Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

Türkü gerçeği

“Derde derman türküler”i dinlerken, “Cahil adem olmaz evliya olsa” diyeni de “Ağız aynı ağız diller değişmiş” diyeni de duydum! Çünkü… Bu âlem bir âlem! Doğuyoruz, büyüyoruz, ölüyoruz… Bunu biliyoruz, biliyoruz da bilmez gibi yaşıyoruz. Her şeyin içindeyiz amma sanki dışındayız. Bunun sırrını ancak ozanlar çözer. Erzurum ve Sivas yörelerine ait versiyonları bulunsa da TRT repertuarında Sivas adına kayıtlı olan türkü bakın ne diyor:   Geldim şu alemi ıslah edeyim Özümü meydanda gördüm sonradan Zaman mahlukuna meylimi verdim Sermayemden zarar gördüm sonradan   Ozanın diline, teline dolanırsanız vay halinize! Onlar ne seni dinler ne de beni. Hatta kendisini bile dinlemez ve der ki:   Geldi bizim ele sevdi sevişti Al kadeh ver kadeh doldurdu içti Sadık yarim diye yeminler içti Özü çürük imiş duyduk sonradan   “İki dinli şu cahilin sözleri” dizesi, son yıllarda yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz bazı hadiselere bakınca ne büyük bir sosyolojik tespittir. Âlem sadece “Al kadeh ver kadeh doldurdu içti” türü alemcilerle değil, mayası bozuklarla da doludur! Ulu Ozan Fuzuli boşuna dememiş:   Kıtmir bir ufacık meslek alınca Sadr-ı azam gibi payesine bak İşin düşüp başın dara gelince Tecrübe eyle de mayasına bak   Mayası bozuklara bu bodoslama dalış laf olsun diye değildir. Çünkü ne olursa olsun;   Nadana sır ver de aç bir arayı Başına dar eyler geniş dünyayı Veledi zinadan umma vefayı Tohumu kimindir tanesine bak   Ve yine bu günlerde ne yazık ki İslam dünyasında görülen ‘cehalet’, şahsiyeti doğrudan ilgilendiriyor. Ben demiyorum!   Cahil adem olmaz evliya olsa Kamile fırsat ver, eşkıya olsa Fuzulî de der ki akraban olsa Geşt ü güzar eyle hanesine bak   İnsan gibi toplum da doğa da sürekli değişiyor. O değişikliği görenler duyarsız ise geçip gidiyor. Gören bir ozan ise saza, söze doluyor gördüklerini. Davut Sulari, “Battal Gazi Diyarına Uğradım” derse gerisini nasıl getirir bakalım:       Battal Gazi diyarına uğradım Diyar aynı diyar iller değişmiş Kılıç aldım çalı çırpı doğradım Eller aynı eller kullar değişmiş   Malatya kayısı şekerparesi Silinmez münkirin kalbi karası Sarılır mı her hastanın yarası İlaç aynı ilaç eller değişmiş   Aldığım yazıyı Edibe yazdı Elimde çöğürdü tamburdu sazdı Söylenen makamdı güzel avazdı Ağız aynı ağız diller değişmiş   Ozanlar olmasa âlem bir başka âlem olurdu ki yaşanası türden değil… Sazlarına, sözlerine, dillerine sağlık…
Ekleme Tarihi: 14 Temmuz 2022 - Perşembe

Türkü gerçeği

“Derde derman türküler”i dinlerken, “Cahil adem olmaz evliya olsa” diyeni de “Ağız aynı ağız diller değişmiş” diyeni de duydum!

Çünkü…

Bu âlem bir âlem!

Doğuyoruz, büyüyoruz, ölüyoruz…

Bunu biliyoruz, biliyoruz da bilmez gibi yaşıyoruz.

Her şeyin içindeyiz amma sanki dışındayız. Bunun sırrını ancak ozanlar çözer.

Erzurum ve Sivas yörelerine ait versiyonları bulunsa da TRT repertuarında Sivas adına kayıtlı olan türkü bakın ne diyor:

 

Geldim şu alemi ıslah edeyim
Özümü meydanda gördüm sonradan
Zaman mahlukuna meylimi verdim
Sermayemden zarar gördüm sonradan

 

Ozanın diline, teline dolanırsanız vay halinize! Onlar ne seni dinler ne de beni. Hatta kendisini bile dinlemez ve der ki:

 

Geldi bizim ele sevdi sevişti
Al kadeh ver kadeh doldurdu içti
Sadık yarim diye yeminler içti
Özü çürük imiş duyduk sonradan

 

“İki dinli şu cahilin sözleri” dizesi, son yıllarda yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz bazı hadiselere bakınca ne büyük bir sosyolojik tespittir.

Âlem sadece “Al kadeh ver kadeh doldurdu içti” türü alemcilerle değil, mayası bozuklarla da doludur! Ulu Ozan Fuzuli boşuna dememiş:

 

Kıtmir bir ufacık meslek alınca
Sadr-ı azam gibi payesine bak
İşin düşüp başın dara gelince
Tecrübe eyle de mayasına bak

 

Mayası bozuklara bu bodoslama dalış laf olsun diye değildir. Çünkü ne olursa olsun;

 

Nadana sır ver de aç bir arayı
Başına dar eyler geniş dünyayı
Veledi zinadan umma vefayı
Tohumu kimindir tanesine bak

 

Ve yine bu günlerde ne yazık ki İslam dünyasında görülen ‘cehalet’, şahsiyeti doğrudan ilgilendiriyor. Ben demiyorum!

 

Cahil adem olmaz evliya olsa
Kamile fırsat ver, eşkıya olsa
Fuzulî de der ki akraban olsa
Geşt ü güzar eyle hanesine bak

 

İnsan gibi toplum da doğa da sürekli değişiyor. O değişikliği görenler duyarsız ise geçip gidiyor. Gören bir ozan ise saza, söze doluyor gördüklerini. Davut Sulari, “Battal Gazi Diyarına Uğradım” derse gerisini nasıl getirir bakalım:

     

Battal Gazi diyarına uğradım
Diyar aynı diyar iller değişmiş
Kılıç aldım çalı çırpı doğradım
Eller aynı eller kullar değişmiş

 

Malatya kayısı şekerparesi
Silinmez münkirin kalbi karası
Sarılır mı her hastanın yarası
İlaç aynı ilaç eller değişmiş

 

Aldığım yazıyı Edibe yazdı
Elimde çöğürdü tamburdu sazdı
Söylenen makamdı güzel avazdı
Ağız aynı ağız diller değişmiş

 

Ozanlar olmasa âlem bir başka âlem olurdu ki yaşanası türden değil…

Sazlarına, sözlerine, dillerine sağlık…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.