Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

EKO İKLİM ve su sayıklaması!

‘Bu sene güzel kar yağdı’ diyerek rehavete kapılmayın! İklim değişikliğine ve su tasarrufuna karşı duyarlı olmaya devam edin… Ankara Ticaret Odası’nın öncülüğünde 30-31 Mart günlerinde ATO Congresium’da yapılacak “EKO İKLİM Ekonomi ve İklim Değişikliği Zirvesi/Fuarı”na ‘iklim elçisi’ olarak veya başka yollarla nasıl bir katkı sağlayabileceğinizi düşünün. Hiçbir şey yapamıyorsanız bile yakından takip edin. Dünya takip ediyor çünkü… Kolay değil Su sorunu, bu sene biraz kar yağdı diye çözülecek bir dert değil. Yüzyıllardır insan eliyle doğaya, çevreye verilen zarar, bir iki gün kar yağdı diye tamir olmaz… Çünkü… İklim değişikliğinin etkilerini gördük ve görmeye devam ediyoruz. Suyun yolunu kestiğinizde neler olabileceğini çok acı olaylarla yaşadık, yaşıyoruz, yaşayacağız. Gezin, görün Kendinizi dağa / bayıra, köye / kasabaya attınız, elde değnek geziyorsunuz diyelim! Hava kavuruyor. Teniniz gibi yüreğiniz de yanıyor. Bir türkü tutturmuşsunuz: Susadım su isterim, Bana çeşme gösterin Yok! Pınar, çeşme, eşme, göl, gölet, baraj ve sair su tutan, su sunan ne varsa yok! Gerçi yürek yangınınız, “yüreğim yandı bi’tas su verin hele” dedirten değil de gönül çelen bir ruh ve beden hali ise türkünüze, Çeşme beni gandırmaz, Al yanaktan isterim Diye devam edebilirsiniz.Fakat bu bile; kuruttuğumuz doğal su kaynaklarının hüznünü ve oluşturduğu tehlikeyi unutturamaz… O zaman… Türkü çığırmayı bırakın, ulu ozan Fuzuli’nin peşine takılın! Takılın ki Su Kasidesi çalınsın kulağınıza. Daha başlar başlamaz; Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denlüdutuşan odlara kılmaz çâre su Dediğinde, sarsılın! Sarsılın ve anlayın ki su sadece içmek için değildir. İslam dininin yüce peygamberi Hz. Muhammed’e duyulan hasretle mestane olmuş bir ozanın gönül yangını da su beklemektedir. Ancak o su başka sudur.  Öyle ya… Ey göz! İçimdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma; ki, böylesine tutuşan ateşe su fayda etmez… Nereden girdik nereden çıktık! Asıl konumuza, susuzluğa dönelim… Dikkat ve tasarruf gerekiyor… Ankaralı, Yozgatlı, Kırşehirli, Konyalı, Çorumlu, Çankırılı nereli olursanız olun, bilin ki, bize su gibi su gerek! Çünkü Türkiye su zengini değil. Herkes dikkatli olmalı, tasarruflu davranmalı. Nokta! *** İnsanların huyu, Ankara’nın suyu Türkiye gibi Başkent Ankara da, su zengini değil. Bunun sebebini tek kelime ile ifade etmek gerekirse: İnsan! Nedeni belli… Ne kadar dere varsa kurutmuşuz, üzerini örtmüşüz, yok etmişiz… Suyollarına binalarla set çekmişiz… Yağmur yağıyor her yeri su basıyor barajlar boş! Sonra da oturup ağıt yakıyoruz. Bu işte bir terslik yok mu? “Doğal Afet Yoktur, Politik Afet Vardır” gibi! Metin Özaslan Bu noktada, Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan’ın ANKHABER için yazdığı,“Suyu Arayan Şehir…” (3 Mart 2021) başlıklı yazısından bir alıntı yapmak istiyorum: Özaslan diyordu ki: “Bugün, 21’inci yüzyılın ikinci on yılında, hem Ankara’da yaşayanlar hem de şehre gelen misafirler Ankara’yı kurak ve susuz bir kent olarak nitelendirirler… Oysa çok eskilerde değil yakın zamanlara kadar Ankara’yı şırıl şırıl akan serin akarsular çevrelemekteydi. Su bentlerinden ve şelaleciklerden çağlayan suların berrak uğultuları şehrin nameleriydi… Ankara’yı bir dantel gibi saran masmavi dereler ve bu dereleri içinden akıtan ova ve vadi tabanlarında yeşilin çeşitli tonlarıyla nakşedilmiş özler, şehri, Orta Anadolu bozkırında bir vahaya benzetmekteydi…” Halil İbrahim Yılmaz’a göre… ANKHABER’in aynı sayısında Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz da su konusuna ve sorununa dikkat çekerken çok önemli ve kamuoyunca az bilinen verileri paylaşarak, ‘susuz kalmak istemiyorsak su kaynaklarını korumak zorundayız’ demişti. Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi’nin düzenlediği ‘Suya Saygı Buluşmaları’nın üçüncüsünün açılışında yaptığı konuşma ise ibretlik ifadeler, veriler içeriyordu. Mesela, “Türkler suyun olmadığı hiçbir yere göç etmedi, çadır kurmadı.” sözüyle herkes titreyip kendine gelmeli! “1971’de oluşturulan Greenpeace’den önce ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937’de çevre, iklim ve sürdürülebilirlik için geri dönüşüm alanı kurduğunu ve Ulu Önder’in bu konuda tüm dünyaya örnek olduğunu” söylemesi ise, EKO İKLİM Zirvesi’ne uzak duranları mıknatıs gibi çekmeli. Yani, ‘su’, üzerinde sulandırılmadan durulması gereken bir konu! Su korunmalı Hiç kimse iki, üç kere kar yağdı diye barajların dolacağını, susuzluğun, kuraklığın hatta kıtlık tehlikesinin bittiğini, biteceğini düşünmesin. Unutulmamalı; Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan’ın hatırlattığı dündeki o güzelliklerden, bu gün su çığlığı atan bir Başkente dönüştü Ankara. Bu bakımdan suyu aramaya, suyu korumaya devam! Son söz… Yazının son sözü, Ankara Kent Konseyi’nin “Suya Saygı  Buluşmaları”nın ardından yayımladığı “Suya Saygı Raporu / Sonuç Bildirisi”nden olsun: “Sadece bugünü düşünen, gelecek kuşaklar olmayacakmış gibi davrandıkları tüm tasarı ve planlamalardan, bencil davranışlardan vazgeçmeye çağırıyoruz.” *** Hak-İş, ‘Su Hakkı’ ve ‘Geleceğimiz…’ HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, geçen yıl, Dünya Su Gününde “Su Hakkı” Raporunu açıklarken, “Suya yapılan her müdahaleyi insana, doğaya ve hayata karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz.” demişti. Bu cümlenin bir ‘göz korkutma’ değil, yaşanan tehlikeye işaret olduğu kısa sürede anlaşıldı. Çünkü yer kürenin her köşesinden ‘su’ çığlığı yükseliyordu. Dünyada ilk kez Ankara’da düzenlenecek olan EKO İKLİM Zirvesi / Fuarı’nda da konu geniş biçimde ele alınacak. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’a dönecek olursak 22 Mart Dünya Su Günü’yle ilgili toplantısı vardı. Vardık, dinledik. Toplantının teması, bir önceki yılın “Su Hakkı”nı aratmayacak kadar çarpıcıydı: -Geleceğimiz Suyumuz Kadardır. Verdiği bilgiler ise sarsıcıydı. Emperyal güçlerin tezgahı, küresel sermayenin doyumsuz ve acımasız iştahı su sorununu susuzluğa ve bizim gibi ülkeleri soyma düzenine kadar getirdi. Hak-İş Genel Başkanın konuşmasıyla ilgili geniş haberi internet sitemizde bulabilirsiniz. Mahmut Arslan diyor ki: Su pahalı, kalitesi düşük ve erişim zor… (Çözüm) Ticarileştirilemez! Basın toplantısının ardından açılışı yapılan “Geleceğimiz Suyumuz Kadardır” sergisi ise birbirinden anlamlı karikatürleri ziyaretçilerle buluşturuyor. *** ‘Sahir’ alıntılar ‘Keskin’ mesel Sahir Keskin, Başkent Ankara’nın ‘Ahi ruhlu’ insanlarından bir dost… ‘Ahiliği’ hem birlikte hareket ettiği gönüldaşlarından hem de Kırşehir doğumlu olmasından geliyor. Yani sorgulanamaz! Geçenlerde önemli, anlamlı bir ‘alıntı’ paylaştı ki ‘darbımesel’ deryasıydı! Mesela, “Çiçero'ya sormuşlar” - Roma İmparatorluğu nasıl yıkıldı? - Bilgisizdik ve çok konuşuyorduk. Soruyu soran başka yıkım vesileleri aramak için seğirtirken karşısına Gorbaçov çıkmış! Yakalamışken sormuş: - En büyük hatanız neydi?  - Hatayı hep kendi dışımızda aramaktı… Sahir Keskin’in paylaşımında bir de ‘İskender’ örneği var ama ben ‘döner’i tercih ederim! Bunca ‘yıkım’ın üstüne tereyağlı ‘İskender’ yağcılığı ağır gelir!
Ekleme Tarihi: 24 Mart 2022 - Perşembe

EKO İKLİM ve su sayıklaması!

‘Bu sene güzel kar yağdı’ diyerek rehavete kapılmayın! İklim değişikliğine ve su tasarrufuna karşı duyarlı olmaya devam edin… Ankara Ticaret Odası’nın öncülüğünde 30-31 Mart günlerinde ATO Congresium’da yapılacak “EKO İKLİM Ekonomi ve İklim Değişikliği Zirvesi/Fuarı”na ‘iklim elçisi’ olarak veya başka yollarla nasıl bir katkı sağlayabileceğinizi düşünün. Hiçbir şey yapamıyorsanız bile yakından takip edin. Dünya takip ediyor çünkü… Kolay değil Su sorunu, bu sene biraz kar yağdı diye çözülecek bir dert değil. Yüzyıllardır insan eliyle doğaya, çevreye verilen zarar, bir iki gün kar yağdı diye tamir olmaz… Çünkü… İklim değişikliğinin etkilerini gördük ve görmeye devam ediyoruz. Suyun yolunu kestiğinizde neler olabileceğini çok acı olaylarla yaşadık, yaşıyoruz, yaşayacağız. Gezin, görün Kendinizi dağa / bayıra, köye / kasabaya attınız, elde değnek geziyorsunuz diyelim! Hava kavuruyor. Teniniz gibi yüreğiniz de yanıyor. Bir türkü tutturmuşsunuz: Susadım su isterim, Bana çeşme gösterin Yok! Pınar, çeşme, eşme, göl, gölet, baraj ve sair su tutan, su sunan ne varsa yok! Gerçi yürek yangınınız, “yüreğim yandı bi’tas su verin hele” dedirten değil de gönül çelen bir ruh ve beden hali ise türkünüze, Çeşme beni gandırmaz, Al yanaktan isterim Diye devam edebilirsiniz.Fakat bu bile; kuruttuğumuz doğal su kaynaklarının hüznünü ve oluşturduğu tehlikeyi unutturamaz… O zaman… Türkü çığırmayı bırakın, ulu ozan Fuzuli’nin peşine takılın! Takılın ki Su Kasidesi çalınsın kulağınıza. Daha başlar başlamaz; Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denlüdutuşan odlara kılmaz çâre su Dediğinde, sarsılın! Sarsılın ve anlayın ki su sadece içmek için değildir. İslam dininin yüce peygamberi Hz. Muhammed’e duyulan hasretle mestane olmuş bir ozanın gönül yangını da su beklemektedir. Ancak o su başka sudur.  Öyle ya… Ey göz! İçimdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma; ki, böylesine tutuşan ateşe su fayda etmez… Nereden girdik nereden çıktık! Asıl konumuza, susuzluğa dönelim… Dikkat ve tasarruf gerekiyor… Ankaralı, Yozgatlı, Kırşehirli, Konyalı, Çorumlu, Çankırılı nereli olursanız olun, bilin ki, bize su gibi su gerek! Çünkü Türkiye su zengini değil. Herkes dikkatli olmalı, tasarruflu davranmalı. Nokta! *** İnsanların huyu, Ankara’nın suyu Türkiye gibi Başkent Ankara da, su zengini değil. Bunun sebebini tek kelime ile ifade etmek gerekirse: İnsan! Nedeni belli… Ne kadar dere varsa kurutmuşuz, üzerini örtmüşüz, yok etmişiz… Suyollarına binalarla set çekmişiz… Yağmur yağıyor her yeri su basıyor barajlar boş! Sonra da oturup ağıt yakıyoruz. Bu işte bir terslik yok mu? “Doğal Afet Yoktur, Politik Afet Vardır” gibi! Metin Özaslan Bu noktada, Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan’ın ANKHABER için yazdığı,“Suyu Arayan Şehir…” (3 Mart 2021) başlıklı yazısından bir alıntı yapmak istiyorum: Özaslan diyordu ki: “Bugün, 21’inci yüzyılın ikinci on yılında, hem Ankara’da yaşayanlar hem de şehre gelen misafirler Ankara’yı kurak ve susuz bir kent olarak nitelendirirler… Oysa çok eskilerde değil yakın zamanlara kadar Ankara’yı şırıl şırıl akan serin akarsular çevrelemekteydi. Su bentlerinden ve şelaleciklerden çağlayan suların berrak uğultuları şehrin nameleriydi… Ankara’yı bir dantel gibi saran masmavi dereler ve bu dereleri içinden akıtan ova ve vadi tabanlarında yeşilin çeşitli tonlarıyla nakşedilmiş özler, şehri, Orta Anadolu bozkırında bir vahaya benzetmekteydi…” Halil İbrahim Yılmaz’a göre… ANKHABER’in aynı sayısında Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz da su konusuna ve sorununa dikkat çekerken çok önemli ve kamuoyunca az bilinen verileri paylaşarak, ‘susuz kalmak istemiyorsak su kaynaklarını korumak zorundayız’ demişti. Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi’nin düzenlediği ‘Suya Saygı Buluşmaları’nın üçüncüsünün açılışında yaptığı konuşma ise ibretlik ifadeler, veriler içeriyordu. Mesela, “Türkler suyun olmadığı hiçbir yere göç etmedi, çadır kurmadı.” sözüyle herkes titreyip kendine gelmeli! “1971’de oluşturulan Greenpeace’den önce ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937’de çevre, iklim ve sürdürülebilirlik için geri dönüşüm alanı kurduğunu ve Ulu Önder’in bu konuda tüm dünyaya örnek olduğunu” söylemesi ise, EKO İKLİM Zirvesi’ne uzak duranları mıknatıs gibi çekmeli. Yani, ‘su’, üzerinde sulandırılmadan durulması gereken bir konu! Su korunmalı Hiç kimse iki, üç kere kar yağdı diye barajların dolacağını, susuzluğun, kuraklığın hatta kıtlık tehlikesinin bittiğini, biteceğini düşünmesin. Unutulmamalı; Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan’ın hatırlattığı dündeki o güzelliklerden, bu gün su çığlığı atan bir Başkente dönüştü Ankara. Bu bakımdan suyu aramaya, suyu korumaya devam! Son söz… Yazının son sözü, Ankara Kent Konseyi’nin “Suya Saygı  Buluşmaları”nın ardından yayımladığı “Suya Saygı Raporu / Sonuç Bildirisi”nden olsun: “Sadece bugünü düşünen, gelecek kuşaklar olmayacakmış gibi davrandıkları tüm tasarı ve planlamalardan, bencil davranışlardan vazgeçmeye çağırıyoruz.” *** Hak-İş, ‘Su Hakkı’ ve ‘Geleceğimiz…’ HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, geçen yıl, Dünya Su Gününde “Su Hakkı” Raporunu açıklarken, “Suya yapılan her müdahaleyi insana, doğaya ve hayata karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz.” demişti. Bu cümlenin bir ‘göz korkutma’ değil, yaşanan tehlikeye işaret olduğu kısa sürede anlaşıldı. Çünkü yer kürenin her köşesinden ‘su’ çığlığı yükseliyordu. Dünyada ilk kez Ankara’da düzenlenecek olan EKO İKLİM Zirvesi / Fuarı’nda da konu geniş biçimde ele alınacak. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’a dönecek olursak 22 Mart Dünya Su Günü’yle ilgili toplantısı vardı. Vardık, dinledik. Toplantının teması, bir önceki yılın “Su Hakkı”nı aratmayacak kadar çarpıcıydı: -Geleceğimiz Suyumuz Kadardır. Verdiği bilgiler ise sarsıcıydı. Emperyal güçlerin tezgahı, küresel sermayenin doyumsuz ve acımasız iştahı su sorununu susuzluğa ve bizim gibi ülkeleri soyma düzenine kadar getirdi. Hak-İş Genel Başkanın konuşmasıyla ilgili geniş haberi internet sitemizde bulabilirsiniz. Mahmut Arslan diyor ki: Su pahalı, kalitesi düşük ve erişim zor… (Çözüm) Ticarileştirilemez! Basın toplantısının ardından açılışı yapılan “Geleceğimiz Suyumuz Kadardır” sergisi ise birbirinden anlamlı karikatürleri ziyaretçilerle buluşturuyor. *** ‘Sahir’ alıntılar ‘Keskin’ mesel Sahir Keskin, Başkent Ankara’nın ‘Ahi ruhlu’ insanlarından bir dost… ‘Ahiliği’ hem birlikte hareket ettiği gönüldaşlarından hem de Kırşehir doğumlu olmasından geliyor. Yani sorgulanamaz! Geçenlerde önemli, anlamlı bir ‘alıntı’ paylaştı ki ‘darbımesel’ deryasıydı! Mesela, “Çiçero'ya sormuşlar” - Roma İmparatorluğu nasıl yıkıldı? - Bilgisizdik ve çok konuşuyorduk. Soruyu soran başka yıkım vesileleri aramak için seğirtirken karşısına Gorbaçov çıkmış! Yakalamışken sormuş: - En büyük hatanız neydi?  - Hatayı hep kendi dışımızda aramaktı… Sahir Keskin’in paylaşımında bir de ‘İskender’ örneği var ama ben ‘döner’i tercih ederim! Bunca ‘yıkım’ın üstüne tereyağlı ‘İskender’ yağcılığı ağır gelir!
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.