ABD Orta Doğu’da en büyük hava gücünü topladı: İran’daki askeri ve nükleer tesislerde dikkat çeken hazırlık
ABD Orta Doğu’da en büyük hava gücünü topladı: İran’daki askeri ve nükleer tesislerde dikkat çeken hazırlık
ABD’nin 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en büyük hava gücü konuşlandırmasını gerçekleştirdiği belirtilirken, İran’daki askeri ve nükleer tesislerde yürütülen tahkimat ve yeniden inşa faaliyetleri uydu görüntülerine yansıdı. Diplomasi trafiği sürerken askeri senaryolar masada kalmaya devam ediyor.
ABD ile İran arasında nükleer program konusunda müzakereler devam ederken, Washington yönetiminin bölgeye yönelik askeri yığınağı dikkat çekiyor. ABD’nin 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en büyük hava gücü konuşlandırmasını gerçekleştirdiği ifade ediliyor. Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı emri verip vermeyeceği tartışılırken, Tahran’ın askeri tesislerindeki hazırlıklar uydu görüntülerine yansıdı.
Geride kalan günlerde ABD’nin bölgeye uçak gemileri, savaş uçakları ve denizaltılar sevk ettiği bildirildi. İran’ın bu süreçteki hazırlıkları ise uydu fotoğraflarında ortaya çıktı. Görüntülere göre İran, bazı tesislerde hem tahkimat hem de yeniden inşa faaliyetleri yürütüyor.
Parchin’de yeniden inşa ve “beton lahit” iddiası
Tahran’ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusunda bulunan Parchin Military Complex, İran’ın en hassas askeri tesislerinden biri olarak biliniyor. Batılı istihbarat kaynakları, İran’ın burada yirmi yılı aşkın süre önce nükleer bomba detonasyonuyla bağlantılı testler gerçekleştirmiş olabileceğini öne sürmüştü. İran ise nükleer silah arayışında olduğu iddialarını her zaman reddetti.
İsrail’in Ekim 2024’te Parchin’i vurduğu bildirildi. Saldırı öncesi ve sonrası uydu görüntülerinde dikdörtgen biçimli bir binada ciddi hasar oluştuğu, 6 Kasım 2024 tarihli görüntülerde ise yeniden inşa faaliyetlerinin başladığı görüldü.
12 Ekim 2025 tarihli görüntülerde yeni bir yapının iskeletinin yükseldiği ve bitişiğinde iki küçük yapının bulunduğu, 14 Kasım tarihli görüntülerde ise büyük yapının metal bir çatıyla kaplandığı dikkat çekti.
Merkezi ABD’de bulunan Institute for Science and International Security (ISIS), 22 Ocak tarihli analizinde sahada “Taleghan 2” olarak tanımladığı yeni tesisin etrafına bir “beton lahit (sarkofaj)” inşa edilmesinde ilerleme kaydedildiğini bildirdi.
ISIS, Kasım ayında yayımladığı değerlendirmede görüntülerde “yaklaşık 36 metre uzunluğunda ve 12 metre çapında, yüksek patlayıcı muhafaza kabını andıran uzun silindirik bir yapının bina içine yerleştirildiğini” aktarmıştı. Raporda, “Yüksek patlayıcı muhafaza kapları nükleer silah geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir; ancak birçok konvansiyonel silah geliştirme sürecinde de kullanılabilir” denildi.
Adli görüntü analisti William Goodhind, çatının çevreyle benzer renkte olduğunu belirterek, “Beton rengini gizlemek amacıyla büyük olasılıkla üzeri toprakla kaplandı” değerlendirmesinde bulundu.
ISIS’in kurucusu David Albright ise sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Müzakereleri oyalamanın faydaları var: Son iki-üç haftada İran, yeni Taleghan 2 tesisini gömmekle meşguldü… Daha fazla toprak mevcut ve tesis yakında tamamen tanınamaz bir sığınağa dönüşebilir; bu da hava saldırılarına karşı ciddi koruma sağlar” ifadelerini kullandı.
İsfahan ve Natanz’daki tüneller kapatıldı
İran’daki üç uranyum zenginleştirme tesisinden biri olan ve Haziran ayında ABD tarafından bombalanan Isfahan Nuclear Complex, nükleer yakıt döngüsüne ait tesislerin yanı sıra diplomatlara göre İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun büyük bölümünü barındıran yer altı alanlarını da içeriyor.
Ocak ayı sonlarında çekilen uydu görüntüleri, kompleksteki iki tünel girişinin toprakla kapatılmasına yönelik yeni çalışmalar yapıldığını gösterdi. ISIS’in 9 Şubat tarihli güncellemesine göre üçüncü giriş de dolduruldu ve böylece tünel kompleksinin tüm girişleri “tamamen gömülmüş” oldu. 10 Şubat tarihli görüntülerde üç tünelin de kapatıldığı görüldü.
ISIS, tünel girişlerinin doldurulmasının “olası bir hava saldırısının etkisini azaltmaya yardımcı olacağını ve içeride bulunabilecek yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek ya da imha etmek amacıyla düzenlenecek özel kuvvet operasyonlarında kara erişimini zorlaştıracağını” belirtti.
ISIS ayrıca 10 Şubat’tan bu yana Natanz’a yaklaşık 2 kilometre mesafedeki ve bir dağın altındaki tünel kompleksine ait iki girişin “sertleştirilmesi ve savunma açısından güçlendirilmesi” yönünde çalışmalar sürdüğünü bildirdi. Natanz, İran’ın diğer iki uranyum zenginleştirme tesisine ev sahipliği yapıyor.
Füze üslerinde onarım çalışmaları
İran’ın güneyinde, Şiraz’ın yaklaşık 10 kilometre güneyinde bulunan Shiraz South Missile Base, İsrailli düşünce kuruluşu Alma Research and Education Center’a göre orta menzilli balistik füze fırlatma kapasitesine sahip 25 ana üsten biri.
3 Temmuz 2025 ile 30 Ocak 2026 tarihli görüntülerin karşılaştırılması, üssün ana lojistik ve muhtemel komuta kompleksinde onarım ve temizleme çalışmalarının yürütüldüğünü gösteriyor. Goodhind, “Temel çıkarım, kompleksin hava saldırıları öncesindeki tam operasyonel kapasitesine henüz dönmediğidir” dedi.
Kum kentinin yaklaşık 40 kilometre kuzeyindeki Qom Missile Base’de ise yüzeyde orta düzeyde hasar tespit edildi. 16 Temmuz 2025 ile 1 Şubat 2026 tarihli görüntülerin karşılaştırılması, hava saldırısında hasar gören bir binanın çatısının yenilendiğini ortaya koydu. Goodhind’e göre çatı onarımının 17 Kasım’da başladığı ve yaklaşık 10 gün içinde tamamlandığı tahmin ediliyor.
ABD’nin askeri yığınağı büyüyor
Wall Street Journal’ın haberine göre bölgedeki askeri yığınak, 2003 Irak işgalinden bu yana görülen en büyük hava gücü birikimi olarak değerlendiriliyor.
Son günlerde gelişmiş F-35 Lightning II ve F-22 Raptor savaş uçakları bölgeye kaydırıldı. İkinci bir uçak gemisi, taarruz ve elektronik harp uçaklarıyla birlikte yola çıktı. Büyük hava operasyonlarını koordine etmekte kritik rol oynayan komuta-kontrol uçakları da bölgeye intikal ediyor. Ayrıca son haftalarda ilave hava savunma sistemleri konuşlandırıldı.
ABD Donanması’nın Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de olası bir operasyonu desteklemek üzere 13 gemisi bulunuyor. Bunlar arasında uçak gemisi USS Abraham Lincoln ile balistik füzelere karşı savunma kapasitesine sahip dokuz destroyer yer alıyor. İkinci uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve beraberindeki dört destroyer de bölgeye doğru ilerliyor.
ABD’li yetkililer, bu askeri kapasitenin Haziran ayında İran’daki üç nükleer tesise düzenlenen ve “Midnight Hammer” olarak adlandırılan tek seferlik saldırının ötesinde, haftalar sürebilecek kapsamlı bir hava harekâtı seçeneği sunduğunu belirtiyor.
Diplomasi sürüyor, karar belirsiz
ABD ve İran temsilcileri bu hafta Cenevre’de uranyum zenginleştirme konusunda olası bir anlaşmayı görüşmek üzere bir araya geldi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, görüşmelerde “bir miktar ilerleme” sağlandığını ancak “bazı başlıklarda hâlâ oldukça uzak” olunduğunu söyledi. Leavitt, İran’ın önümüzdeki haftalarda daha ayrıntılı bir teklif sunmasının beklendiğini ifade etti.
Trump’ın, İran’a saldırı seçeneğini değerlendirmesi halinde askeri alternatiflere ilişkin birden fazla brifing aldığı bildirildi. Yetkililere göre hazırlanan planlar, İran rejimine ve bölgedeki vekil güçlerine azami zarar verecek şekilde tasarlandı.
ABD ve yabancı yetkililere göre seçenekler arasında İran’daki siyasi ve askeri liderlerin hedef alınacağı ve rejimin devrilmesini amaçlayan bir kampanya da bulunuyor. Bir diğer senaryo ise yalnızca nükleer ve balistik füze tesislerini hedef alan sınırlı bir hava harekâtını içeriyor. Her iki seçeneğin de haftalar sürebileceği belirtiliyor.
Trump’ın henüz nihai kararını vermediği kaydedilirken, Ulusal güvenlik ekibinin Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda İran başlığını ele aldığı bildirildi. Trump kamuoyuna yaptığı açıklamalarda diplomatik bir anlaşmayı tercih ettiğini vurguladı. Böyle bir anlaşmanın, ABD’nin taleplerinin tamamının kabul edilmesi halinde İran’ın nükleer programının sona erdirilmesini, bölgesel vekil güçlerinin dağıtılmasını ve balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılmasını öngördüğü ifade ediliyor.
İran’ın ise hava gücünün sınırlı olması nedeniyle temel caydırıcılık unsuru olarak gördüğü balistik füzelerden vazgeçmeye yanaşmasının düşük ihtimal olduğu değerlendiriliyor. Trump, önceliğinin nükleer mesele olduğunu ve İran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmasını istediğini yineledi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.