Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

Cenaze…

İnsan 40 yıllık dostunun ölüm haberini alınca sarsılıyor ama cenaze töreni bir başka hal… Ömür serüvenimde yoldaşlık, hayaldaşlık ettiğim tek insan olan Kemal Aydın’ın cenazesi, ölüm acısını hayat gerçeğine buladı! Onunla birlikte iki hayatı ve cenaze törenlerini hatırlatarak izahı zor duygular yaşattı… VAHİT KARGALIOĞLU Çocukluk arkadaşım Vahit Kargalıoğlu yalnız büyüdü, yalnız öldü. Üvey anne elindeydi. Onun yüzünden hapse girdi, çıktı... Gerçek annesini birlikte aradık ve izini bulduk. Türk filmlerindeki gibi bir sahne ile kavuştular. Ölüm ayırdı onları... Emlakçılık yapmasına ve birkaç evi olmasına rağmen Ankara’nın Bağlum semtinin Çalseki köyüne / mahallesine sığınmış, kendisini kendisine mahkum etmişti. Bu dağ başında, köpeğinin önündeki ekmeği alıp yemek zorunda kalacak kadar sıkıntılar yaşamıştı. Kendi  kendine ‘Yalnız Kurt’ adını takmıştı. Sonra yaşadığı yerin muhtarı oldu, evlendi ‘huzur’ buldu. Çok büyük projelerin peşine düştü, yoruldu… Ve bir gece uyudu, uyanamadı; öldü… Evine vardığımızda, Koronavirüs salgını yüzünden cenaze töreni yapılmadan gömülmüştü… BURHAN YILDIRIM Kayınbabam… 65 yaşındayım ve hayatta kendi kendini onun kadar yalnızlığa mahkum etmiş birini ne gördüm ne de duydum! Gücü kuvveti yerindeydi ama saftı. Başta kardeşleri olmak üzere bir elin parmaklarını geçmeyecek dostları ve yakın çevresi hep sömürmüş, dolandırmıştı. Kendisini hapsettiği yalnızlık kodesini belki de bu yüzden inşa emiş, sevmeye / sevilmeye kapalı bir yalıtımla kaplamıştı. En büyük güvencesi hiç kimseye muhtaç olmayışıydı. İki evi, bir dükkanı ve yurtdışında maaşı vardı. Mezar yerini bile almıştı. Şeker hastalığının ölümcül girdabına kapılınca beklemediği, hak etmediği bir hale düştü… Çoklu organ yetmezliğinin çullandığı bedeni yatalak hale gelmişti. Pek sevmediği ‘insan’lara muhtaçtı artık. Biri bir şey vermese aç kalacak, biri altını temizlemese… Kısa süre içinde öldü… Cenaze töreni normaldi! Defin sonrası konuşulanlar ise o törenin içinde herkesin kendince bir şeyler gördüğünün belgesi hatta belgeseli gibiydi! KEMAL AYDIN Son katıldığım cenaze töreni, ölüm haberini aldığımda ruhsal / bedensel bir zelzele yaşadığım gençlik / yetişkinlik dönemimdeki arkadaşım, dostum, kardeşim, yoldaşım Kemal Aydın’a aitti. ‘Aitti’ diyorum çünkü onun bu aidiyetten haberi yoktu! Ailenin ‘aykırı’sı, ‘uyumsuz’uydu! Onu kapıp götüren bir hayal seline kapılmış; ayıklamayı, ayrıştırmayı, ertelemeyi, ötelemeyi aklına bile getirmeden çok düşündü, çok konuştu, çok koştu. Yoruldu… Ve acı gerçek… Ele / avuca sığmayan koskoca bedeni bir tabutun içine sığmış, çoklu cenaze namazı ortamında tek başına duruyordu! Diğer 7 cenaze kadınlara ait olduğu için Kemal, bu son yolculukta yoldaşlık edeceği ‘hurilerden’ ayrı bir yerde bekliyordu cenaze namazını! Tabutuna dokundum… Eşine ve kızlarına başsağlığı diledim. Gözlerim doldu, dudağım titredi… Tabut ile konuşulmayacağını bilirim ama içindekiyle hasbihal mümkünmüş! Hal/hatır sordum! Kimseye duyurmadan “İyi oldu” dedi! Şaşırdım… “Artık hastalığım değil aileme yük oluşum yoruyordu” deyince kayınbabamı hatırladım… “Yolda yürürken yetişilmezdin. Hayallerin boyundan büyüktü. Yazdığımız, yazacağımız senaryolar, çekeceğimiz filmler, çıkaracağımız gazeteler / dergiler ne olacak” dedim! Cevabı, kendisini sağlıklı sananlara virüs zerki gibiydi! -Onlar dünde kaldı… “Sen benim dünümü öldürdün” dedim! Öğüt verdi: -Sen yarına bile bırak, bugüne bak… O diyeceğini demiş, ben alacağımı almıştım… Konuşacağım, soracağım çok şey vardı ama lafı uzatıp da uzun yolculuk öncesi can dostumu daha fazla yormak istemedim! Ona ‘iyi yolculuklar’ dileyip bugünüme döndüm! Yarınıma bakmadan önce etrafa baktım. Kalabalık Kemal’den bihaberdi! Onu tabutun içindeki ölü bir beden zannediyorlardı… Hak verdim! Hepsi de ‘son görev’ için buradaydı… Ölecek bir dünleri yoktu!
Ekleme Tarihi: 21 Ekim 2022 - Cuma

Cenaze…

İnsan 40 yıllık dostunun ölüm haberini alınca sarsılıyor ama cenaze töreni bir başka hal…

Ömür serüvenimde yoldaşlık, hayaldaşlık ettiğim tek insan olan Kemal Aydın’ın cenazesi, ölüm acısını hayat gerçeğine buladı!

Onunla birlikte iki hayatı ve cenaze törenlerini hatırlatarak izahı zor duygular yaşattı…

VAHİT KARGALIOĞLU

Çocukluk arkadaşım Vahit Kargalıoğlu yalnız büyüdü, yalnız öldü. Üvey anne elindeydi. Onun yüzünden hapse girdi, çıktı... Gerçek annesini birlikte aradık ve izini bulduk. Türk filmlerindeki gibi bir sahne ile kavuştular. Ölüm ayırdı onları...

Emlakçılık yapmasına ve birkaç evi olmasına rağmen Ankara’nın Bağlum semtinin Çalseki köyüne / mahallesine sığınmış, kendisini kendisine mahkum etmişti. Bu dağ başında, köpeğinin önündeki ekmeği alıp yemek zorunda kalacak kadar sıkıntılar yaşamıştı. Kendi  kendine ‘Yalnız Kurt’ adını takmıştı. Sonra yaşadığı yerin muhtarı oldu, evlendi ‘huzur’ buldu. Çok büyük projelerin peşine düştü, yoruldu… Ve bir gece uyudu, uyanamadı; öldü… Evine vardığımızda, Koronavirüs salgını yüzünden cenaze töreni yapılmadan gömülmüştü…

BURHAN YILDIRIM

Kayınbabam…

65 yaşındayım ve hayatta kendi kendini onun kadar yalnızlığa mahkum etmiş birini ne gördüm ne de duydum! Gücü kuvveti yerindeydi ama saftı. Başta kardeşleri olmak üzere bir elin parmaklarını geçmeyecek dostları ve yakın çevresi hep sömürmüş, dolandırmıştı. Kendisini hapsettiği yalnızlık kodesini belki de bu yüzden inşa emiş, sevmeye / sevilmeye kapalı bir yalıtımla kaplamıştı. En büyük güvencesi hiç kimseye muhtaç olmayışıydı. İki evi, bir dükkanı ve yurtdışında maaşı vardı. Mezar yerini bile almıştı.

Şeker hastalığının ölümcül girdabına kapılınca beklemediği, hak etmediği bir hale düştü…

Çoklu organ yetmezliğinin çullandığı bedeni yatalak hale gelmişti. Pek sevmediği ‘insan’lara muhtaçtı artık. Biri bir şey vermese aç kalacak, biri altını temizlemese…

Kısa süre içinde öldü…

Cenaze töreni normaldi! Defin sonrası konuşulanlar ise o törenin içinde herkesin kendince bir şeyler gördüğünün belgesi hatta belgeseli gibiydi!

KEMAL AYDIN

Son katıldığım cenaze töreni, ölüm haberini aldığımda ruhsal / bedensel bir zelzele yaşadığım gençlik / yetişkinlik dönemimdeki arkadaşım, dostum, kardeşim, yoldaşım Kemal Aydın’a aitti.

‘Aitti’ diyorum çünkü onun bu aidiyetten haberi yoktu!

Ailenin ‘aykırı’sı, ‘uyumsuz’uydu!

Onu kapıp götüren bir hayal seline kapılmış; ayıklamayı, ayrıştırmayı, ertelemeyi, ötelemeyi aklına bile getirmeden çok düşündü, çok konuştu, çok koştu. Yoruldu…

Ve acı gerçek…

Ele / avuca sığmayan koskoca bedeni bir tabutun içine sığmış, çoklu cenaze namazı ortamında tek başına duruyordu! Diğer 7 cenaze kadınlara ait olduğu için Kemal, bu son yolculukta yoldaşlık edeceği ‘hurilerden’ ayrı bir yerde bekliyordu cenaze namazını!

Tabutuna dokundum…

Eşine ve kızlarına başsağlığı diledim.

Gözlerim doldu, dudağım titredi…

Tabut ile konuşulmayacağını bilirim ama içindekiyle hasbihal mümkünmüş!

Hal/hatır sordum! Kimseye duyurmadan “İyi oldu” dedi!

Şaşırdım…

“Artık hastalığım değil aileme yük oluşum yoruyordu” deyince kayınbabamı hatırladım…

“Yolda yürürken yetişilmezdin. Hayallerin boyundan büyüktü. Yazdığımız, yazacağımız senaryolar, çekeceğimiz filmler, çıkaracağımız gazeteler / dergiler ne olacak” dedim!

Cevabı, kendisini sağlıklı sananlara virüs zerki gibiydi!

-Onlar dünde kaldı…

“Sen benim dünümü öldürdün” dedim!

Öğüt verdi:

-Sen yarına bile bırak, bugüne bak…

O diyeceğini demiş, ben alacağımı almıştım…

Konuşacağım, soracağım çok şey vardı ama lafı uzatıp da uzun yolculuk öncesi can dostumu daha fazla yormak istemedim!

Ona ‘iyi yolculuklar’ dileyip bugünüme döndüm! Yarınıma bakmadan önce etrafa baktım.

Kalabalık Kemal’den bihaberdi!

Onu tabutun içindeki ölü bir beden zannediyorlardı…

Hak verdim! Hepsi de ‘son görev’ için buradaydı…

Ölecek bir dünleri yoktu!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.