Göçün Anadolu’ya taşıdığı Türk işi... DIZMANA
Güncel
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
25.08.2021 - 12:55, Güncelleme:
25.08.2021 - 12:55
Göçün Anadolu’ya taşıdığı Türk işi... DIZMANA
Türk dünyası birbirine yaklaşıp kaynaştıkça, Türk’ün yüzyıllara ve kıtalara yayılan özellikleri de bu yakınlaşma ve kaynaşmaya katkı sağlıyor. Böyle bir ortamda, Türk’ün gelenek ve görenekleri kadar, ünlü mutfağı da kullanım alanı bakımından yaygınlık kazanıyor.
Çok geniş coğrafyaya yayılmış lezzetlerden biri olan Türk mutfağı, Türklerin yerleşik hayata geçmesi ile dünya ile rekabet eder hale geldi.
Bulgaristan’dan…
Kendi içinde de yaygınlık kazanmaya başlayan Türk Mutfağı, Orta Asya’dan başlayan büyük göç dalgalarının yüzyıllar içinde Balkanlara taşıdığı yemeklerimizi de bize tanıtmaya, sevdirmeye başladı. Bulgaristan Türklerinin meşhur Dızmana’sı da bu özellikteki hamur işi yemeklerden biri.
Bu çerçevede, “Göçmen Yemekleri” de Türk mutfağının zenginliğini göstermesi bakımından önemli. Bulgaristan Türklerinin ünlü hamur işi “Dızmana”sı artık Türkiye Türklerinin de yabancısı değil. Büyük göç dalgalarının, Bulgaristan’dan Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Sarıhamzalı köyüne savurduğu Zülfüye Kılıçarslan, Dızmana’nın ustalarından. Hatta, köyün en güzel kızı olarak, köyün en yakışıklı delikanlısı Şükrü Kılıçarslan’ın kalbini Dızmana ile çalacak kadar iyi bir usta.
Eskiler ve yeniler
Türk aile geleneğinde iyi yemek yapmak bir ”ayrıcalık”. Hani, herkesin sakız çiğneyebileceği, ancak, bohçacı Hatçe gibi kimsenin patlatamayacağı gibi.
Zülfüye Hanım “yeni yetmelerin” hal ve gidişini hiç beğenmiyor. Eskiyi hasretle yâd ederek, “Köyün kızları hamur işinde yarışırdı eskiden” diye söze başlıyor Zülfüye Hanım. Ardından, zamane kızlarının pek bu işlere meyletmediğinden dert yanıyor.
Dızmana’nın tarifini istediğimizde, önce bunu şehirde yapmanın zorluğunu dile getiriyor. “Fırında da olur ama...” dedikten sonra devam ediyor: “Dızmana’nın hası peçke’de olur.” Peçke dediği de, eski kuzine sobanın topraktan yapılmışı.
MALZEMESİ...
Un, maya, az karbonat, çökelek, suya az sıvı yağ ve süt bir arada yoğrulur. Hamur kabardıktan sonra (resimlerde de görüldüğü gibi) parça parça yuvarlanarak lokum büyüklüğünde kesilir ve tepsiye dizilir. Üzerine çiğ süt kaymağı sürüldükten sonra peçkeye veya fırına atılır. Nar gibi kızardıktan sonra afiyetle yiyebilirsiniz. Yanına peynir ve reçel eklemeyi de ihmal etmeyin.
Türk dünyası birbirine yaklaşıp kaynaştıkça, Türk’ün yüzyıllara ve kıtalara yayılan özellikleri de bu yakınlaşma ve kaynaşmaya katkı sağlıyor. Böyle bir ortamda, Türk’ün gelenek ve görenekleri kadar, ünlü mutfağı da kullanım alanı bakımından yaygınlık kazanıyor.
Çok geniş coğrafyaya yayılmış lezzetlerden biri olan Türk mutfağı, Türklerin yerleşik hayata geçmesi ile dünya ile rekabet eder hale geldi.
Bulgaristan’dan…
Kendi içinde de yaygınlık kazanmaya başlayan Türk Mutfağı, Orta Asya’dan başlayan büyük göç dalgalarının yüzyıllar içinde Balkanlara taşıdığı yemeklerimizi de bize tanıtmaya, sevdirmeye başladı. Bulgaristan Türklerinin meşhur Dızmana’sı da bu özellikteki hamur işi yemeklerden biri.
Bu çerçevede, “Göçmen Yemekleri” de Türk mutfağının zenginliğini göstermesi bakımından önemli. Bulgaristan Türklerinin ünlü hamur işi “Dızmana”sı artık Türkiye Türklerinin de yabancısı değil. Büyük göç dalgalarının, Bulgaristan’dan Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Sarıhamzalı köyüne savurduğu Zülfüye Kılıçarslan, Dızmana’nın ustalarından. Hatta, köyün en güzel kızı olarak, köyün en yakışıklı delikanlısı Şükrü Kılıçarslan’ın kalbini Dızmana ile çalacak kadar iyi bir usta.
Eskiler ve yeniler
Türk aile geleneğinde iyi yemek yapmak bir ”ayrıcalık”. Hani, herkesin sakız çiğneyebileceği, ancak, bohçacı Hatçe gibi kimsenin patlatamayacağı gibi.
Zülfüye Hanım “yeni yetmelerin” hal ve gidişini hiç beğenmiyor. Eskiyi hasretle yâd ederek, “Köyün kızları hamur işinde yarışırdı eskiden” diye söze başlıyor Zülfüye Hanım. Ardından, zamane kızlarının pek bu işlere meyletmediğinden dert yanıyor.
Dızmana’nın tarifini istediğimizde, önce bunu şehirde yapmanın zorluğunu dile getiriyor. “Fırında da olur ama...” dedikten sonra devam ediyor: “Dızmana’nın hası peçke’de olur.” Peçke dediği de, eski kuzine sobanın topraktan yapılmışı.
MALZEMESİ...
Un, maya, az karbonat, çökelek, suya az sıvı yağ ve süt bir arada yoğrulur. Hamur kabardıktan sonra (resimlerde de görüldüğü gibi) parça parça yuvarlanarak lokum büyüklüğünde kesilir ve tepsiye dizilir. Üzerine çiğ süt kaymağı sürüldükten sonra peçkeye veya fırına atılır. Nar gibi kızardıktan sonra afiyetle yiyebilirsiniz. Yanına peynir ve reçel eklemeyi de ihmal etmeyin.
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.