Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

“Derdim çoktur hangisine yanayım” deyip durmayın!

Dert; kişilerin ve toplumların başından eksik olmayan, bünyesinden söküp atamadığı maraz… Ulu ozan Pir Sultan Abdal, “Derdim çoktur hangisine yanayım” derken bile, “Ben bu derde nerde derman bulayım” arayışından vazgeçmemiştir. “Duvarı nem, yiğidi gam öldürür”se ya da “Ağacı kurt insanı dert öldürür”se biçare kalmamak, bir çare bulmak gerekmez mi? “Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir” diyen Friedrich Wilhelm Nietzsche, “Umut kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır” derken; ‘yol verin derde, oturun oturduğunuz yerde’ demiyor olsa gerek! Evet, dert varsa derman da vardır. Hatta dert ile derman birbirini besleyen ‘anti’lerdir! Öyleyse… Türkiye, düçar olduğu dert denizinde debelenmek yerine derde derman dilemeli, aramalı, bulmalı… Türk insanı, “Derdim çoktur hangisine yanayım” diye türkü çığırmakla kalmamalı. Derdine derman dilemeli, aramalı, bulmalı… Türkiye’nin dertleri ile dertlenip derman üreterek, önererek bu arayışı sürdüren, umut ağacını besleyenler var. Ahi İş İnsanları Ankara, derde derman arayışının siyasal / yönetsel başkentidir ama bu güzel kentin çare üreten insanları da çoktur. Onlarda umutsuzluk yoktur. Ahi İş İnsanları Birliği oluşumu, bunlardan sadece biridir. OSB’leri üretim üssüne dönüştüren KOBİ’lerin temsilcisi olan AHİ-BİR üyesi; Ferhat Selamoğlu, Erdoğan Bayraktar, Mehmet Akyürek, Erdal İlhan, Ali Rıza Kalkan ve Sahir Keskin gibi Başkentin üreten iş insanları; aralarına emekli hakim Uğur Sayın ile bendenizi de alarak önemli bir ziyarette bulundu. “Derde derman bir Ankara markası” olan Koru Sağlık Grubu’nu ziyaret eden Ahiler; Koru Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Biri ve Koru Sağlık Grubu Danışma Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Altıparmak ile buluştu. Koru Sağlık Grubu’ndan; Göğüs Hastalıkları ve Uyku Laboratuvarı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sadık Ardıç, Gastroenteroloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Timuçin Aydoğan’ın da yer aldığı hoş sohbet ortamında sadece mideler doymadı, diller konuştu, gönüller de doydu. Önemsediğim sohbeti özetlediğim cümleyi bir kez daha paylaşmak istiyorum: -Yerli üretim desteklensin, özellikle kamu kuruluşlarında yerli ürün ve parçalar kullanılsın. Türkiye’nin, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği, çağdaş ülkeler seviyesine yükselmenin yolu bu kadar basit… Fesih Zeki Mert Adını andığım kişi; yeni bin yılın başında 20 yaşında İngiltere’ye giden, iki yıl sonra Kanada’ya geçen, büyük sorunlarla boğuşurken derde derman arayışını sürdüren ve kapısından içeri girdiği Van Horne isimli şirkette sıvacı olarak işe başlayan; çalışkanlığı ile kabul görüp bilimsel yol ve yöntemlerle hedefine yürüyen; sonunda, 10 yıl içinde o şirketin sahibi olmayı başarmış biri… Bitmedi… Sahibi olduğu şirketi iştigal alanında Kanada’nın ilk 50’si arasına yükselten ve ilk 10 hedefine yürüyen de kendisi… Bitmedi… Şirketini kurumsal hale getirdikten sonra bir dünya devine dönüştürme çabasına giren, bu çabanın içine, vefa borcunu ödemek istediği Türkiye’yi de katan ve ödüllü projelerini ülkesine uyarlayan, uygulayan da o. Bitmedi… Bu çerçevede, İstanbul’da bin konutluk projeyi ve Bingöl’de 140 dairelik örnek uygulamayı bu yılın sonuna kadar bitirecek olan Fesih Zeki Mert, başta Ankara olmak üzere başka şehirlerde de yatırım alanları ve imkanlarını araştıran girişimci. Üstelik yabancıya konut satışı, kayıt dışı para, yatırım, girişim ve sair konularda Türkiye üzerine tezleri de var… Kendisi ve ekibiyle sohbetimde şunu gördüm ve anladım ki: -Bu güz ülkenin insanları dünyayı gördükçe, becerisini evrensel bilgiyle harmanladıkça, sorunlardan yılmak yerine derde derman arayışını sürdürdükçe ve de önlerine bir engel çıkarılmadıkça başaramayacağı şey yoktur. Pir Sultan Abdal “Çıkalım bakalım kale başına / Mümin Müslümanlar gider işine / Bir ben mi düşmüşüm can telaşına…” hallerindeyken; “Derdim çoktur hangisine yanayım” diyen ve fakat derde teslim olmayıp, “Ben bu derde nerde derman bulayım” arayışını sürdüren Pir Sultan size bir şey anlatamıyorsa, ‘Hızır Paşa bizi berdar etmeden’ men ne diyem?!
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2022 - Pazar

“Derdim çoktur hangisine yanayım” deyip durmayın!

Dert; kişilerin ve toplumların başından eksik olmayan, bünyesinden söküp atamadığı maraz…

Ulu ozan Pir Sultan Abdal, “Derdim çoktur hangisine yanayım” derken bile, “Ben bu derde nerde derman bulayım” arayışından vazgeçmemiştir.

“Duvarı nem, yiğidi gam öldürür”se ya da “Ağacı kurt insanı dert öldürür”se biçare kalmamak, bir çare bulmak gerekmez mi?

“Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir” diyen Friedrich Wilhelm Nietzsche, “Umut kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır” derken; ‘yol verin derde, oturun oturduğunuz yerde’ demiyor olsa gerek!

Evet, dert varsa derman da vardır. Hatta dert ile derman birbirini besleyen ‘anti’lerdir!

Öyleyse…

Türkiye, düçar olduğu dert denizinde debelenmek yerine derde derman dilemeli, aramalı, bulmalı…

Türk insanı, “Derdim çoktur hangisine yanayım” diye türkü çığırmakla kalmamalı. Derdine derman dilemeli, aramalı, bulmalı…

Türkiye’nin dertleri ile dertlenip derman üreterek, önererek bu arayışı sürdüren, umut ağacını besleyenler var.

Ahi İş İnsanları

Ankara, derde derman arayışının siyasal / yönetsel başkentidir ama bu güzel kentin çare üreten insanları da çoktur. Onlarda umutsuzluk yoktur. Ahi İş İnsanları Birliği oluşumu, bunlardan sadece biridir. OSB’leri üretim üssüne dönüştüren KOBİ’lerin temsilcisi olan AHİ-BİR üyesi; Ferhat Selamoğlu, Erdoğan Bayraktar, Mehmet Akyürek, Erdal İlhan, Ali Rıza Kalkan ve Sahir Keskin gibi Başkentin üreten iş insanları; aralarına emekli hakim Uğur Sayın ile bendenizi de alarak önemli bir ziyarette bulundu.

“Derde derman bir Ankara markası” olan Koru Sağlık Grubu’nu ziyaret eden Ahiler; Koru Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Biri ve Koru Sağlık Grubu Danışma Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Altıparmak ile buluştu.

Koru Sağlık Grubu’ndan; Göğüs Hastalıkları ve Uyku Laboratuvarı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sadık Ardıç, Gastroenteroloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Timuçin Aydoğan’ın da yer aldığı hoş sohbet ortamında sadece mideler doymadı, diller konuştu, gönüller de doydu.

Önemsediğim sohbeti özetlediğim cümleyi bir kez daha paylaşmak istiyorum:

-Yerli üretim desteklensin, özellikle kamu kuruluşlarında yerli ürün ve parçalar kullanılsın.

Türkiye’nin, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği, çağdaş ülkeler seviyesine yükselmenin yolu bu kadar basit…

Fesih Zeki Mert

Adını andığım kişi; yeni bin yılın başında 20 yaşında İngiltere’ye giden, iki yıl sonra Kanada’ya geçen, büyük sorunlarla boğuşurken derde derman arayışını sürdüren ve kapısından içeri girdiği Van Horne isimli şirkette sıvacı olarak işe başlayan; çalışkanlığı ile kabul görüp bilimsel yol ve yöntemlerle hedefine yürüyen; sonunda, 10 yıl içinde o şirketin sahibi olmayı başarmış biri…

Bitmedi…

Sahibi olduğu şirketi iştigal alanında Kanada’nın ilk 50’si arasına yükselten ve ilk 10 hedefine yürüyen de kendisi…

Bitmedi…

Şirketini kurumsal hale getirdikten sonra bir dünya devine dönüştürme çabasına giren, bu çabanın içine, vefa borcunu ödemek istediği Türkiye’yi de katan ve ödüllü projelerini ülkesine uyarlayan, uygulayan da o.

Bitmedi…

Bu çerçevede, İstanbul’da bin konutluk projeyi ve Bingöl’de 140 dairelik örnek uygulamayı bu yılın sonuna kadar bitirecek olan Fesih Zeki Mert, başta Ankara olmak üzere başka şehirlerde de yatırım alanları ve imkanlarını araştıran girişimci.

Üstelik yabancıya konut satışı, kayıt dışı para, yatırım, girişim ve sair konularda Türkiye üzerine tezleri de var…

Kendisi ve ekibiyle sohbetimde şunu gördüm ve anladım ki:

-Bu güz ülkenin insanları dünyayı gördükçe, becerisini evrensel bilgiyle harmanladıkça, sorunlardan yılmak yerine derde derman arayışını sürdürdükçe ve de önlerine bir engel çıkarılmadıkça başaramayacağı şey yoktur.

Pir Sultan Abdal

“Çıkalım bakalım kale başına / Mümin Müslümanlar gider işine / Bir ben mi düşmüşüm can telaşına…” hallerindeyken; “Derdim çoktur hangisine yanayım” diyen ve fakat derde teslim olmayıp, “Ben bu derde nerde derman bulayım” arayışını sürdüren Pir Sultan size bir şey anlatamıyorsa, ‘Hızır Paşa bizi berdar etmeden’ men ne diyem?!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.