Ankara Kent Konseyi: İklim değişikliğini durdurmak mümkün

Ankara (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 10.09.2021 - 12:17, Güncelleme: 10.09.2021 - 12:17
 

Ankara Kent Konseyi: İklim değişikliğini durdurmak mümkün

‘Başkentin ortak aklı’ sloganı ile etkin çalışmalarını sürdüren Ankara Kent Konseyi (AKK), ‘İklim Değişikliği ve Çevre’ konularına bir kez daha dikkat çekti. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ile Kataliz Derneği işbirliğinde bu yıl 8.’sini düzenlediği Ulusal Kataliz Konferansı ana teması ‘İklim Değişikliği Uyum ve Önleme Politikaları, Teknik Çalışmalar’ olarak belirlendi. Başkan Yılmaz önem veriyor Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’ın büyük verdiği ve AKK’nin yeniden oluşumunu tamamladığı 2019’dan bu yana ağırlık verdiği ‘İklim Değişikliği ve Çevre’ duyarlılığı ile oluşturulan Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu, ülkemizin su varlığı, geri dönüşüm ile ağaçlandırma konularında önemli çalışmalar yaptı. AKK bünyesinde kurulması kararı alınan İklim ve Çevre Meclisi ise bu adımların son aşamasını oluşturdu. Bir konferans ve sunumlar AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu, yeni oluşturulmakta olan Ankara İklim ve Çevre Meclisinin katkıları ile 8. Ulusal Kataliz Konferansı ve sunumları, AKK’ninYouTube kanalı üzerinden naklen Ankaralılara aktarılıyor. Konferans, 10 Eylül’de Münih Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Johannes A. Lercher’in sunumu ile devam edecek ve 11 Eylül’de Ohio State Üniversitesinden Prof. Dr. Ümit S.Özkan’ın sunumu ile tamamlanacak. Kataliz Konferansında ayrıca, Türkiye'deki araştırmacıların ağırlıklı sözlü ve poster sunumlarının enerji dönüşüm teknolojileri, karbondioksit ve plastik malzeme geri dönüşümü alanında öncü çalışmaları tartışılıyor. Prof. Dr. Deniz Üner’in girişimi İklim ve çevre çalışmalarını ODTÜ ve Kataliz Derneği bünyesinde sürdüren Prof. Dr. Deniz Üner’in girişimi ve AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu, yeni oluşturulmakta olan Ankara İklim ve Çevre Meclisinin katkıları ile 8. Ulusal Kataliz Konferansı ve sunumları, AKK’ninYouTube kanalı üzerinden naklen Ankaralılara aktarılıyor. Zoom üzerinden çevirim içi yapılan konferansın moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Deniz Üner, konferansın açılış konuşmasında, Kataliz biliminin, iklim değişikliği ile ilgili problemlerin çözümüne yönelik teknolojilerin temelini oluşturduğuna dikkat çekti. Konferanstaki sunumların önemli kısmının bu çerçevede gerçekleşeceğine işaret eden Üner, ulusal ve uluslararası akademisyenlerin, güncel araştırmalarının yer alacağı konferansta ilk sunumu yapan Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jeffrey A. Reimer’in iklim değişikliği konusunda önemliçalışmalara imza attığını, çevre ve sıfır atık konusundaki Kataliz araştırma ve çalışmalarınıanlattığını kaydetti. Ulusal Egemenlik ve Kurtuluş Aslında konferansın Ulusal Egemenlik hareketinin başladığı gün ve noktada, 19-21 Mayıs 2020 tarihleri arasındaSamsun 19 MayısÜniversitesinde gerçekleştirmeküzere yola çıktıklarını anlatan Üner, “Covid-19 nedeniyle konferansı ertelemek zorunda kaldık. Şimdi ise konferansı kurtuluşmücadelemizinsonuçlandığıgünün yıldönümü olan 9 Eylül 2021 tarihinde, MustafaKemal Atatürk ve silah arkadaşlarınasaygı ile başlattık” dedi. Sunuş konuşmasının ardından çevrimiçi sunumuna başlayan Prof. Dr. Jeffrey A. Reimer, ‘İklim Değişiklikleri ve Çevresel Etkiler’ başlıklı sunumunda Karbondioksit (CO2) yoğunluğunun, dünya üzerinde canlı ve insan yaşamı ile birlikte her zaman var olduğunu vurgulayarak, “Kimi zaman çok kimi zaman az ancak özellikle sanayi devrimi ile birlikte oldukça yükselişle bir artış gösterdiği apaçık ortadadır” dedi. Solunum yapan canlıların iklim değişikliğini direkt etkilediğine işaret eden Reimer, “Oksijeni tükettiğimiz için zaten klasik karbondioksit yoğunluğu artıyor ki, sanayi devrimi ile birlikte bunu daha etkin olarak görüyoruz. Nitekim hava kirliliğindeki en büyük etken olan bu sanayi gelişimi ve bu düzlemdeki etkileşimlerle atmosferde de olumsuz paralelde değişimler yaşanıyor. Mesela bugün Almanya'nın 1/4 enerjisi kömürden elde ediliyor, günde 25.140 milyon ton kömür yakılıyor. Bu paralelde 2017 yılında 1400 milyon ton karbondioksit üretilmiş. Bunun yanında ayrıca 344 milyon ton da plastik üretilmiş. Bu nedenle atmosfer değişiyor ve oksijen tüketiliyor” diye konuştu. Atmosferde yaşanan değişimlerin‘günlük, yıllık, 10000 yıllık ve milyon yıllık’ şekilde 4 şekilde değerlendirildiğini anlatan Reimer, şöyle konuştu: “Günlük ve yıllık kolay, ağaç karbondioksit alır, oksijen verir. Yıllıkta yaz ve kış döngüsü ile 10000 yıllıkta buzullardan alınan derin silindir parçalardan atmosfer örnekleri toplanır. Bu ise her sene yaşanan kar yağışlarında biriken karbondioksit oranı ile öğreniliyor. Ama anahtar element olan okyanuslardaki sıcak ve soğuk okyanus akımlarını anlamak, yaşanan değişimleri de anlamak için önemli bir veri. Bu durum şimdi ile bağlantılı değil, aslında insanlığın ortaya çıkmasından beri karbon dönüşümü yaşanıyor. Bunun sonuçlarında dünyamızda ve atmosferde ısı artıyor. Zaten iklim değişikliğini önlemede en önemli etken, bu ısının daha fazla artmasını engellemek. Sera gazları sebebiyle güneş ışığı veya ısısı geri yansıyamıyor, atmosferden bu sebeple ısı içerde kilitli kalıyor ve bu da ısının daha da artmasına neden oluyor. Özellikle sera gazlarının artik bölgelerde birikmesi sebebiyle bu bölgelerdeki buzulların erimesine neden oluyor. Tabi küresel ısınma nedeniyle volkanlar yeniden hareketleniyor. Ama yine de buna rağmen, kimi olduğundan çok soğurken, küresel ısınmadan bahsedebilmek biraz zor! Artan küresel ısınma sebebiyle eriyen buzullar nedeniyle su seviyesi artıyor denizler yükseliyor. Deniz seviyesinin artmasından dolayı Marshall adaları yavaş yavaş yok oluyor. Tüm bu yaşananlar 200.000 yıl öncede yaşandı sonra buzul dönemi oldu. Anakaranın ortalama ısısı 11 derece arttı. Türkiye’deki dağların buzulları erimeye başladı. Antarktika’da 1950’lerden bu yana en fazla buzul kaybını bu 20 yıllık sürede yaşadı. Özetle ortalama ısı artıyor, deniz seviyesi yükseliyor. Tabi iklim değişikliği, ekonomik olarak da eşitsizliğe neden oluyor. Özellikle soğuk ülkeler bu durumdan yarar sağlarken, sıcak tropikal iklime sahip ülkeler kuraklıkla karşılaşıyor. Kömür petrol ve doğal gaz çıkartılıyor bunlar yakılıyor bu durumda kar elde ediliyor ama böyle olumsuz sonuçları var. Fakir ülkeler daha kötü etkileniyor. Zengin ülkelerdeki üretim sonucunda adeta bir kelebek etkisi yaşanıyor. Isınan hava nedeniyle diğer bölgedeki ülkeler küresel ısınma yaşıyor bu da onları olumsuz etkiliyor.”
‘Başkentin ortak aklı’ sloganı ile etkin çalışmalarını sürdüren Ankara Kent Konseyi (AKK), ‘İklim Değişikliği ve Çevre’ konularına bir kez daha dikkat çekti. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ile Kataliz Derneği işbirliğinde bu yıl 8.’sini düzenlediği Ulusal Kataliz Konferansı ana teması ‘İklim Değişikliği Uyum ve Önleme Politikaları, Teknik Çalışmalar’ olarak belirlendi. Başkan Yılmaz önem veriyor Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’ın büyük verdiği ve AKK’nin yeniden oluşumunu tamamladığı 2019’dan bu yana ağırlık verdiği ‘İklim Değişikliği ve Çevre’ duyarlılığı ile oluşturulan Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu, ülkemizin su varlığı, geri dönüşüm ile ağaçlandırma konularında önemli çalışmalar yaptı. AKK bünyesinde kurulması kararı alınan İklim ve Çevre Meclisi ise bu adımların son aşamasını oluşturdu. Bir konferans ve sunumlar AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu, yeni oluşturulmakta olan Ankara İklim ve Çevre Meclisinin katkıları ile 8. Ulusal Kataliz Konferansı ve sunumları, AKK’ninYouTube kanalı üzerinden naklen Ankaralılara aktarılıyor. Konferans, 10 Eylül’de Münih Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Johannes A. Lercher’in sunumu ile devam edecek ve 11 Eylül’de Ohio State Üniversitesinden Prof. Dr. Ümit S.Özkan’ın sunumu ile tamamlanacak. Kataliz Konferansında ayrıca, Türkiye'deki araştırmacıların ağırlıklı sözlü ve poster sunumlarının enerji dönüşüm teknolojileri, karbondioksit ve plastik malzeme geri dönüşümü alanında öncü çalışmaları tartışılıyor. Prof. Dr. Deniz Üner’in girişimi İklim ve çevre çalışmalarını ODTÜ ve Kataliz Derneği bünyesinde sürdüren Prof. Dr. Deniz Üner’in girişimi ve AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu, yeni oluşturulmakta olan Ankara İklim ve Çevre Meclisinin katkıları ile 8. Ulusal Kataliz Konferansı ve sunumları, AKK’ninYouTube kanalı üzerinden naklen Ankaralılara aktarılıyor. Zoom üzerinden çevirim içi yapılan konferansın moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Deniz Üner, konferansın açılış konuşmasında, Kataliz biliminin, iklim değişikliği ile ilgili problemlerin çözümüne yönelik teknolojilerin temelini oluşturduğuna dikkat çekti. Konferanstaki sunumların önemli kısmının bu çerçevede gerçekleşeceğine işaret eden Üner, ulusal ve uluslararası akademisyenlerin, güncel araştırmalarının yer alacağı konferansta ilk sunumu yapan Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jeffrey A. Reimer’in iklim değişikliği konusunda önemliçalışmalara imza attığını, çevre ve sıfır atık konusundaki Kataliz araştırma ve çalışmalarınıanlattığını kaydetti. Ulusal Egemenlik ve Kurtuluş Aslında konferansın Ulusal Egemenlik hareketinin başladığı gün ve noktada, 19-21 Mayıs 2020 tarihleri arasındaSamsun 19 MayısÜniversitesinde gerçekleştirmeküzere yola çıktıklarını anlatan Üner, “Covid-19 nedeniyle konferansı ertelemek zorunda kaldık. Şimdi ise konferansı kurtuluşmücadelemizinsonuçlandığıgünün yıldönümü olan 9 Eylül 2021 tarihinde, MustafaKemal Atatürk ve silah arkadaşlarınasaygı ile başlattık” dedi. Sunuş konuşmasının ardından çevrimiçi sunumuna başlayan Prof. Dr. Jeffrey A. Reimer, ‘İklim Değişiklikleri ve Çevresel Etkiler’ başlıklı sunumunda Karbondioksit (CO2) yoğunluğunun, dünya üzerinde canlı ve insan yaşamı ile birlikte her zaman var olduğunu vurgulayarak, “Kimi zaman çok kimi zaman az ancak özellikle sanayi devrimi ile birlikte oldukça yükselişle bir artış gösterdiği apaçık ortadadır” dedi. Solunum yapan canlıların iklim değişikliğini direkt etkilediğine işaret eden Reimer, “Oksijeni tükettiğimiz için zaten klasik karbondioksit yoğunluğu artıyor ki, sanayi devrimi ile birlikte bunu daha etkin olarak görüyoruz. Nitekim hava kirliliğindeki en büyük etken olan bu sanayi gelişimi ve bu düzlemdeki etkileşimlerle atmosferde de olumsuz paralelde değişimler yaşanıyor. Mesela bugün Almanya'nın 1/4 enerjisi kömürden elde ediliyor, günde 25.140 milyon ton kömür yakılıyor. Bu paralelde 2017 yılında 1400 milyon ton karbondioksit üretilmiş. Bunun yanında ayrıca 344 milyon ton da plastik üretilmiş. Bu nedenle atmosfer değişiyor ve oksijen tüketiliyor” diye konuştu. Atmosferde yaşanan değişimlerin‘günlük, yıllık, 10000 yıllık ve milyon yıllık’ şekilde 4 şekilde değerlendirildiğini anlatan Reimer, şöyle konuştu: “Günlük ve yıllık kolay, ağaç karbondioksit alır, oksijen verir. Yıllıkta yaz ve kış döngüsü ile 10000 yıllıkta buzullardan alınan derin silindir parçalardan atmosfer örnekleri toplanır. Bu ise her sene yaşanan kar yağışlarında biriken karbondioksit oranı ile öğreniliyor. Ama anahtar element olan okyanuslardaki sıcak ve soğuk okyanus akımlarını anlamak, yaşanan değişimleri de anlamak için önemli bir veri. Bu durum şimdi ile bağlantılı değil, aslında insanlığın ortaya çıkmasından beri karbon dönüşümü yaşanıyor. Bunun sonuçlarında dünyamızda ve atmosferde ısı artıyor. Zaten iklim değişikliğini önlemede en önemli etken, bu ısının daha fazla artmasını engellemek. Sera gazları sebebiyle güneş ışığı veya ısısı geri yansıyamıyor, atmosferden bu sebeple ısı içerde kilitli kalıyor ve bu da ısının daha da artmasına neden oluyor. Özellikle sera gazlarının artik bölgelerde birikmesi sebebiyle bu bölgelerdeki buzulların erimesine neden oluyor. Tabi küresel ısınma nedeniyle volkanlar yeniden hareketleniyor. Ama yine de buna rağmen, kimi olduğundan çok soğurken, küresel ısınmadan bahsedebilmek biraz zor! Artan küresel ısınma sebebiyle eriyen buzullar nedeniyle su seviyesi artıyor denizler yükseliyor. Deniz seviyesinin artmasından dolayı Marshall adaları yavaş yavaş yok oluyor. Tüm bu yaşananlar 200.000 yıl öncede yaşandı sonra buzul dönemi oldu. Anakaranın ortalama ısısı 11 derece arttı. Türkiye’deki dağların buzulları erimeye başladı. Antarktika’da 1950’lerden bu yana en fazla buzul kaybını bu 20 yıllık sürede yaşadı. Özetle ortalama ısı artıyor, deniz seviyesi yükseliyor. Tabi iklim değişikliği, ekonomik olarak da eşitsizliğe neden oluyor. Özellikle soğuk ülkeler bu durumdan yarar sağlarken, sıcak tropikal iklime sahip ülkeler kuraklıkla karşılaşıyor. Kömür petrol ve doğal gaz çıkartılıyor bunlar yakılıyor bu durumda kar elde ediliyor ama böyle olumsuz sonuçları var. Fakir ülkeler daha kötü etkileniyor. Zengin ülkelerdeki üretim sonucunda adeta bir kelebek etkisi yaşanıyor. Isınan hava nedeniyle diğer bölgedeki ülkeler küresel ısınma yaşıyor bu da onları olumsuz etkiliyor.”
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.