Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

'İsyanım var ulan' diyen, dedirten ozan ve siyaset

[simple-author-box] Siyaset, bünyesine aykırı bünyeleri içinde barındırmaz! Daha doğrusu olaya tersinden bakacak olursak; bünyesi siyasete uymayanlar siyasetin içinde yaşayamaz. Velev ki ömrünü siyasete adamış olsun… Mahzuni Şerif… Ozanlar halkın arasından sıyrılıp kenara/köşeye, sağa/sola savrulduğunda, “Bir yiğit gurbete düşse gör başına neler gelir”i yaşar! Örnek: Büyük ozan Mahzuni Şerif… Ömrünü türküye, Türkiye’ye, siyasete adamıştı. Siyaset yapmaz, siyasetin kralını çalar söylerdi. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, belediye başkanı hatta Amerika fark etmezdi onun sazından, sözünden payını alırdı herkes. Öyle ki, eleştirdikleri bile onun dizeleri ile atışırdı: 2009 yılının Mayıs ayıydı; dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir mitingde sıkça yaptığı gibi şiir okumuş ve bir vesile ile, “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” demişti. Bu söylemin üzerine atlayan dönemin CHP Genel Baştanı Deniz Baykal ise şunları söylemişti: -Mahzuni’nin o muhteşem dizelerini Başbakan’ın ağzından dinlerken herkesin aklına ‘Yiğidi kim muhtaç etmiş kuru soğana’ diye sormak geliyor. Yani, siyasileri sazına/sözüne, teline/diline dolayan Mahzuni, onların atışmasına da katkı sağlıyordu. Büyük Ozan 17 Mayıs 2002’de aramızdan ayrıldı. Ölüm yıldönümü vesilesiyle pek çok paylaşımda bulunulur, anma etkinlikleri düzenlenir. Ben de arşivde bulduğum bir olayı hatırlatarak anmak istiyorum büyük ozanı. İbretliktir… Murat Karayalçın Belediye Başkanı 1989 - 1993 arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Murat Karayalçın’ın 1990 yılındaki daveti üzerine, ‘danışman’ olmak üzere Ankara’ya gelir Mahzuni Şerif. Göreve başlar fakat ne bir odası vardır ne bir masası. Danışmanlığı evden yürütür! Ne arayan ne soran ne görüşen ne konuşan ne de danışan vardır! İşin kötüsü, kendisine danışması gereken danışmanı olduğu Karayalçın’a ulaşma ve danışma imkânı da bulamaz. Kafası karışır, morali bozulur. “Bilmem söylesem mi söylemesem mi” ikilemi içindeyken söylemeye karar verir. Böylece ortaya “Danışman Oldum” şiiri çıkar: İşte o şiir: Bakın şu başıma gelen işlere Ben Karayalçın'a danışman oldum Toplayıp getirdim çoluk çocuğu Ben Karayalçın'a danışman oldum Sözler verdi gardaş gardaş konuştu Berhan’ınan Talip’inen buluştu Ne yüzümü gördü ne de tanıştı Ben Karayalçın’a danışman oldum Birsen Hanım derler özel kalemi Murat Bey’e yetiştirmez selamı Geldim Ankara’ya buldum belamı Ben Karayalçın’a danışman oldum Murat gardaş sen de yerli insansın Niye diyorsun ki başkası yansın Dönen dolaplara düşen utansın Ben Karayalçın'a danışman oldum Mahzuni Şerif’im asırlar yaşar Beş yıllık insanın aklına şaşar Demokrat adama saygınlık düşer Ben Karayalçın’a danışman oldum İki önemli açıklama O dönem bu şiir ortalığı karıştırdı doğal olarak. Karayalçın, gelişmeyi, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı bünyesindeki çalışanların Mahzuni Şerif’ten yeterince faydalanamadıkları şeklinde değerlendirdi. “'Aslında bizim için büyük fırsattı ama yararlanılamamış” demeyi de ihmal etmedi… Yaşananlara Aşık Mahzuni Şerif'in eşi Fatma Şerif de sessiz kalmadı. “Teklifle Ankara’ya geldik. Tayinim iki saat içinde yapıldı.” diyen Şerife Hanım, büyük ozanın karakterini yansıtan bir cümle ile özetledi durumu: “'Kendisine danışılmadığı için hak etmediği bir maaşı almak istemedi ve işten ayrıldı…” Onur, umuru yendi Ozanlığın onuru, siyasetin yapmacık umurunu tuş etmişti. Farkında değiller ama danışılmayan danışmanları da hış etmişti… Yazı bitince büyük ozanın en sevdiğim türkülerinden birini dinledim: Adam olmak dile kolay… Siz de okuyun, gözyaşlarınızla: Akılsız diyerek dost beni taşlar Artık adam olmak dile kolaydır Ne bilir belayı belasız başlar El davulu çalmak dile kolaydır Evim yok barkım yok sermaye sıfır Vücudum Müslüman kaderim kafir Sağımdan solumdan yağıyor küfür Gayri rahat olmak dile kolaydır Kim istemez nazlı yarı sarmayı Kim istemez her gün bayram görmeyi Çocuk bile bilir akıl vermeyi Hakka secde kılmak dile kolaydır Ömrüm oruç geçti bayram etmedim Mevlam ayak vermiş bir gün gitmedim Çok ham yetiştirdim kendim yetmedim Kayadan su almak dile kolaydır Mahzuni Şerif'im zordur bu dünya Düşünce görünsün hanyayla Konya Ne İngiliz koydum ne de Almanya Amma insan kalmak dile kolaydır Türküyü dinledim ama kesmedi! Hayal mayal gözlerimin önünde gezinen ozanı dürtünce bu defa kendi sesinden bir türkü dinledim. Siz de okuyun, gözyaşlarınızla: Dokunma keyfine yalan dünyanın Dokunma keyfine yalan dünyanın İpini eline dolamış gider Gözlerimin yaşı bana gizlidir Dertliyi dertsizi sulamış gider Kimi hızlı gider uzun yol yutar Kimi altın satar kimi pul yutar Kimi soğan bulmaz kimi bal yutar Kimi parmağını yalamış gider Mahzuni bu nasıl yazı Mahzuni Bazı Şerif olur bazı Mahzuni Yurdunda anasız kuzu Mahzuni İnsanlık ardından melemiş gider Susmadım, susamadım Büyük Ozan diyeceğini dedi de, aldı yüreğimi dert ile verem! Ben de onu bir dörtlük ile uğurlayım dedim: Hırkalı Mahzuni yoldaşın idi Yenisi yok iken pirdaşın idi Saz/söz ile sanki gardaşın idi İsyanım var ulan desen ne çare
Ekleme Tarihi: 27 Mayıs 2021 - Perşembe

'İsyanım var ulan' diyen, dedirten ozan ve siyaset

[simple-author-box]

Siyaset, bünyesine aykırı bünyeleri içinde barındırmaz!

Daha doğrusu olaya tersinden bakacak olursak; bünyesi siyasete uymayanlar siyasetin içinde yaşayamaz. Velev ki ömrünü siyasete adamış olsun…

Mahzuni Şerif…

Ozanlar halkın arasından sıyrılıp kenara/köşeye, sağa/sola savrulduğunda, “Bir yiğit gurbete düşse gör başına neler gelir”i yaşar!

Örnek: Büyük ozan Mahzuni Şerif…

Ömrünü türküye, Türkiye’ye, siyasete adamıştı. Siyaset yapmaz, siyasetin kralını çalar söylerdi. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, belediye başkanı hatta Amerika fark etmezdi onun sazından, sözünden payını alırdı herkes.

Öyle ki, eleştirdikleri bile onun dizeleri ile atışırdı: 2009 yılının Mayıs ayıydı; dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir mitingde sıkça yaptığı gibi şiir okumuş ve bir vesile ile, “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” demişti. Bu söylemin üzerine atlayan dönemin CHP Genel Baştanı Deniz Baykal ise şunları söylemişti:

-Mahzuni’nin o muhteşem dizelerini Başbakan’ın ağzından dinlerken herkesin aklına ‘Yiğidi kim muhtaç etmiş kuru soğana’ diye sormak geliyor.

Yani, siyasileri sazına/sözüne, teline/diline dolayan Mahzuni, onların atışmasına da katkı sağlıyordu.

Büyük Ozan 17 Mayıs 2002’de aramızdan ayrıldı. Ölüm yıldönümü vesilesiyle pek çok paylaşımda bulunulur, anma etkinlikleri düzenlenir.

Ben de arşivde bulduğum bir olayı hatırlatarak anmak istiyorum büyük ozanı.

İbretliktir…

Murat Karayalçın Belediye Başkanı

1989 - 1993 arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Murat Karayalçın’ın 1990 yılındaki daveti üzerine, ‘danışman’ olmak üzere Ankara’ya gelir Mahzuni Şerif.

Göreve başlar fakat ne bir odası vardır ne bir masası. Danışmanlığı evden yürütür! Ne arayan ne soran ne görüşen ne konuşan ne de danışan vardır!

İşin kötüsü, kendisine danışması gereken danışmanı olduğu Karayalçın’a ulaşma ve danışma imkânı da bulamaz.

Kafası karışır, morali bozulur.

“Bilmem söylesem mi söylemesem mi” ikilemi içindeyken söylemeye karar verir. Böylece ortaya “Danışman Oldum” şiiri çıkar:

İşte o şiir:

Bakın şu başıma gelen işlere Ben Karayalçın'a danışman oldum Toplayıp getirdim çoluk çocuğu Ben Karayalçın'a danışman oldum

Sözler verdi gardaş gardaş konuştu Berhan’ınan Talip’inen buluştu Ne yüzümü gördü ne de tanıştı Ben Karayalçın’a danışman oldum

Birsen Hanım derler özel kalemi Murat Bey’e yetiştirmez selamı Geldim Ankara’ya buldum belamı Ben Karayalçın’a danışman oldum

Murat gardaş sen de yerli insansın Niye diyorsun ki başkası yansın Dönen dolaplara düşen utansın Ben Karayalçın'a danışman oldum

Mahzuni Şerif’im asırlar yaşar Beş yıllık insanın aklına şaşar Demokrat adama saygınlık düşer Ben Karayalçın’a danışman oldum

İki önemli açıklama

O dönem bu şiir ortalığı karıştırdı doğal olarak. Karayalçın, gelişmeyi, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı bünyesindeki çalışanların Mahzuni Şerif’ten yeterince faydalanamadıkları şeklinde değerlendirdi. “'Aslında bizim için büyük fırsattı ama yararlanılamamış” demeyi de ihmal etmedi…

Yaşananlara Aşık Mahzuni Şerif'in eşi Fatma Şerif de sessiz kalmadı. “Teklifle Ankara’ya geldik. Tayinim iki saat içinde yapıldı.” diyen Şerife Hanım, büyük ozanın karakterini yansıtan bir cümle ile özetledi durumu:

“'Kendisine danışılmadığı için hak etmediği bir maaşı almak istemedi ve işten ayrıldı…”

Onur, umuru yendi

Ozanlığın onuru, siyasetin yapmacık umurunu tuş etmişti.

Farkında değiller ama danışılmayan danışmanları da hış etmişti…

Yazı bitince büyük ozanın en sevdiğim türkülerinden birini dinledim: Adam olmak dile kolay…

Siz de okuyun, gözyaşlarınızla:

Akılsız diyerek dost beni taşlar Artık adam olmak dile kolaydır Ne bilir belayı belasız başlar El davulu çalmak dile kolaydır

Evim yok barkım yok sermaye sıfır Vücudum Müslüman kaderim kafir Sağımdan solumdan yağıyor küfür Gayri rahat olmak dile kolaydır

Kim istemez nazlı yarı sarmayı Kim istemez her gün bayram görmeyi Çocuk bile bilir akıl vermeyi Hakka secde kılmak dile kolaydır

Ömrüm oruç geçti bayram etmedim Mevlam ayak vermiş bir gün gitmedim Çok ham yetiştirdim kendim yetmedim Kayadan su almak dile kolaydır

Mahzuni Şerif'im zordur bu dünya Düşünce görünsün hanyayla Konya Ne İngiliz koydum ne de Almanya Amma insan kalmak dile kolaydır

Türküyü dinledim ama kesmedi! Hayal mayal gözlerimin önünde gezinen ozanı dürtünce bu defa kendi sesinden bir türkü dinledim. Siz de okuyun, gözyaşlarınızla:

Dokunma keyfine yalan dünyanın

Dokunma keyfine yalan dünyanın İpini eline dolamış gider Gözlerimin yaşı bana gizlidir Dertliyi dertsizi sulamış gider

Kimi hızlı gider uzun yol yutar Kimi altın satar kimi pul yutar Kimi soğan bulmaz kimi bal yutar Kimi parmağını yalamış gider

Mahzuni bu nasıl yazı Mahzuni Bazı Şerif olur bazı Mahzuni Yurdunda anasız kuzu Mahzuni İnsanlık ardından melemiş gider

Susmadım, susamadım

Büyük Ozan diyeceğini dedi de, aldı yüreğimi dert ile verem! Ben de onu bir dörtlük ile uğurlayım dedim:

Hırkalı Mahzuni yoldaşın idi Yenisi yok iken pirdaşın idi Saz/söz ile sanki gardaşın idi İsyanım var ulan desen ne çare

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.