Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

Rüzgarlı Sokak’ta Metin, Gören, duyan, bilen biri

(10 yıl önce yazdığım fakat yayımlanmayan bir yazı / 20.01.2011) ‘Rüzgarlı Sokak’, İstanbul’un Bab-ı Ali’si kadar ‘namlı’ olmasa da, 70’li-80’li yıllardan itibaren çoğu Bab-ı Ali namlısının adımladığı, yetiştiği yerdir… ‘Rüzgarlı Sokak Okulu’; matbuat, basın, televizyon ve sonunda genel olarak medya dünyasına, basın yayın ve iletişim fakültelerinden daha fazla ‘eleman’ göndermiş ve sektöre yön veren isimlerin ilk ikametgah adresi olmuştur… Mesleğin önde gelen isimleri arasında yer almasına rağmen, hep Ankara’da kalmayı tercih edenler de vardı aralarında… Bunlardan birlikte çalışma şansı bulduklarım oldu. Onlardan mesleki donanım açısından yararlanmışlığım vardır. Minnet borçluyum. ‘mışlığım’ diyorum, çünkü bu gerçeğin farkına sonradan vardım… Kendisinden çok şey öğrendiğimi anladığım meslek büyüklerimden biri de Metin Gören ağabeydir. O efsane Günaydın Gazetesi’nin Ankara’da küçük bir odaya tıkılmış spor servisinin başındaydı. Metin Gören, bizim nesil gazetecilerin Ankara’daki mesleki ağabeyi, spor dünyasının futbolcu, yazar ve televizyon programlarının yorumcusuydu. Yazısı okunur, sözü dinlenirdi. Hâlâ da öyle… (Şimdi aramızda değil, Allah rahmet eylesin) BENİM İÇİN FARKLIYDI… Rahmetli Turhan Dilligil’in Adalet Gazetesi’nden bir üst kata terfi edenler arasına katılmıştım… Yani Günaydın Gazetesi’ndeydim… Kadrat cetveli ile A-4 ebadındaki plan kâğıtlarına sayfa çizerken, bir anda tam sayfa ebadındaki mizanpaj kâğıtlarını ve 30 cm’lik cetvelleri bulmuştum önümde… Şaşkındım… Alıştım… Metin Gören ağabey o alışma dönemimde büyük moral ve güç verdi, sağ olsun… Anlatmaktan hep büyük zevk aldığı bilmem kaç kez milli olmuş futbolculuğu, sert sayfa çizişi, keskin kalem oynatışı ve ‘harbi’ delikanlı tavrı ile epeyce bir özellik kattı kişiliğinden kişiliğime… O yüzden biraz Metin, Gören, bilen, duyanımdır! ‘TENSİKAT’ VURGUNU… Gazetecilerin baş belası ‘tensikat’tan en çok darbe yiyenlerden biriyim. Bunda, askere 30 yaşından son gitmemin de büyük etkisi vardı. Gazete büroları, daha doğrusu patronları askerliğini yapmamış elemana ‘iyi gözle’ bakmaz(dı)! Askerliğimi yapmadığım için dönemin en çok satan ve en etkili gazetelerinden Günaydın’a 3 kez çağrılmış, çalışmış ve gönderilmiş bir gazeteciyim… Yılın sonunda; 15 Aralık’ta çıkarırlar, daha bir ay bile geçmeden yeniden işe başlamam için çağırırlardı. Son keresinde ben gittim ve bir daha dönmedim! O gönderilmelerimden ilkinde spor servisindeydim. Yılsonu gelince ‘tensikat’ vurgunu yedim! Ben ilk şokun büyük üzüntüsü içindeyken, Metin Gören ağabeyin o isyan dolu tepkisini hatırlıyorum… Ağzına çok yakışan bir iki güzel küfürlerle bezemişti tepkisini… ÇAYCIYI NİYE KOVALADI? Yine Günaydın’lı yıllardan bir hatıra… Ramazan ayı bitti… Oruçtan çıkmışlığın iştah kabarıklığıyla bol bol çay içiliyor… Bizler toplu taşım araçlarıyla işe gelip giderken, bize çay satarak aldığı sıfır otomobilini Rüzgarlı Sokağın başındaki zula yerlere park ederek Uçar Han’a yürüyerek gelen çay ocağı işletmecisi (adı ilginçtir) Oruç, elinde bir kağıtla Metin ağabeyin önüne dikildi ve kağıdı uzattı… -Abey, çay borcun! -!!!? Bir anda volkan gibi patlayan Metin ağabey, aklınıza gelebilecek tüm ‘iltifat’ dolu kelime ve cümleleri savurarak kovaladı Oruç’u… Oruç, sırra kadem basarken, o arkasından bağırıyordu: -30 gündür oruç tutuyorum ulan… Bu ne çay parası? GÜZEL TURNUVA ANILARI… Metin ağabey ile daha sonra 19 Mayıs Stadyumunun tribünlerinde, Spor Yazarları’nda karşılaştık… Yeniden döndüğüm Adalet Gazetesi’nin Gazeteler arası futbol turnuvasındaki kadrosunda bendeniz de vardı… Metin ağabey de Günaydın kadrosunda… Maçları da çok ‘baba’ hakemler yönetiyordu, FIFA kokartlı… Bizim kadroda; Anayurt Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi olan (merhum) Naci Alan, sonradan Anadolu Ajansı Genel Müdür olan Mehmet Güler, sonra Yenimahalle Belediyesi Basın Bürosunda çalışan Nezih Şengerze ile bazı gazete ve ajanslara gönderdiğimiz arkadaşlar vardı… Günaydın Gazetesi’nin kadrosundaki en önemli isimlerden biri de Orhan Uğuroğlu idi… Orhan ağabey, kendisini fena kaptırmıştı o turnuvanın havasına. Bizimle oynan maçta o iri cüssesiyle öyle bir düştü, öyle bir sürüklendi ve öyle bir çarptı ki Atatürk Spor Salonu’nun kenar duvarına… Allah korudu… Ucuz atlattı! Metin ağabey o turnuvada salonun en ‘hırçın’ daha doğrusu en hırslı futbolcusuydu… Müthiş inatçı, inançlı ve kazanma arzusuyla doluydu… Futbolculuk bu olsa gerek… Bizim takım hiç galip geldi mi hatırlamıyorum ama o zamanın futbolculuk açısından spor servisi en güçlü gazetelerinden biri olan Tercüman’da top koşturan (henüz hakem olmamıştı) Erman Toroğlu şut çektiğinde bizim kalecinin arkasını döndüğünü iyi hatırlıyorum! Doğal olarak top ağlarda! O turnuvada, (kulağımla duymadım ama) sanıyorum Naci Alan ağabeye söylenen şu olmuş: -Size ‘En Centilmen Takım Plaketi’ vereceğiz. Ve yine sonradan söylenen şuydu: -Size verilecek plaketi ‘En Centilmen Futbolcu’ şeklinde değiştirerek Metin ağabeye verdik! O zaman buna çok üzülmüş, bozulmuştuk… Ancak, bugünkü ruh halimle daha rahatlıkla söylüyorum ki adı ne olursa olsun Metin ağabey bir ödülü hak etmişti… Yaşıyla, başıyla, hırsıyla örnek olmuştu hepimize… Sahaya çıktıysan kazanmak için oynayacaksın arkadaş… O bunu yapmıştı… TESADÜFİ KARŞILAŞMALAR Metin ağabey bizim meslekte her zaman var oldu… Bir ara, rahmetli Mehmet Altınsoy döneminde BELDE Gazetesi’nde de çalışmıştı… TRT’deki başarılı spor yorumculuğunu da ilgiyle izledik… Metin Gören ağabey ile uzun bir aradan sonra, ortak dostumuz olan Halter Federasyonu eski Başkanı Kenan Nuhut beyin sahibi olduğu tesisin açılışında karşılaştık… Bildik bir ayaküstü ‘kokteyl sohbeti’nin ardından ayrıldık… Son olarak, bir resim sergisinde ‘nöbetçi’ olarak gördüm kendisini… Serginin sahibi eşi ressam Kübra Gören olunca, ona da doğal olarak bir ‘nöbet’ görevi düşmüştü… Sarıldık, öpüştük, ayrıldık… Sevgi dolu bakışından, gülücükle süslediği sertliğinden, mertliğinden hiçbir şey kaybetmemişti Metin Gören ağabey… İlginçtir, bu yazı şöyle bitiyordu: Sevgili ağabeyime yeni ortamlarda, mekânlarda buluşmak görüşmek dileğiyle sağlık ve huzur dolu uzun bir ömür diliyorum… (Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.)
Ekleme Tarihi: 16 Aralık 2021 - Perşembe

Rüzgarlı Sokak’ta Metin, Gören, duyan, bilen biri

(10 yıl önce yazdığım fakat yayımlanmayan bir yazı / 20.01.2011) ‘Rüzgarlı Sokak’, İstanbul’un Bab-ı Ali’si kadar ‘namlı’ olmasa da, 70’li-80’li yıllardan itibaren çoğu Bab-ı Ali namlısının adımladığı, yetiştiği yerdir… ‘Rüzgarlı Sokak Okulu’; matbuat, basın, televizyon ve sonunda genel olarak medya dünyasına, basın yayın ve iletişim fakültelerinden daha fazla ‘eleman’ göndermiş ve sektöre yön veren isimlerin ilk ikametgah adresi olmuştur… Mesleğin önde gelen isimleri arasında yer almasına rağmen, hep Ankara’da kalmayı tercih edenler de vardı aralarında… Bunlardan birlikte çalışma şansı bulduklarım oldu. Onlardan mesleki donanım açısından yararlanmışlığım vardır. Minnet borçluyum. ‘mışlığım’ diyorum, çünkü bu gerçeğin farkına sonradan vardım… Kendisinden çok şey öğrendiğimi anladığım meslek büyüklerimden biri de Metin Gören ağabeydir. O efsane Günaydın Gazetesi’nin Ankara’da küçük bir odaya tıkılmış spor servisinin başındaydı. Metin Gören, bizim nesil gazetecilerin Ankara’daki mesleki ağabeyi, spor dünyasının futbolcu, yazar ve televizyon programlarının yorumcusuydu. Yazısı okunur, sözü dinlenirdi. Hâlâ da öyle… (Şimdi aramızda değil, Allah rahmet eylesin) BENİM İÇİN FARKLIYDI… Rahmetli Turhan Dilligil’in Adalet Gazetesi’nden bir üst kata terfi edenler arasına katılmıştım… Yani Günaydın Gazetesi’ndeydim… Kadrat cetveli ile A-4 ebadındaki plan kâğıtlarına sayfa çizerken, bir anda tam sayfa ebadındaki mizanpaj kâğıtlarını ve 30 cm’lik cetvelleri bulmuştum önümde… Şaşkındım… Alıştım… Metin Gören ağabey o alışma dönemimde büyük moral ve güç verdi, sağ olsun… Anlatmaktan hep büyük zevk aldığı bilmem kaç kez milli olmuş futbolculuğu, sert sayfa çizişi, keskin kalem oynatışı ve ‘harbi’ delikanlı tavrı ile epeyce bir özellik kattı kişiliğinden kişiliğime… O yüzden biraz Metin, Gören, bilen, duyanımdır! ‘TENSİKAT’ VURGUNU… Gazetecilerin baş belası ‘tensikat’tan en çok darbe yiyenlerden biriyim. Bunda, askere 30 yaşından son gitmemin de büyük etkisi vardı. Gazete büroları, daha doğrusu patronları askerliğini yapmamış elemana ‘iyi gözle’ bakmaz(dı)! Askerliğimi yapmadığım için dönemin en çok satan ve en etkili gazetelerinden Günaydın’a 3 kez çağrılmış, çalışmış ve gönderilmiş bir gazeteciyim… Yılın sonunda; 15 Aralık’ta çıkarırlar, daha bir ay bile geçmeden yeniden işe başlamam için çağırırlardı. Son keresinde ben gittim ve bir daha dönmedim! O gönderilmelerimden ilkinde spor servisindeydim. Yılsonu gelince ‘tensikat’ vurgunu yedim! Ben ilk şokun büyük üzüntüsü içindeyken, Metin Gören ağabeyin o isyan dolu tepkisini hatırlıyorum… Ağzına çok yakışan bir iki güzel küfürlerle bezemişti tepkisini… ÇAYCIYI NİYE KOVALADI? Yine Günaydın’lı yıllardan bir hatıra… Ramazan ayı bitti… Oruçtan çıkmışlığın iştah kabarıklığıyla bol bol çay içiliyor… Bizler toplu taşım araçlarıyla işe gelip giderken, bize çay satarak aldığı sıfır otomobilini Rüzgarlı Sokağın başındaki zula yerlere park ederek Uçar Han’a yürüyerek gelen çay ocağı işletmecisi (adı ilginçtir) Oruç, elinde bir kağıtla Metin ağabeyin önüne dikildi ve kağıdı uzattı… -Abey, çay borcun! -!!!? Bir anda volkan gibi patlayan Metin ağabey, aklınıza gelebilecek tüm ‘iltifat’ dolu kelime ve cümleleri savurarak kovaladı Oruç’u… Oruç, sırra kadem basarken, o arkasından bağırıyordu: -30 gündür oruç tutuyorum ulan… Bu ne çay parası? GÜZEL TURNUVA ANILARI… Metin ağabey ile daha sonra 19 Mayıs Stadyumunun tribünlerinde, Spor Yazarları’nda karşılaştık… Yeniden döndüğüm Adalet Gazetesi’nin Gazeteler arası futbol turnuvasındaki kadrosunda bendeniz de vardı… Metin ağabey de Günaydın kadrosunda… Maçları da çok ‘baba’ hakemler yönetiyordu, FIFA kokartlı… Bizim kadroda; Anayurt Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi olan (merhum) Naci Alan, sonradan Anadolu Ajansı Genel Müdür olan Mehmet Güler, sonra Yenimahalle Belediyesi Basın Bürosunda çalışan Nezih Şengerze ile bazı gazete ve ajanslara gönderdiğimiz arkadaşlar vardı… Günaydın Gazetesi’nin kadrosundaki en önemli isimlerden biri de Orhan Uğuroğlu idi… Orhan ağabey, kendisini fena kaptırmıştı o turnuvanın havasına. Bizimle oynan maçta o iri cüssesiyle öyle bir düştü, öyle bir sürüklendi ve öyle bir çarptı ki Atatürk Spor Salonu’nun kenar duvarına… Allah korudu… Ucuz atlattı! Metin ağabey o turnuvada salonun en ‘hırçın’ daha doğrusu en hırslı futbolcusuydu… Müthiş inatçı, inançlı ve kazanma arzusuyla doluydu… Futbolculuk bu olsa gerek… Bizim takım hiç galip geldi mi hatırlamıyorum ama o zamanın futbolculuk açısından spor servisi en güçlü gazetelerinden biri olan Tercüman’da top koşturan (henüz hakem olmamıştı) Erman Toroğlu şut çektiğinde bizim kalecinin arkasını döndüğünü iyi hatırlıyorum! Doğal olarak top ağlarda! O turnuvada, (kulağımla duymadım ama) sanıyorum Naci Alan ağabeye söylenen şu olmuş: -Size ‘En Centilmen Takım Plaketi’ vereceğiz. Ve yine sonradan söylenen şuydu: -Size verilecek plaketi ‘En Centilmen Futbolcu’ şeklinde değiştirerek Metin ağabeye verdik! O zaman buna çok üzülmüş, bozulmuştuk… Ancak, bugünkü ruh halimle daha rahatlıkla söylüyorum ki adı ne olursa olsun Metin ağabey bir ödülü hak etmişti… Yaşıyla, başıyla, hırsıyla örnek olmuştu hepimize… Sahaya çıktıysan kazanmak için oynayacaksın arkadaş… O bunu yapmıştı… TESADÜFİ KARŞILAŞMALAR Metin ağabey bizim meslekte her zaman var oldu… Bir ara, rahmetli Mehmet Altınsoy döneminde BELDE Gazetesi’nde de çalışmıştı… TRT’deki başarılı spor yorumculuğunu da ilgiyle izledik… Metin Gören ağabey ile uzun bir aradan sonra, ortak dostumuz olan Halter Federasyonu eski Başkanı Kenan Nuhut beyin sahibi olduğu tesisin açılışında karşılaştık… Bildik bir ayaküstü ‘kokteyl sohbeti’nin ardından ayrıldık… Son olarak, bir resim sergisinde ‘nöbetçi’ olarak gördüm kendisini… Serginin sahibi eşi ressam Kübra Gören olunca, ona da doğal olarak bir ‘nöbet’ görevi düşmüştü… Sarıldık, öpüştük, ayrıldık… Sevgi dolu bakışından, gülücükle süslediği sertliğinden, mertliğinden hiçbir şey kaybetmemişti Metin Gören ağabey… İlginçtir, bu yazı şöyle bitiyordu: Sevgili ağabeyime yeni ortamlarda, mekânlarda buluşmak görüşmek dileğiyle sağlık ve huzur dolu uzun bir ömür diliyorum… (Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.)
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.