise Murat Yıldırım, Mathias ve Mustafa Çeçen’i aldırdım. Sonra diyorlar ki Mustafa Kaplan bütün transferleri yaptırdı? Hadi oradan! Mesela Yasin Öztekin’i Almanya’dan getirdiğimde kendisinin menajeri yoktu. Sonra kulübe geldim ve baktım Yasin’in yanında biri. “Sen kimsin kardeşim?” dedim. “Yasin’in menajeriyim.” dedi. Hemen kulüp içinde A B’ye söylüyor ve menajerler geliyor. Adamlar düzenlerini kurmuş. O yüzden bakarsan son senelerdeki transferlere de, hep aynı menajerlerin olduğunu görürsün.
Soru: Ankara’da birçok genç oyuncuyu Türk futboluna kazandırdınız. Neler hissediyorsunuz?
Cevap: Metehan Mert, Arda Kızıldağ, Ömürcan, Halil İbrahim Pehlivan, Soner Aydoğdu, Berat Ayberk Özdemir, İrfan Can Kahveci, Mert Çetin ve Altay Bayındır’ı futbola ben kazandırdım. Mesela Taylan Antalyalı’nın futbol hayatı bitmişti ben olmasam. Bu oyuncuları Hacettepespor’da oynatarak kazandırdık. Hatta şöyle bir hikayem var. Mert Çetin’i amatöre gönderiyorlardı. Ben İlhan Cavcav ile gittim konuştum. “Başkanım bu oyuncu ileride Milli takımda oynayacak, İstanbul takımlarına satılacak. Eğer olmazsa 1 evim var onu sana vermeye hazırım.” Dedim. Ve şimdi biliyorsunuz Mert Çetin nerede?
Soru: TFF’nin yabancı sayısı kuralı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Cevap: 14 yabancı kuralını doğru buluyorum. Anadolu kulüpleri adına faydalı bir karar ama Avrupa sahnesinde boy gösterecek kulüplerimiz adına kötü bir karar. Türk futbolcuların kalitesinin artması ama buna bağlı değil. Altyapıya önem vermek ve gençlerimize forma şansı vermemiz kurtuluş reçetemiz.
Soru: Kendinize “Kral” diyorsunuz. Bir hikayesi var mıdır?
Cevap: Onu ben demedim. Ankara Amatör kümesinde 29 gol atarak Anlaragücü’ne transfer olduğum sezon arkadaşlar hep “kral” derdi. Sonra da lakabım kral kaldı.
Soru: Son olarak eklemek istedikleriniz?
Cevap: İlhan Cavcav, Cemal Aydın, Murat Cavcav, Fatih Mert, Faruk Koca, Arda Çakmak, Aykut Akalın, Mehmet Yiğiner, Mustafa Bozdoğan’ın üzerimdeki emeklerini asla yok sayamam. Kendileri benim için çok değerli insanlar.
[simple-author-box]
Türk futbolunun özellikle de Ankara futbolunun marka isimlerinden Mustafa Kaplan, son yıllarda adından en çok söz ettiren ve kendisiyle ilgili çok şey söylenen bir teknik direktör olarak öne çıktı.
Kendisiyle yaptığım sohbette her şeyi sordun o da ANKHABER’e anlattı. İşte o sorular ve cevapları.
Soru: Merhabalar Mustafa Hocam. Hoş geldiniz. Teknik direktörlük kariyerinize nasıl başladınız?
Cevap: 1999-20 sezonunda Ersun Yanal’ın ekibinde Ankaragücü’nde çalışıyordum. Antrenörlük belgem olmadığından ötürü izleme antrenörü olarak görev alarak kariyerime başladım. İlk yardımcı antrenörlüğümü de Ankaragücü’nde Tevfik Lal ile başladı. 2006 senesinde ise Gençlerbirliği’nde 6 aylık bir çalışma dönemim oldu. 2010 yılında Thomas Doll takımdan ayrıldıktan sonra İlhan Başkan takımı bana bırakacağını söyledi. Benim de diplomam yetersiz kaldığından, Ralf Zumdick’den izin alınıp diplomasını kullanarak ilk kez Gençlerbirliği Teknik Direktörü olarak takımı çalıştırdım. Kendisi sabah sporunu yapıyordu, yiyordu, içiyordu ve yatıyordu ama işte diploması olduğundan kendisi takımın Teknik Direktödü olarak biliniyordu. Tabi takımı maçlara hazırlayan ise bendim. Hatta o süreçte İlhan Başkanın bir telefonuyla aniden yurt dışına gider ve oyuncu izlerdim. Ülkeye döndüğümde ise oyuncularla ilgili raporumu başkana sunardım.
Soru: Geçen sezon Gençlerbirliği’ne sportif direktör olarak geldiğinizde; “TD Nobre’nin ayağını Kaplan kaydıracak.” gibi söylemler kamuoyunda yazıldı. Ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Millet konuşuyor. Fuat Çapa gidiyor, Mustafa gönderdi. Nobre gidiyor, Mustafa gönderdi. Ne alakası var? Ben sportif direktör olduğum gün Nobre’yi odama çağırdım. “Başkan böyle bir görev uygun görüyor, sen burada başarılı 5 sene kal, ben burada bu görevde 5 sene kalmaya razıyım” dedim. Diyaloğumuz iyi olmasına rağmen transfer sürecinde kendisiyle ters düştük. Şunu da açıkça ifade edeyim Nobre gitmek istiyordu ve başkanda inisiyatif alıp onu takımdan gönderdi. Çünkü yabancı oyuncular antrenmanlarda yorulmadıklarını söylüyorlardı ve başarısız bir tablo vardı.
Soru: Nobre’nin gidişinin ardından teknik direktörlük görevine siz geldiniz. Süreç nasıl ilerledi?
Cevap: Nobre’nin gidişinin ardından başkana “Aman başkanım beni teknik direktör yapma” dedim ve Thomas Doll ile iletişime geçtik. Kendisiyle anlaşmamızın üzerinden kısa bir süre sonra her ne olduysa fiyatı artırdıklarını söylediler ve olmadı. Hiç hesapta yokken bir akşam başkan beni aradı ve “seni hoca yaptım, çalışacaksan çalış çalışmayacaksan git” dedi. Zoraki hoca oldum denebilir. Göreve geldikten 6-8 hafta sonra da bana yabancı oyuncular üzerinden bir operasyon yapılıp beni göndereceklerini de biliyordum her nedense. Takım iyi giderken bir anda Stancu, Sio, Ayite, Polomat, Zargo, Diego sakatım diyor. Bu yüzden her kazandığımız maçtan sonra takımdan ayrılmak istediğimi söyledim. Hatta bunları takımda görmek istemediğimi de ayrıca ifade ettim. Çünkü bunlar artık limitini doldurmuşlar, sanki devlet memuru olmuşlar. Eğer bunlar takımdan gönderilseydi ben altyapı oyuncularımızla Gençlerbirliği’ni ligde tutardım.
Hatta şunu Gençlerbirliği taraftarları da bilsin.
Karagümrük ile Ankara’da maça çıkacağız. Maçtan bir gün önce kulüpte 2 tane menajer gördüm. Ve bunları ben kulüpten kovdum. Bunların burada ne işi var? Yardımcımı çağırdım ve yarın yenileceğimizi, akabinde de istifa edeceğimi söyledim. Çünkü yabancı oyuncuların maaşları alamıyoruz diye söylemlerinden sonra onları maça çıkartamadık. Yalan konuşuyorlar! Ve maçı yenildik. Maç sonrası ise takımdan bazı oyuncuların gitmesi gerektiğini yayıncı kuruluşa söyledim. Tazminatımı dahi almadan takımdan ayrıldım.
Soru: Nobre’nin gidişinde etken olmadığınızı ifade ettiniz. 20 yıllık teknik adamlık döneminizde sizden kaynaklı takımlardan ayrılan bir teknik adam oldu mu?
Ben Gençlerbirliği’nden sadece 1 teknik adamın gitmesine sebep oldum. O da 2013 yılında Fuat Çapa’dır.
Soru: Gençlerbirliği’nde devre arasında Berat’ın ayrılmasının ardından yerine alınan transferlerin alınma sebebi olarak siz sorumlu tutuldunuz. Ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Spiridonovic ve Lima transferleri Gençlerbirliği Scout raporuyla alındı. Lucas Mugni sadece videoları izlenerek alındı. Ben Boyd, Pazdan, Kulusic ve Hadi Sacko’u istiyordum ama alınmadı. Devre arasında yapılan transferleri o yüzden bana yüklemesinler.
Soru: Gençlerbirliği’nin içinde bir kaosun ve huzursuzluğun olduğu biliniyordu. Bu durumu çözmek adına ne yaptınız?
Cevap: Biz gittik, başkanla konuştuk. Bazı oyuncuların kadro dışı kalması gerektiğini söyledik. Yetmedi 2. Başkan Mehmet Emin Gür’le konuştuk. Hatta toplantı düzenledik. Bu oyuncu grubuyla takım küme düşer dedik. Takımda abi eksikliği vardı. Bu yüzden de durumlar çözülemedi.
Soru: Gençlerbirliği Onursal Başkanı İlhan Cavcav hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Oğlu Murat Cavcav ile kendisini ayıran özellikler nelerdir?
Cevap: Rahmetli başkana tekrardan Allah’tan rahmet diliyorum. Kendisi tam bir futbol profesörü. Gecesini gündüzüne katmış bir adamdı. Gençlerbirliği’ni çocuğu olarak görürdü. Ama kendisini kaybetmemizin ardından Gençlerbirliği’nde bir çöküş yaşanmaya başladı. Bende bu çöküşe çok üzüldüm. Belki bu süreçte beni suçlayanlar oldu ama burada en son suçlanacak adam biziz. Çünkü biz işimizi yaptık.
Murat Cavcav çok temiz kalpli bir insan. Ama kendisinin etrafındaki insanlara çok kolay güvenmesinden kaynaklı bu çöküş engellenemedi.
Soru: Ankaragücü ve Gençlerbirliği’ni birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
Cevap: Türkiye’de parmakla gösterilecek bir taraftara sahip Ankaragücü. Bu taraftarlar olmasaydı Ankaragücü daha aşağı bir ligde olabilirdi. Maç öncesi stadyumda o seyirciyle buluşmak çok başka duyguları beraberinde getiriyordu. Daha güçlü ve daha motive takımımı yönetebilme şansım oluyordu. Gençlerbirliği’ne gelirsek, taraftarları çok kaliteli ve elit bir kesim. Her daim arkasında duran bir kitleye sahipler.
Kulüp içini göz önünde bulundurursak da eğer, Gençlerbirliği kulübünün içi Ankaragücü’ne nazaran daha çok dedikodu barındırıyor. Ankaragücü’nde mesela kavga gürültü olsa dahi 5 dakika sonra herkes beraber oturur ve sohbete devam edilir.
Soru: Ankaragücü’nün geçen sezonki performansı ve bu sezonki hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: Geçen sezon ligden düşmesine çok üzüldüm. Ama nedense geçen sezon taraftar nezdinde özellikle sahiplenilen teknik adamları gördükten sonra Ankara çocuğu olan bana, bu taraftarlar neden sahip çıkmayı tercih etmedi? Hem de Ankaragücü’nü zamanında ligde tutmuş bir teknik adamken. 2012-13 sezonunda otobüs, elektrik ve deplasman parasına yardım vermesi için İlhan Cavcav ile konuşan da bendim. Ama millet bunu bilmiyor.
Bizim Ankaragücü’nde Mehmet Yiğiner döneminde başarılı olduğumuz zaman gibi Ankaragücü yönetimi ve taraftarı eğer bir olmayı başarabilirlerse ligden çıkacaklardır. Ankaragücü seyircisi de bu süreçte her türlü gidişata karşı hocasına ve başkanına destek olmalılar. Bu gerçekleşirse Ankaragücü hak ettiği lige çıkabilecektir.
Soru: Gençlerbirliği’nin bu sezonki hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: Niyazi Akdaş Gençlerbirliği için büyük bir kazançtır. Kendisi adam gibi adamdır. İyi yöneticidir bir kere. Ama yaşanılan ekonomik sıkıntılar ve sil baştan bir takım kurabilmek kendilerini zorlayacak gibi gözüküyor. Metin hocanın tecrübesi ve bilgisiyle bu zorluklar aşılıp, bu sezon Gençlerbirliği sürpriz yapabilir.
Soru: Bundan sonraki kariyerinizdeki tercihlerinizde başka şehre gidebilme cesaretini gösterebilecek misiniz?
Cevap: Kesinlikle öyle. Ekip olarak artık ülkemizdeki bütün şehirlerden gelen teklifleri değerlendirme kararı aldık. Sezon öncesi 1.Lig’den bir takımla her konuda anlaşmıştık. Ama olmadı.
Soru: Teknik direktörlük döneminizde Beştepe-Tandoğan arasında mekik dokudunuz. Yakın zamanda Keçiören durağında da sizleri görecek miyiz?
Cevap: Teklif gelirse eğer değerlendiririz tabi ki. Sonuçta Ankara’da olmaktan mutluyum. Umarım bu sene de kendileri başarılı olurlar ve seneye Süper Lig Ankara kulüpsüz kalmaz.
Soru: Ankara sizin için neyi ifade etmektedir?
Cevap: Ankara’yı ben çok seviyorum. Biz Ankara’da gözümüzü açtık ve çevremiz de bu şehirde şekillendi. O yüzden bu şehre olan aidiyet duygum çok başka.
Soru: Sportif Direktör nedir ve ne yapar hocam?
Cevap: Bana göre fuzuli bir şey.
Soru: Kulüplere yaptırdığınız transferlerde hayal kırıklığına uğradığınız oyuncular oldu mu?
Cevap: Jean Batista’yı Ankaragücü’ne getirtmiştim. 2. Roberto Carlos olur demiştim hatta. Adam iyi başlamıştı ama sonra kaçtı gitti. Gençlerbirliği’ne ise Tozo ve Martin Spelmann’ı aldırmıştım. Ama maalesef ki beklenen performansları göstermediler. Tabi bu tarzda oyuncular oldu.
Soru: Yapılan transferlerin sonrasında ekonomik anlamda zenginleştiğiniz söyleniyor. Ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Ben kulübün menfaatlerini düşünerek çalışan bir adamım. Yokluktan gelmiş bir ailenin de evladıyım. Çobanın oğluyum. Çobanlık yapmışlığım bile var. O yüzden kazancın ve emeğin kıymetini bilen yardımsever biriyim. Buralara da tırnaklarımı kazıyarak geldim. Futboldan çok büyük paralar kazanmadım. 14 sene futbol oynadım, 20 senedir de antrenörlük yapıyorum. Benim 3 evimin, 2 arabamın olması normal değil midir?
Soru: Menajerle ortak çalışıp transferlerin gerçekleştiği söyleniyor. Bu konu hakkında söyleyecekleriniz neler?
Cevap: Gençlerbirliği’nde hiçbir oyuncunun ne kadar alacağına, kaç senelik imza atacağına karışmadım. Ben sadece listemi başkana veriyordum. Mesela Sio, Candeias, Zargo’yu ben aldırdım. Hatta o sezon takımı kim kurdu? Ben kurdum. Takım ligde kalıp başarılı oldu mu? Oldu. Ama bunlar bedelsiz oyunculardı. Benim İngilizcem, Fransızcam veya Rusçam yok. Ben nasıl oluyor da bu futbolcularla diyalog kuracağım? Bu oyuncularla kim diyalog kuruyordu herkes biliyor.
Hatta menajerleri kulüp içinden kovmuşluğum var. Ben geçen sezon takıma geldiğimde Diego ve Furman zaten alınmıştı, ben ise Murat Yıldırım, Mathias ve Mustafa Çeçen’i aldırdım. Sonra diyorlar ki Mustafa Kaplan bütün transferleri yaptırdı? Hadi oradan! Mesela Yasin Öztekin’i Almanya’dan getirdiğimde kendisinin menajeri yoktu. Sonra kulübe geldim ve baktım Yasin’in yanında biri. “Sen kimsin kardeşim?” dedim. “Yasin’in menajeriyim.” dedi. Hemen kulüp içinde A B’ye söylüyor ve menajerler geliyor. Adamlar düzenlerini kurmuş. O yüzden bakarsan son senelerdeki transferlere de, hep aynı menajerlerin olduğunu görürsün.
Soru: Ankara’da birçok genç oyuncuyu Türk futboluna kazandırdınız. Neler hissediyorsunuz?
Cevap: Metehan Mert, Arda Kızıldağ, Ömürcan, Halil İbrahim Pehlivan, Soner Aydoğdu, Berat Ayberk Özdemir, İrfan Can Kahveci, Mert Çetin ve Altay Bayındır’ı futbola ben kazandırdım. Mesela Taylan Antalyalı’nın futbol hayatı bitmişti ben olmasam. Bu oyuncuları Hacettepespor’da oynatarak kazandırdık. Hatta şöyle bir hikayem var. Mert Çetin’i amatöre gönderiyorlardı. Ben İlhan Cavcav ile gittim konuştum. “Başkanım bu oyuncu ileride Milli takımda oynayacak, İstanbul takımlarına satılacak. Eğer olmazsa 1 evim var onu sana vermeye hazırım.” Dedim. Ve şimdi biliyorsunuz Mert Çetin nerede?
Soru: TFF’nin yabancı sayısı kuralı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Cevap: 14 yabancı kuralını doğru buluyorum. Anadolu kulüpleri adına faydalı bir karar ama Avrupa sahnesinde boy gösterecek kulüplerimiz adına kötü bir karar. Türk futbolcuların kalitesinin artması ama buna bağlı değil. Altyapıya önem vermek ve gençlerimize forma şansı vermemiz kurtuluş reçetemiz.
Soru: Kendinize “Kral” diyorsunuz. Bir hikayesi var mıdır?
Cevap: Onu ben demedim. Ankara Amatör kümesinde 29 gol atarak Anlaragücü’ne transfer olduğum sezon arkadaşlar hep “kral” derdi. Sonra da lakabım kral kaldı.
Soru: Son olarak eklemek istedikleriniz?
Cevap: İlhan Cavcav, Cemal Aydın, Murat Cavcav, Fatih Mert, Faruk Koca, Arda Çakmak, Aykut Akalın, Mehmet Yiğiner, Mustafa Bozdoğan’ın üzerimdeki emeklerini asla yok sayamam. Kendileri benim için çok değerli insanlar.
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.