İrfan Ünver Nasrattınoğlu
Köşe Yazarı
İrfan Ünver Nasrattınoğlu
 

Kiliseye Çevrilen Camiler

            Dostlarım bilirler, hayatımın son elli yılı, Türk Dünyası içerisinde geçmiş ve Yüce Yaradan benim, nerede Türk-Müslüman yaşıyorsa, oralara gidip görmemi nasip etmiştir. Özellikle, Balkan Ülkelerini gezerken, içimi sızlatan ve beni çok üzen olaylarla karşılaşır ve hayıflanırdım;  “neden benim ülkem bunları yapamıyor”, diye…             Örneğin, halkın büyük çoğunluğu Müslüman ve Türk olan Makedonya, Kosova, Bosna, Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya vb. gibi ülkelerde, bu ülkelerde hiç ilgisi olmayan İngiliz, Fransız, Alman, Amerika Birleşik Devletleri Kültür Merkezleri vardı, ama Türk Kültür Merkezi yoktu!.. Yoktu, çünkü iki binli yıllara gelinceye kadar, ülkemizi yöneten siyasi iktidarların, Türk Dünyası diye bir kaygıları, arzuları yoktu!...             Sonra peş-peşe TİKA (Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı), Yunus Emre (Vakfı) Enstitüsü ve YTB (Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı) kuruldu. Türkiye dışında, birçok ülkede bu kurumların temsilcilikleri açıldı. Bir yandan bu temsilcilikler, öte yandan ülkemizin içerisinde faaliyette bulunan kimi kurum ve kuruluşlar tarafından, Türk kültürü, sanatı, gelenek ve görenekleri ile ilgili etkinlikler düzenlenerek, bunlar tüm dünyaya tanıtıldı. İşte bu kuruluşlar ve faaliyetleri benim arzum ve özlemlerimdi…             Bir süre önce, YTB Başkanlığı tarafından ismen davet edildiğim bir toplantıda, Dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan Türk Eserleri ile ilgili bir konferans verildi ve akabinde, bu eserlerimizin kiliseye dönüştürülmesini belgeleyen üç ciltten oluşan kitabın tanıtımı yapıldı.             Akademisyen Mehmet Emin Yılmaz’ın video görüntülerle anlattığı Türk Eserlerinin yer aldığı üç cildin, YTB Başkanı Sayın Abdullah Eren tarafından hediye edilmesi beni son derece memnun ve mutlu etmiştir. Zira bu kitaplarda konu edilen, eserlerin birçoğunu, yurt dışı seyahatlerimde, bizzat görmüş, incelemiştim.             Kiliseye Çevrilen Türk Eserleri’nin birinci cildinde, Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Cezayir, Ermenistan, Güney Kıbrıs, Gürcüstan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya’daki Türk eserleri ile ilgili tüm bilgiler ve fotoğraflar ve resimler yer almaktadır.             Eserin ikinci cildince ise; Macaristan, Moldova, Romanya, Sırbistan, Ukrayna ve Ülkemizde kiliseye çevrilmiş olan eserler bulunmaktadır.             Üçüncü ciltteki bilgi ve belgeler ise; yüreğimizdeki acıyı daha da sızlatmaktadır. Zira salt 1923-1924 yıllarında Dırama,  İskeçe ve Kavala köylerinde kiliseye dönüştürülen eserlerin,  sayısı 34 dür. Bunların tamamı cami olup, hepsi de kilise yapılmışlardır. Bu durum karşısında, komşu Yunanistan halkının veya yönetiminin, İstanbul’daki Ayasofya Camiimiz hakkında herhangi bir söz söylemeye hakkı var mıdır?...             Anılan ülkelerdeki Türk eserleri salt Camiler değildir. Birçok ülkede, geleneksel Türk hamamları, çeşmeleri vb. de bulunmaktadır ve maalesef, bunların da görülebilen yerlerine Hristiyanlığı simgeleyen haç sallandırılmıştır!...             Yıllar önce (eski) Yugoslavya’ya yaptığım bir seyahatte, beni gezdirmek lütfunda bulunmuş olan dostum, Kosovalı Arnavut Prof. Dr. Şefket Pllana şöyle demişti: “İrfan kardeş, bu Sırplar, Kosova’da yüzlerce cemiyi yıkıp, yok ettiler. Bunların izleri de kaybolmadan yazılıp çizilmeleri gerekir, ama!...”             Şefket Hoca bugün hayatta değil ama, onun ölümünden yıllar sonra, Türkiye’de kurulan YTB Başkanı Abdullah Eren, gerekeni yaparak, üç ciltlik dev bir eseri, Dünya Kütüphanelerine kazandırmıştır. Kuşkusuz Sayın Eren ve ekibinin yaptıkları birbirinden önemli ve değerli çalışmalar vardır. Yeri geldikçe bunları da yazarak, belgelememiz gerekmektedir. ***             Abdullah Eren kimdir? Abdullah Eren, 1984 İstanbul doğumludur. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde lisans; Londra-Westminster Üniversitesi Diplomasi Çalışmaları alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Çalışma hayatına özel sektörde başlayan Abdullah Eren, 2014 yılında Başbakan Özel Kalem Müdür Yardımcısı olarak atanmıştır. Sırasıyla Başbakan Müşaviri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak görev yapan Eren, 27 Ekim 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı görevine atandı. YTB Başkanlığı görevi süresince yurt dışında sayıları 7 milyonu bulan Türk vatandaş diasporasından; Balkanlardan Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir havzaya yayılmış olan ve içerisinde Osmanlı bakiyesi unsurları da barındıran soydaş ve akraba topluluklar ile Türkiye’de öğrenim görmekte olan dünyanın dört bir yanından uluslararası öğrencilere yönelik çalışmaların yürütülmesine öncülük etti. Bu süreçte YTB’nin ilgili faaliyet alanlarında özellikle gençlere yönelik düzenlenen programlar kapsamında yurt dışı vatandaş diasporasından gönül coğrafyasına 100.000’i aşkın genç ile temas edildi. Kendisi de aslen Batı Trakya kökenli olan Abdullah Eren, Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki Türk soylular gibi hususlar ile Batı Trakya, Libya, Suriye, Filistin ve Dağlık Karabağ’da hem sahada hem de bürokratik düzeyde birçok proje ve faaliyetin gerçekleştirilmesi üzerinde önemle durdu.  Sivil toplumda da aktif görevler üstlenmiş olan Abdullah Eren, Balkanlarla ilgili STK’larda görevler üstlenmiştir. Gençlik yıllarından beri aktif siyasette yer almış, Ak Parti İstanbul Gençlik Kolları Dış İlişkilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Halen TEKNOFEST İcra Kurulu üyesidir. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile tekrar Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı görevine atanan Abdullah Eren, İngilizce bilmekte, evli ve 2 çocuk babasıdır.  
Ekleme Tarihi: 05 Nisan 2024 - Cuma

Kiliseye Çevrilen Camiler

            Dostlarım bilirler, hayatımın son elli yılı, Türk Dünyası içerisinde geçmiş ve Yüce Yaradan benim, nerede Türk-Müslüman yaşıyorsa, oralara gidip görmemi nasip etmiştir. Özellikle, Balkan Ülkelerini gezerken, içimi sızlatan ve beni çok üzen olaylarla karşılaşır ve hayıflanırdım;  “neden benim ülkem bunları yapamıyor”, diye…

            Örneğin, halkın büyük çoğunluğu Müslüman ve Türk olan Makedonya, Kosova, Bosna, Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya vb. gibi ülkelerde, bu ülkelerde hiç ilgisi olmayan İngiliz, Fransız, Alman, Amerika Birleşik Devletleri Kültür Merkezleri vardı, ama Türk Kültür Merkezi yoktu!.. Yoktu, çünkü iki binli yıllara gelinceye kadar, ülkemizi yöneten siyasi iktidarların, Türk Dünyası diye bir kaygıları, arzuları yoktu!...

            Sonra peş-peşe TİKA (Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı), Yunus Emre (Vakfı) Enstitüsü ve YTB (Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı) kuruldu. Türkiye dışında, birçok ülkede bu kurumların temsilcilikleri açıldı. Bir yandan bu temsilcilikler, öte yandan ülkemizin içerisinde faaliyette bulunan kimi kurum ve kuruluşlar tarafından, Türk kültürü, sanatı, gelenek ve görenekleri ile ilgili etkinlikler düzenlenerek, bunlar tüm dünyaya tanıtıldı. İşte bu kuruluşlar ve faaliyetleri benim arzum ve özlemlerimdi…

            Bir süre önce, YTB Başkanlığı tarafından ismen davet edildiğim bir toplantıda, Dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan Türk Eserleri ile ilgili bir konferans verildi ve akabinde, bu eserlerimizin kiliseye dönüştürülmesini belgeleyen üç ciltten oluşan kitabın tanıtımı yapıldı.

            Akademisyen Mehmet Emin Yılmaz’ın video görüntülerle anlattığı Türk Eserlerinin yer aldığı üç cildin, YTB Başkanı Sayın Abdullah Eren tarafından hediye edilmesi beni son derece memnun ve mutlu etmiştir. Zira bu kitaplarda konu edilen, eserlerin birçoğunu, yurt dışı seyahatlerimde, bizzat görmüş, incelemiştim.

            Kiliseye Çevrilen Türk Eserleri’nin birinci cildinde, Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Cezayir, Ermenistan, Güney Kıbrıs, Gürcüstan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya’daki Türk eserleri ile ilgili tüm bilgiler ve fotoğraflar ve resimler yer almaktadır.

            Eserin ikinci cildince ise; Macaristan, Moldova, Romanya, Sırbistan, Ukrayna ve Ülkemizde kiliseye çevrilmiş olan eserler bulunmaktadır.

            Üçüncü ciltteki bilgi ve belgeler ise; yüreğimizdeki acıyı daha da sızlatmaktadır. Zira salt 1923-1924 yıllarında Dırama,  İskeçe ve Kavala köylerinde kiliseye dönüştürülen eserlerin,  sayısı 34 dür. Bunların tamamı cami olup, hepsi de kilise yapılmışlardır. Bu durum karşısında, komşu Yunanistan halkının veya yönetiminin, İstanbul’daki Ayasofya Camiimiz hakkında herhangi bir söz söylemeye hakkı var mıdır?...

            Anılan ülkelerdeki Türk eserleri salt Camiler değildir. Birçok ülkede, geleneksel Türk hamamları, çeşmeleri vb. de bulunmaktadır ve maalesef, bunların da görülebilen yerlerine Hristiyanlığı simgeleyen haç sallandırılmıştır!...

            Yıllar önce (eski) Yugoslavya’ya yaptığım bir seyahatte, beni gezdirmek lütfunda bulunmuş olan dostum, Kosovalı Arnavut Prof. Dr. Şefket Pllana şöyle demişti: “İrfan kardeş, bu Sırplar, Kosova’da yüzlerce cemiyi yıkıp, yok ettiler. Bunların izleri de kaybolmadan yazılıp çizilmeleri gerekir, ama!...”

            Şefket Hoca bugün hayatta değil ama, onun ölümünden yıllar sonra, Türkiye’de kurulan YTB Başkanı Abdullah Eren, gerekeni yaparak, üç ciltlik dev bir eseri, Dünya Kütüphanelerine kazandırmıştır. Kuşkusuz Sayın Eren ve ekibinin yaptıkları birbirinden önemli ve değerli çalışmalar vardır. Yeri geldikçe bunları da yazarak, belgelememiz gerekmektedir.

***

            Abdullah Eren kimdir?

Abdullah Eren, 1984 İstanbul doğumludur. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde lisans; Londra-Westminster Üniversitesi Diplomasi Çalışmaları alanında yüksek lisans derecesine sahiptir.

Çalışma hayatına özel sektörde başlayan Abdullah Eren, 2014 yılında Başbakan Özel Kalem Müdür Yardımcısı olarak atanmıştır. Sırasıyla Başbakan Müşaviri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak görev yapan Eren, 27 Ekim 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı görevine atandı.

YTB Başkanlığı görevi süresince yurt dışında sayıları 7 milyonu bulan Türk vatandaş diasporasından; Balkanlardan Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir havzaya yayılmış olan ve içerisinde Osmanlı bakiyesi unsurları da barındıran soydaş ve akraba topluluklar ile Türkiye’de öğrenim görmekte olan dünyanın dört bir yanından uluslararası öğrencilere yönelik çalışmaların yürütülmesine öncülük etti.

Bu süreçte YTB’nin ilgili faaliyet alanlarında özellikle gençlere yönelik düzenlenen programlar kapsamında yurt dışı vatandaş diasporasından gönül coğrafyasına 100.000’i aşkın genç ile temas edildi.

Kendisi de aslen Batı Trakya kökenli olan Abdullah Eren, Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki Türk soylular gibi hususlar ile Batı Trakya, Libya, Suriye, Filistin ve Dağlık Karabağ’da hem sahada hem de bürokratik düzeyde birçok proje ve faaliyetin gerçekleştirilmesi üzerinde önemle durdu. 

Sivil toplumda da aktif görevler üstlenmiş olan Abdullah Eren, Balkanlarla ilgili STK’larda görevler üstlenmiştir. Gençlik yıllarından beri aktif siyasette yer almış, Ak Parti İstanbul Gençlik Kolları Dış İlişkilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Halen TEKNOFEST İcra Kurulu üyesidir.

Cumhurbaşkanlığı Kararı ile tekrar Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı görevine atanan Abdullah Eren, İngilizce bilmekte, evli ve 2 çocuk babasıdır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.