Ankara’nın hobisi, fobisi ve de lobisi
Ankara’nın hobisi, fobisi ve de lobisi
Dursun ERKILIÇ
Son sayımızın manşeti ‘Ankara Çağı’ idi. Bu boşuna atılmış bir başlık değildi. Çünkü her şey Ankara’nın lehine işliyor.
Kelimelerin önemi var…
Önce başlıktaki kelimelere değineyim:
Hobi, herkes için değişiklik gösteren bir ‘zevk’ meselesi! Ancak, hobinin yaşanan şehirle, mesela Ankara ile ilgili olması kişiye de şehre de bir güzellik katar…
Fobi… O da kişiye göre değişen ama hafakanlar bastıran bir hâl. Kişiden de şehirden de uzak olsun ama olmuyor! Ankaralıya Ankara fobisi değil hülyası yakışır…
Lobi… Geçen yüzyılda dünyaya şekil veren güçlerden biri olarak öne çıktı ve tüm güç odaklarının içinde belirdi. Türkiye bundan en az faydalanan hatta faydalanamayan ülkelerden biri olarak dünyada sorun yaşarken, Ankara da lobisizlik yani sahipsizlik yüzünden Türkiye’de sorunlar yaşadı, yaşıyor.
Ceylan, Özaslan, Yılmaz
Yakın zamana kadar ‘sahipsiz’ olarak nitelendirilen Ankara, artık, “Başkent daha güçlü bir lobiye sahip olmalı” diyenlerin gayretlerine sahne oluyor.
Bu sürecin bayraktarlığını yapan, güçlü bir lobi oluşturulmasına öncülük edenler arasında öne çıkan isimler arasında Başkent Ankara Meclisi Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan ile Ankara Kulübü Derneği Başkanı Metin Özaslan ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz geliyor.
Dr. Metin Özaslan’ın, sevgili dostumuz Ali İnandım’a “Ankara’nın, lobisi, savunucusu yok. İzmir’de var, İstanbul’da var. Bir büyük şehrin lobisi olmaması ciddi eksikliktir.” Demesinin üzerinden 10 yıl geçmiş. (30 Mart 2011 Çarşamba)
Nevzat Ceylan, Dr. Metin Özaslan ve Halil İbrahim Yılmaz da son dönemde konuyu hep gündemde tutarak önemli girişimlerde ve taleplerde bulunuyor.
Öne çıkan hususlar…
Ankara ile ilgili talep ve girişimler çerçevesinde öne çıkan hususlar şöyle:
-Ortak parti Ankara olmalı…
-Nereli olursan ol, Ankara’da yaşıyorsan, bu şehre sahip çıkmalısın.
-Başkent’te yaşıyor olmak bir ayrıcalıktır…
-Hemşehricilik yapıldıkça kutuplaşmalar oluyor…
-Herkesin yaşadığı kenti de sahiplenmesi gerekir…
-Ankaralı olmaktan ziyade Ankaracı olunmalı…
-Öncelik Ankara olursa tüm sorunlar hallolur.
-Sorun şu: Başkentte yaşayanların Ankara diye bir derdi yok…
-Herkesin Ankara’yı sahiplenmesi sağlanmalı…
-Oy kullananlar hizmete bakmıyor. Başka şeylere bakıyor. Örnek: Çankaya ve Sincan’da ortaya çıkan seçim sonuçları. Parti öne çıkıyor…
-Ankara’da doğup büyüyen şirketlerin Başkente önemli bir yatırımı yok.
-Hangi milletvekili Başkente hizmet ederse o baş tacı yapılmalı.
-STK ve odalar Başkente daha çok yatırım için çalışmalı…
-Ankara’ya yatırımları takip edip öncü olacak milletvekili yok.
-Son 25 yılda Başkentin kamu yatırımlarından aldığı pay çok düşük kaldı.
-Tüm dev projeler İstanbul’a kaydırıldı.
-Yerel kalkınmaya katkı sağlaması gereken yerel yönetimlerin yaptığı yatırımları da yetersiz kaldı.
-Ankara Başkent ama halen yerel bir kent…
-Başkente son yıllarda yapılmış doğru düzgün bir kültür yatırımı yok…
-Ankara, ‘yok listesi’ni ‘çok listesi’ne çevirmeli. Bunun için milletvekilleri, odalar, borsalar, STK’ler yani herkes elbirliği ile çalışmalı.
-Başkent çok zaman kaybetti. Artık kazanımlar elde etmeli.
-Ankara’nın nüfusunun 3’te biri Ankaralı, 3’te ikisi diğer kentlerden gelmiş kişiler…
-Ankara gazetelerine ihtiyaç var. Yerel basına sahip çıkılmalı.
-Ankara’nın tanıtım eksikliği var. Bu eksiklik giderilmeli ve kent sahiplenilerek tanıtımı yapımlı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.