Köy Enstitülü Galip Gürler'den ‘Aydınlanmaya Adanmış Yıllar’ kitabı
Kültür-Sanat
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
05.03.2022 - 15:31, Güncelleme:
05.03.2022 - 15:31
Köy Enstitülü Galip Gürler'den ‘Aydınlanmaya Adanmış Yıllar’ kitabı
Sema Kumrulu
Bıraktığımız güzel anılarla aydınlatabiliriz geride kalanları. Merhum Galip Gürler'in ''Aydınlanmaya Adanmış Yıllar'' kitabı buna güzel bir örnek. Gürler, daktilosu, kalemi ve fırçasıyla ölümünden sonra da aydınlatmaya devam ediyor. Rahmetli Mimar Kadriye Fügen Çetiner ve kızı Ülkü Gürler tarafından yazılan kitap belge niteliği taşıyor.
Galip Gürler, eski bir Köy Enstitülü. Kızı Ülkü Gürler ile tanışma şansını yakaladım. Babasını ve ailesini ondan dinledim;
Ülkü Hanım ailenizi sizden dinleyelim.
Babam Galip Gürler, Silistre'nin Tatar Atmaca Köyü'nden ailesiyle göçmen olarak gelip Polatlı'nın Yenidoğan Köyü'ne yerleşiyor. O sıralar İlköğretim Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un yönlendirmesiyle Hamidiye Köy Öğretmen Okulu'na başlayıp Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ne geçiyor. Afyon Emirdağ'ın Kemerkaya Köyü'nden gelip Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nden 1947 yılında mezun olan annem Perihan Gürler ile evlenerek, 59 yıl süren ortak yaşamlarında hayatı iyisiyle kötüsüyle birlikte göğüslüyorlar. Hasanoğlan Köy Enstitüsü Zirai İşletme -Ekonomi Bölümü'nü başarıyla bitirip Ankara IV. Bölge Stajyer Gezici Başöğretmen olarak meslek yaşamına başlıyor. 1959 yılında İlköğretim Müfettişliği görevine atanıyor. Babam Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu'nda 3 dönem Yönetim ve İcra Kurulu Üyeliği'nde bulunuyor. Zaman içinde, dedem Rasim Gürler'den kendisine geçen çizim yeteneği su yüzüne çıkan babam, desen ve resim kurslarına devam ederek ardından yağlı boya resimler yaptı. Simitçi, ayakkabı boyacısı çocuklar, çalışan kadınlar, emekçiler, yoksul köy yaşamı yağlı boyalarında çalışmayı sevdiği temalardı. Müthiş bir Picasso hayranlığı olan babam akrabalarına, dostlarına resimlerini hediye eder, kendi eserlerini onların duvarlarında görmekten çok mutlu olurdu.
Yaşantınız nasıldı?
Aile yaşamımız tüm ekonomik zorluklara rağmen çok mutlu geçti. Bunları kısa bir yazıda anlatmak zor tabii. İlkokul öğretmeni bir anne ve İlköğretim Müfettişi bir babanın maaşlarıyla 4 çocuk, tek bir göz oda anılarım arasında kaldı. Ekonomik şartlar zor bir dönemdi. Babam ve annem 1954 yılında kendi deyimleriyle 'Köyün karanlığına eğitimin aydınlığını' götürmek amacıyla aylık meslek ve fikir dergisi olan "Köy ve Eğitim Dergisi"ni çıkarmaya başladılar. Babam yazılar yazıyordu. Gelen dergi paralarıyla Akman Pastanesi'nde boza içmemiz çok keyifliydi. Dergi 12 yıl yayımlandı. Şimdi dergiyi yeniden okuduğum zaman, köy öğretmenlerinin dayanışmasına, haklarının savunulmasına, örgütlenmesine kısaca meslek mücadelesine yönelttiği keskin zekasına, kalemine muhteşem kullandığı Türkçesine bir kez daha hayran kalıyorum. Babam ve annem ödün vermeden sürdürdükleri siyasi duruşları yüzünden maruz kaldıkları baskıdan hiç şikayet etmeden, yaşamlarını bildikleri, inandıkları doğrultuda sürdürdüler. Onların yaşam mücadelesi, biz kardeşleri de sorumluluk sahibi yaptı. Hepimizi okuttular. Bize titizlikle, özveriyle sundukları emeklerini boşa çıkarmadık. Bizim bugünlere gelmemize anne ve babamızın bitmez tükenmez fedakarlıkları, dünya görüşlerine yansıyan Köy Enstitülü olma ruhudur. Bu iki nadide insanın çocukları olarak "Onlardan neler öğrendim?" diye düşündüğüm zaman, sanırım en önemlisi nasıl insan olunacağını öğrenmemdir. İnsan olmak için çağdaş, akılcı, dürüst, adil, dayanışmacı ve paylaşımcı olmayı öğrendim. İnsan hayatında sağlıktan sonra en önemli şeyin eğitim olduğunu öğrendim.
Evet babamız Galip Gürler 2007 yılının hüzünlü bir Aralık ayında; annemiz ise, pandeminin başında arkalarında doldurulamayacak bir yer, tertemiz bir mazi bırakarak ayrıldılar aramızdan.
Ben, Ülkü Gürler'e çok teşekkür ediyorum. Benim için de hüzünlü bir söyleşi oldu. O anlatırken 'Ne kadar şanslı bir çocukluk' diye düşündüm hep. Önce insan olma özelliğini ve Köy Enstitüsü ruhunu taşıyan Galip Gürler'e ve her zaman ailesinin yanında dimdik duran annesi Perihan Gürler'e rahmet diliyorum.
Sema Kumrulu
Bıraktığımız güzel anılarla aydınlatabiliriz geride kalanları. Merhum Galip Gürler'in ''Aydınlanmaya Adanmış Yıllar'' kitabı buna güzel bir örnek. Gürler, daktilosu, kalemi ve fırçasıyla ölümünden sonra da aydınlatmaya devam ediyor. Rahmetli Mimar Kadriye Fügen Çetiner ve kızı Ülkü Gürler tarafından yazılan kitap belge niteliği taşıyor.
Galip Gürler, eski bir Köy Enstitülü. Kızı Ülkü Gürler ile tanışma şansını yakaladım. Babasını ve ailesini ondan dinledim;
Ülkü Hanım ailenizi sizden dinleyelim.
Babam Galip Gürler, Silistre'nin Tatar Atmaca Köyü'nden ailesiyle göçmen olarak gelip Polatlı'nın Yenidoğan Köyü'ne yerleşiyor. O sıralar İlköğretim Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un yönlendirmesiyle Hamidiye Köy Öğretmen Okulu'na başlayıp Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ne geçiyor. Afyon Emirdağ'ın Kemerkaya Köyü'nden gelip Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nden 1947 yılında mezun olan annem Perihan Gürler ile evlenerek, 59 yıl süren ortak yaşamlarında hayatı iyisiyle kötüsüyle birlikte göğüslüyorlar. Hasanoğlan Köy Enstitüsü Zirai İşletme -Ekonomi Bölümü'nü başarıyla bitirip Ankara IV. Bölge Stajyer Gezici Başöğretmen olarak meslek yaşamına başlıyor. 1959 yılında İlköğretim Müfettişliği görevine atanıyor. Babam Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu'nda 3 dönem Yönetim ve İcra Kurulu Üyeliği'nde bulunuyor. Zaman içinde, dedem Rasim Gürler'den kendisine geçen çizim yeteneği su yüzüne çıkan babam, desen ve resim kurslarına devam ederek ardından yağlı boya resimler yaptı. Simitçi, ayakkabı boyacısı çocuklar, çalışan kadınlar, emekçiler, yoksul köy yaşamı yağlı boyalarında çalışmayı sevdiği temalardı. Müthiş bir Picasso hayranlığı olan babam akrabalarına, dostlarına resimlerini hediye eder, kendi eserlerini onların duvarlarında görmekten çok mutlu olurdu.
Yaşantınız nasıldı?
Aile yaşamımız tüm ekonomik zorluklara rağmen çok mutlu geçti. Bunları kısa bir yazıda anlatmak zor tabii. İlkokul öğretmeni bir anne ve İlköğretim Müfettişi bir babanın maaşlarıyla 4 çocuk, tek bir göz oda anılarım arasında kaldı. Ekonomik şartlar zor bir dönemdi. Babam ve annem 1954 yılında kendi deyimleriyle 'Köyün karanlığına eğitimin aydınlığını' götürmek amacıyla aylık meslek ve fikir dergisi olan "Köy ve Eğitim Dergisi"ni çıkarmaya başladılar. Babam yazılar yazıyordu. Gelen dergi paralarıyla Akman Pastanesi'nde boza içmemiz çok keyifliydi. Dergi 12 yıl yayımlandı. Şimdi dergiyi yeniden okuduğum zaman, köy öğretmenlerinin dayanışmasına, haklarının savunulmasına, örgütlenmesine kısaca meslek mücadelesine yönelttiği keskin zekasına, kalemine muhteşem kullandığı Türkçesine bir kez daha hayran kalıyorum. Babam ve annem ödün vermeden sürdürdükleri siyasi duruşları yüzünden maruz kaldıkları baskıdan hiç şikayet etmeden, yaşamlarını bildikleri, inandıkları doğrultuda sürdürdüler. Onların yaşam mücadelesi, biz kardeşleri de sorumluluk sahibi yaptı. Hepimizi okuttular. Bize titizlikle, özveriyle sundukları emeklerini boşa çıkarmadık. Bizim bugünlere gelmemize anne ve babamızın bitmez tükenmez fedakarlıkları, dünya görüşlerine yansıyan Köy Enstitülü olma ruhudur. Bu iki nadide insanın çocukları olarak "Onlardan neler öğrendim?" diye düşündüğüm zaman, sanırım en önemlisi nasıl insan olunacağını öğrenmemdir. İnsan olmak için çağdaş, akılcı, dürüst, adil, dayanışmacı ve paylaşımcı olmayı öğrendim. İnsan hayatında sağlıktan sonra en önemli şeyin eğitim olduğunu öğrendim.
Evet babamız Galip Gürler 2007 yılının hüzünlü bir Aralık ayında; annemiz ise, pandeminin başında arkalarında doldurulamayacak bir yer, tertemiz bir mazi bırakarak ayrıldılar aramızdan.
Ben, Ülkü Gürler'e çok teşekkür ediyorum. Benim için de hüzünlü bir söyleşi oldu. O anlatırken 'Ne kadar şanslı bir çocukluk' diye düşündüm hep. Önce insan olma özelliğini ve Köy Enstitüsü ruhunu taşıyan Galip Gürler'e ve her zaman ailesinin yanında dimdik duran annesi Perihan Gürler'e rahmet diliyorum.
Yaşantınız nasıldı?
Aile yaşamımız tüm ekonomik zorluklara rağmen çok mutlu geçti. Bunları kısa bir yazıda anlatmak zor tabii. İlkokul öğretmeni bir anne ve İlköğretim Müfettişi bir babanın maaşlarıyla 4 çocuk, tek bir göz oda anılarım arasında kaldı. Ekonomik şartlar zor bir dönemdi. Babam ve annem 1954 yılında kendi deyimleriyle 'Köyün karanlığına eğitimin aydınlığını' götürmek amacıyla aylık meslek ve fikir dergisi olan "Köy ve Eğitim Dergisi"ni çıkarmaya başladılar. Babam yazılar yazıyordu. Gelen dergi paralarıyla Akman Pastanesi'nde boza içmemiz çok keyifliydi. Dergi 12 yıl yayımlandı. Şimdi dergiyi yeniden okuduğum zaman, köy öğretmenlerinin dayanışmasına, haklarının savunulmasına, örgütlenmesine kısaca meslek mücadelesine yönelttiği keskin zekasına, kalemine muhteşem kullandığı Türkçesine bir kez daha hayran kalıyorum. Babam ve annem ödün vermeden sürdürdükleri siyasi duruşları yüzünden maruz kaldıkları baskıdan hiç şikayet etmeden, yaşamlarını bildikleri, inandıkları doğrultuda sürdürdüler. Onların yaşam mücadelesi, biz kardeşleri de sorumluluk sahibi yaptı. Hepimizi okuttular. Bize titizlikle, özveriyle sundukları emeklerini boşa çıkarmadık. Bizim bugünlere gelmemize anne ve babamızın bitmez tükenmez fedakarlıkları, dünya görüşlerine yansıyan Köy Enstitülü olma ruhudur. Bu iki nadide insanın çocukları olarak "Onlardan neler öğrendim?" diye düşündüğüm zaman, sanırım en önemlisi nasıl insan olunacağını öğrenmemdir. İnsan olmak için çağdaş, akılcı, dürüst, adil, dayanışmacı ve paylaşımcı olmayı öğrendim. İnsan hayatında sağlıktan sonra en önemli şeyin eğitim olduğunu öğrendim.
Evet babamız Galip Gürler 2007 yılının hüzünlü bir Aralık ayında; annemiz ise, pandeminin başında arkalarında doldurulamayacak bir yer, tertemiz bir mazi bırakarak ayrıldılar aramızdan.
Ben, Ülkü Gürler'e çok teşekkür ediyorum. Benim için de hüzünlü bir söyleşi oldu. O anlatırken 'Ne kadar şanslı bir çocukluk' diye düşündüm hep. Önce insan olma özelliğini ve Köy Enstitüsü ruhunu taşıyan Galip Gürler'e ve her zaman ailesinin yanında dimdik duran annesi Perihan Gürler'e rahmet diliyorum.
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.