Korumayı Koruyan Yok!

Güncel 31.08.2026 - 15:56, Güncelleme: 31.08.2026 - 16:14
 

Korumayı Koruyan Yok!

Kuvay Sanlı, sosyal medya hesabından paylaştığı “Koruma Polisi Konusu” başlıklı yazısında, görevleri gereği yüksek risk üstlenen koruma polislerinin çalışma şartlarına dikkat çekti.
Ankhaber ve Haberler.com köşe yazarı, diyalektik, etik ve düşünme konularındaki sunumlarıyla da tanınan, “Babam Öğretti - Bir Strateji ve Taktik Oyunundan Hayata Yansımalar” ve “Vay Haline Şu Düşünürlerin - Yazarlar, Şairler, Politikacılar, Felsefeciler” kitaplarının yazarı Kuvay Sanlı, sosyal medya hesabından paylaştığı “Koruma Polisi Konusu” başlıklı yazısında, görevleri gereği yüksek risk üstlenen koruma polislerinin çalışma şartlarına dikkat çekti. Sanlı, “Korumayı koruyan yoktur” diyerek, koruma polislerinin fedakârlıklarının ve karşı karşıya kaldıkları risklerin yeterince görülmediğini savundu. Kuvay Sanlı, son dönemde gündeme gelen koruma polisleri üzerinden kaleme aldığı yazısında, bir kaymakam ile yaşandığı belirtilen tartışmanın ayrıntılarına girmediğini özellikle belirterek, değerlendirmesinin söz konusu tartışmadan bağımsız olduğunu ifade etti. Sanlı, yazısında koruma polislerine ilişkin toplumdaki bazı algıların gerçeği yansıtmadığını savunarak, kendi gözlemlerinden hareketle bu personelin çalışma koşullarını anlattı. “Öyle düşünüldüğü gibi siyasi görüşleri yoktur” Koruma polislerini yakından gözlemlediğini belirten Sanlı, bu görevlilerin herhangi bir siyasi düşünceye angaje olmadıklarını ifade etti. Sanlı, koruma polislerini “değerlere ve ülkesine bağlı, görev bilinci içinde sorumluluk sahibi insanlar” olarak tanımlarken, kendi ifadesiyle, “Bu vatan evlatları kadar yaşantımda ölçülü insan tanımadım” değerlendirmesinde bulundu. Koruma polislerinin tecrübelerine de dikkat çeken Sanlı, herhangi bir işe girişmesi halinde bu kişilerden bir veya ikisini çalışma arkadaşı olarak tercih edeceğini belirtti. Gece 02.00’de görev bitiyor, sabah 06.00’da yeniden başlıyorlar Yazısında koruma polislerinin çalışma temposuna ilişkin somut bir örnek veren Sanlı, bakanların ve üst düzey kamu görevlilerinin programları sırasında personelin çok kısa sürelerle dinlenebildiğini anlattı. Sanlı’nın aktardığına göre, bir bakanı gece saat 02.00'de evine bırakan koruma polisleri, yanında kalmayanlar söz konusu olduğunda dinlenmek üzere mütevazı konaklama yerlerine gidiyor ve sabah saat 06.00'da yeniden görev başına dönüyor. Kısa dinlenme süresinin yanı sıra personelin aynı odada kalmak zorunda olduğunu belirten Sanlı, koruma polislerinin tek kişilik odalarda kalma imkânının bulunmadığını ifade etti. Sanlı, bu ağır çalışma temposunu anlatırken, “En büyük dertleri o yorgunlukta paylaştıkları odada arkadaşlarının horlamasıdır” sözleriyle koruma polislerinin dinlenme koşullarına dikkat çekti. “200 kilometre hızın altını pek görmedim” Sanlı, yazısında devlet büyüklerinin konvoylarında görev yapan polislerin kullandığı araçlara ilişkin gözlemlerini de paylaştı. İl emniyet müdürlüklerinden eşlik amacıyla görevlendirilen polislerin, konvoyun önünde daha eski ve ekonomik araçlarla yol açtığını belirten Sanlı, bazı yolculuklarda saatte 200 kilometrenin üzerindeki hızlara tanık olduğunu belirterek, bu koşullarda görev yapan polislerin karşı karşıya olduğu riski sorguladı. “Allah korusun bir şey olsa, o arabaların içinde ne olur bu insanlara acaba?” diye soran Sanlı, buna rağmen koruma polislerinin son derece dikkatli olduklarını ve görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını vurguladı. “Devlet büyükse, koruyan polis de büyük olmalı” Sanlı, koruma polislerinin çalışma koşullarını devlet anlayışı açısından da değerlendirdi. Özellikle seçim dönemlerinde “Devlet büyük” söyleminin öne çıktığını belirten Sanlı, devletin büyüklüğünün yalnızca devlet büyüklerine tahsis edilen imkânlarla değil, onları koruyan görevlilerin sahip olduğu çalışma şartları ve haklarla da ölçülmesi gerektiğini savundu. Sanlı, koruma polislerinin görevlerinin gerektirdiği araçlara ve haklara sahip olacağı günün, devletin büyüklüğünün daha somut biçimde ortaya çıkacağı görüşünü dile getirdi. “Kürt Memet nöbete” gerçeği Türkiye'deki imkânların sınırlı olduğuna işaret eden Sanlı, “Kürt Memet nöbete” anlayışının zorunlu bir gerçeklik haline geldiğini ifade etti. Ancak bu durumun, koruma polislerinin fedakârlıklarının ve görev sırasında üstlendikleri risklerin görmezden gelinmesini gerektirmediğini belirten Sanlı, bu insanların görevlerinde aslında gençliklerini tükettiklerini savundu. Sanlı, koruma polislerinin görev tanımlarının yanı sıra zaman zaman emir eri gibi görüldüğünü de ileri sürdü. “Onlar da korudukları insan gibi en onurlu devlet görevlisidir” Sanlı, koruma polislerine çanta taşıma, ceket tutma, çeşitli getir-götür işleri ve kişisel işlerin yaptırıldığını belirterek, bunun doğru olmadığını savundu. Koruma polislerinin, korudukları kişilerden daha değersiz bir konumda görülmemesi gerektiğini belirten Sanlı, “Onlar da korudukları insan gibi en onurlu bir devlet görevlisidir” görüşünü dile getirdi. Sanlı’ya göre koruma polislerinin maaşları ve özlük hakları, üstlendikleri görev ve risklerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. “Bir kere de ben en güvenli yerde olayım” dedi ama… Köşe yazısının son bölümünde yaşadığı bir olayı anlatan Sanlı, yoğun bir program akışı sırasında kendi aracını bulamayınca koruma polislerinin aracına bindiğini aktardı. Sanlı, koruma polislerinin normal şartlarda araçlarına kimseyi almadığını, ancak o gün kendisini aldıklarını belirterek, polislerin arasında bulunmaktan duyduğu güveni şu sözlerle anlattı: “Bir kere de ben en güvenli yerde olayım, ne güzel polislerin arasındayım.” Ancak aldığı cevap, koruma polislerinin görev sırasında taşıdığı riskin boyutunu ortaya koydu. Sanlı, polislerin kendisine, “Yok Abi, biz ilk hedefiz bu gibi durumlarda” dediğini aktardı. Yazısının başında “Korumayı koruyan yoktur” diyen Sanlı, bu son cümleyle koruma polislerinin aslında korudukları kişiler kadar, hatta çoğu zaman onlardan önce hedef haline gelebilecekleri gerçeğine dikkat çekti. Sanlı’nın “Koruma Polisi Konusu” başlıklı yazısı, koruma polislerinin çalışma koşulları, görev sırasında karşılaştıkları riskler, özlük hakları ve görev tanımlarının sınırları konusunda dikkat çekici bir tartışma başlatmayı amaçlıyor.
Kuvay Sanlı, sosyal medya hesabından paylaştığı “Koruma Polisi Konusu” başlıklı yazısında, görevleri gereği yüksek risk üstlenen koruma polislerinin çalışma şartlarına dikkat çekti.

Ankhaber ve Haberler.com köşe yazarı, diyalektik, etik ve düşünme konularındaki sunumlarıyla da tanınan, “Babam Öğretti - Bir Strateji ve Taktik Oyunundan Hayata Yansımalar” ve “Vay Haline Şu Düşünürlerin - Yazarlar, Şairler, Politikacılar, Felsefeciler” kitaplarının yazarı Kuvay Sanlı, sosyal medya hesabından paylaştığı Koruma Polisi Konusu” başlıklı yazısında, görevleri gereği yüksek risk üstlenen koruma polislerinin çalışma şartlarına dikkat çekti. Sanlı, “Korumayı koruyan yoktur” diyerek, koruma polislerinin fedakârlıklarının ve karşı karşıya kaldıkları risklerin yeterince görülmediğini savundu.

Kuvay Sanlı, son dönemde gündeme gelen koruma polisleri üzerinden kaleme aldığı yazısında, bir kaymakam ile yaşandığı belirtilen tartışmanın ayrıntılarına girmediğini özellikle belirterek, değerlendirmesinin söz konusu tartışmadan bağımsız olduğunu ifade etti.

Sanlı, yazısında koruma polislerine ilişkin toplumdaki bazı algıların gerçeği yansıtmadığını savunarak, kendi gözlemlerinden hareketle bu personelin çalışma koşullarını anlattı.

“Öyle düşünüldüğü gibi siyasi görüşleri yoktur”

Koruma polislerini yakından gözlemlediğini belirten Sanlı, bu görevlilerin herhangi bir siyasi düşünceye angaje olmadıklarını ifade etti.

Sanlı, koruma polislerini “değerlere ve ülkesine bağlı, görev bilinci içinde sorumluluk sahibi insanlar” olarak tanımlarken, kendi ifadesiyle, “Bu vatan evlatları kadar yaşantımda ölçülü insan tanımadım” değerlendirmesinde bulundu.

Koruma polislerinin tecrübelerine de dikkat çeken Sanlı, herhangi bir işe girişmesi halinde bu kişilerden bir veya ikisini çalışma arkadaşı olarak tercih edeceğini belirtti.

Gece 02.00’de görev bitiyor, sabah 06.00’da yeniden başlıyorlar

Yazısında koruma polislerinin çalışma temposuna ilişkin somut bir örnek veren Sanlı, bakanların ve üst düzey kamu görevlilerinin programları sırasında personelin çok kısa sürelerle dinlenebildiğini anlattı.

Sanlı’nın aktardığına göre, bir bakanı gece saat 02.00'de evine bırakan koruma polisleri, yanında kalmayanlar söz konusu olduğunda dinlenmek üzere mütevazı konaklama yerlerine gidiyor ve sabah saat 06.00'da yeniden görev başına dönüyor.

Kısa dinlenme süresinin yanı sıra personelin aynı odada kalmak zorunda olduğunu belirten Sanlı, koruma polislerinin tek kişilik odalarda kalma imkânının bulunmadığını ifade etti.

Sanlı, bu ağır çalışma temposunu anlatırken, “En büyük dertleri o yorgunlukta paylaştıkları odada arkadaşlarının horlamasıdır” sözleriyle koruma polislerinin dinlenme koşullarına dikkat çekti.

“200 kilometre hızın altını pek görmedim”

Sanlı, yazısında devlet büyüklerinin konvoylarında görev yapan polislerin kullandığı araçlara ilişkin gözlemlerini de paylaştı.

İl emniyet müdürlüklerinden eşlik amacıyla görevlendirilen polislerin, konvoyun önünde daha eski ve ekonomik araçlarla yol açtığını belirten Sanlı, bazı yolculuklarda saatte 200 kilometrenin üzerindeki hızlara tanık olduğunu belirterek, bu koşullarda görev yapan polislerin karşı karşıya olduğu riski sorguladı.

“Allah korusun bir şey olsa, o arabaların içinde ne olur bu insanlara acaba?” diye soran Sanlı, buna rağmen koruma polislerinin son derece dikkatli olduklarını ve görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını vurguladı.

“Devlet büyükse, koruyan polis de büyük olmalı”

Sanlı, koruma polislerinin çalışma koşullarını devlet anlayışı açısından da değerlendirdi.

Özellikle seçim dönemlerinde “Devlet büyük” söyleminin öne çıktığını belirten Sanlı, devletin büyüklüğünün yalnızca devlet büyüklerine tahsis edilen imkânlarla değil, onları koruyan görevlilerin sahip olduğu çalışma şartları ve haklarla da ölçülmesi gerektiğini savundu.

Sanlı, koruma polislerinin görevlerinin gerektirdiği araçlara ve haklara sahip olacağı günün, devletin büyüklüğünün daha somut biçimde ortaya çıkacağı görüşünü dile getirdi.

“Kürt Memet nöbete” gerçeği

Türkiye'deki imkânların sınırlı olduğuna işaret eden Sanlı, “Kürt Memet nöbete” anlayışının zorunlu bir gerçeklik haline geldiğini ifade etti.

Ancak bu durumun, koruma polislerinin fedakârlıklarının ve görev sırasında üstlendikleri risklerin görmezden gelinmesini gerektirmediğini belirten Sanlı, bu insanların görevlerinde aslında gençliklerini tükettiklerini savundu.

Sanlı, koruma polislerinin görev tanımlarının yanı sıra zaman zaman emir eri gibi görüldüğünü de ileri sürdü.

“Onlar da korudukları insan gibi en onurlu devlet görevlisidir”

Sanlı, koruma polislerine çanta taşıma, ceket tutma, çeşitli getir-götür işleri ve kişisel işlerin yaptırıldığını belirterek, bunun doğru olmadığını savundu.

Koruma polislerinin, korudukları kişilerden daha değersiz bir konumda görülmemesi gerektiğini belirten Sanlı, “Onlar da korudukları insan gibi en onurlu bir devlet görevlisidir” görüşünü dile getirdi.

Sanlı’ya göre koruma polislerinin maaşları ve özlük hakları, üstlendikleri görev ve risklerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

“Bir kere de ben en güvenli yerde olayım” dedi ama…

Köşe yazısının son bölümünde yaşadığı bir olayı anlatan Sanlı, yoğun bir program akışı sırasında kendi aracını bulamayınca koruma polislerinin aracına bindiğini aktardı.

Sanlı, koruma polislerinin normal şartlarda araçlarına kimseyi almadığını, ancak o gün kendisini aldıklarını belirterek, polislerin arasında bulunmaktan duyduğu güveni şu sözlerle anlattı:

“Bir kere de ben en güvenli yerde olayım, ne güzel polislerin arasındayım.”

Ancak aldığı cevap, koruma polislerinin görev sırasında taşıdığı riskin boyutunu ortaya koydu.

Sanlı, polislerin kendisine, “Yok Abi, biz ilk hedefiz bu gibi durumlarda” dediğini aktardı.

Yazısının başında “Korumayı koruyan yoktur” diyen Sanlı, bu son cümleyle koruma polislerinin aslında korudukları kişiler kadar, hatta çoğu zaman onlardan önce hedef haline gelebilecekleri gerçeğine dikkat çekti.

Sanlı’nın “ Koruma Polisi Konusu” başlıklı yazısı, koruma polislerinin çalışma koşulları, görev sırasında karşılaştıkları riskler, özlük hakları ve görev tanımlarının sınırları konusunda dikkat çekici bir tartışma başlatmayı amaçlıyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.