Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

Baba-oğul hava korsanlarının 50 YILLIK manyak öyküsü

Yozgat ziyaretlerimden birinde, şehrin dününü arşivine kilitlemiş Yozgat Gazetesi’nin sahibi Osman Hakan Kiracı ile sohbet ederken istesek de istemesek de söz hep mesleki anılara, olaylara bulanıyordu. Osman abi üç-beş ayrı gazete kupürünü önüme bırakırken, Hürriyet Haber Ajansının Yozgat muhabirliğini yaptığı günlere gitti. Gazete kupürleri o yıllara ait sıra dışı bir olayın ‘sıradan’ haberiymiş de haberim yokmuş! Eski gazete kokusunu severim. O kokuyu içeme çekerken iki başlığı okudum: 1: Lituanyalı baba-oğul Brazinskas’lar Türk vatandaşı olmak istiyor. (Milliyet, 29 Kasım 1974 Cuma, 6. Sayfa) 2:Rusya’ya iade edilirsek canımıza kıyarız. (13.01.1976) ARAŞTIRMAY BAŞLADIM Ankara’ya döndükten sonra arşiv dosyalarımın arasında demlenmeye bıraktığım gazete kupürleri, yıllaaar sonra ANKHABER heyecanıyla saldırdığımda elini elime uzatıp beni manyak bir öykünün içine çekti… Öncelikle olay nedir, ona bakalım: Rusya’nın daha doğrusu o zamanlar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği SSCB’nin havayolu şirketi olan Aeroflot'un15 Ekim 1970’deki uçuşunu gerçekleştiren 244 sefer sayılı uçak, demir perde olarak nam salmış bir ülke ve sistemin içinden gerçekleştirilen ilk uçak kaçırma olayına sahne olur. O zamanlar sıkça rastlanan uçak kaçırma olaylarından biri olarak görülemeyecek kadar karmaşık ve akıllara durgunluk veren bir hadise, uçak Trabzon’a indirildikten sonra başlıyor. ÇATIŞMA VE ÖLÜM Uçağı kaçıranlar Litvanyalı Pranas Brazinskas ile 13 yaşındaki oğlu Algirdas idi. Baba Brazinskas’ın, uçaktaki iki silahlı korumanın direnişi nedeniyle çıktığını söylediği kısa silahlı çatışmada 19 yaşındaki hostes Nadezhda Kurchenko hayatını kaybetti. Mürettebattan birkaçı da yaralandı. Bu, Sovyetler için kabullenilecek bir olay değildi. Gazetelere göre, çatışma Brazinskas tarafından başlatılmış ve ardından pilotları uyarmak için kokpite gitmiş, kokpitte hiçbir güvenlik görevlisi olmayınca uçağın Trabzon’a inmesini sağladıktan sonra Türk güvenlik güçlerine teslim olmuşlardı. Bu arada, Rus gazeteci yazar Fyodor Razzakov, 2009 yılında yazdığı “Suç Dünyasının Ansiklopedisi: 1970-79 Yıllarının Haydutları” kitabında bu olayı konu edindi. Fuad Seferov, kitapta uçak kaçırma olayının ‘bilinmeyen bir yönünün olduğunu’ Medyagünlüğü sitesinde aktardı. Buna göre, Sovyet askeri istihbaratı GRU, Trabzon'a kaçırılan ve içinde 51 yolcu bulunan uçağın ülkeye getirilmesi için Türkiye'de özel bir operasyon hazırlığı yaptı. Uçak teslim edilince operasyon da son anda durduruldu. Bu haberin kaynağı olarak, ünlü ve çok okunan Komsomolskaya Pravda gazetesinin 15 Ekim 2018 tarihli sayısı gösterildi. Süreç işlerken, Brazinskas yargılandı ve hapsedildi. Bu arada Sovyet makamlarının iade talebi de reddedildi. Bu ret konusunda ABD’nin bir etkisinin olduğu yüksek bir ihtimaldir. Çünkü öykünün varacağı duraklardan biri Amerika… 4 yıllık mahkumiyetin ardından Yozgat’taki mülteci kampında gözetim altında tutulan hava korsanı baba-oğul için yepyeni bir hayatın kapısı aralanıyor. BURADA DURALIM Öykünün bu noktasında biraz soluklanmakta fayda var. İki hususu hatırlatmak istiyorum: Birincisi; iki yıl Yozgat’ta kalan baba ve oğlu, ‘göz yumuldu’ denen bir kaçış olayı sonucu Amerika yoluna düşer. Gazete haberlerine de yansıyan bilgilere ve açıklamalara göre; Yozgat Emniyet Müdürü Süleyman Yılmazer, kaçışla ilgili olarak mülteci kampında görevli personeli suçlarken; Bekçi Seyit Karaaslan ise, “Benim para alarak Rusları kaçırdığım söyleniyor. Ne para ne pul aldım. Üst makamlarda bir şeyler döndü ama anlamadım” diyecektir. İkincisi; dediğim gibi bu olay SSCB’nin yiyip/yutacağı, hazmedeceği, kabulleneceği bir hadise değildi. Her yolu deneyerek korsanların teslimini istediler. Hatta dönemin Sovyetler Birliği Başbakanı Aleksey Nikolayeviç Kosigin’in bir Türkiye ziyareti söz konusuydu… TESLİM EDİLME KORKUSU Bu ziyaretin asıl amacının görüşmeler yoluyla baba-oğul hava korsanlarını teslim almak olarak yorumlandı. Bu yorumu yapanlardan biri de korsan baba Pranas Branziskas idi. Osman Hakan Kiracı’ya diyordu ki: -Kosigin’in Türkiye’ye getirdiği teklifler arasında yer alan uçak kaçıranların yani bizlerin Rusya’ya iadesi konusu moralimizi bozdu. Bu endişe öylesine güçlü ve kendilerini bekleyen acı son kafasında o kadar net ki, devamında şunları söylüyor: -Ruslar bizi tekrar ellerine geçirip işkence ederek öldürmek amacındalar. Rusların elinde hunharca ölmektense Türkiye’de canımıza kıymayı tercih ederiz.  Baba-oğul Branziskas’larda sıradan insanlar değil. O dönem korsanların avukatlığını yapan Arif Çavdar ve İlyas Gürbüzer’in de açıklamaları var. Şöyle: -Baba Branziskas, Rusya’da kaldığı sürece gizli antikomünist direniş örgütlerinin merkez yönetim kurulunda etkin bir görev almış, Stalin zamanında Türkistan ve Özbekistan’a milyonlarca Kırım Türkü arasında (Karayevo) adıyla direniş örgütlerini yöneterek güçlendirmiştir. Daha sonra ailesiyle Sibirya temerküz kamplarında çalıştırılan baba Branziskas, dayanılmaz işkencelere maruz kalınca oğluyla Türkiye’ye sığınmıştır. Litvanyalı hürriyet mültecileri Branziskasların Türk hükümetince Sovyetler Birliğine iade edilmeyeceğine yürekten inanıyoruz. Evet avukatlar haklı çıktı ve böyle bir iade gerçekleşmedi. BAŞKA NELER OLDU? Yolcular ve uçak geri gönderildi. 4 yıl cezaevinde kalan korsan baba 1974 yılında affedilince, Yozgat’tan kaçtı ve yolları önce Venezuela ardından Amerika’ya kadar uzandı. Sığınma talepleri kabul edildi. Baba Frank White adını alırken oğul Algirdas, Albert Victor White oldu. Bu olay SSCB ile Amerika arasında uzun süre, 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar bir sorun olarak devam etti. Amerika’ya sığındılar da ne oldu? Daha güzel bir hayatları mı oldu. Olan şuydu: Aradan yıllar geçti. 2002’de, oğul Algirdas yani Albert Victor White, yaşanan bir aile içi tartışma sonunda 77 yaşındaki babası Pranas’ı yani, Frank White’ı Santa Monica’da öldürdü. Rejim muhalifi Litvanya gizli direniş örgütü üyesi, Rusya musevilerinden olan ve o dönem Türkiye'de Koreyevolar olarak tanınan baba-oğlun başrol oynadığı hadisenin kısa hikayesi böyle…
Ekleme Tarihi: 20 Ocak 2022 - Perşembe

Baba-oğul hava korsanlarının 50 YILLIK manyak öyküsü

Yozgat ziyaretlerimden birinde, şehrin dününü arşivine kilitlemiş Yozgat Gazetesi’nin sahibi Osman Hakan Kiracı ile sohbet ederken istesek de istemesek de söz hep mesleki anılara, olaylara bulanıyordu. Osman abi üç-beş ayrı gazete kupürünü önüme bırakırken, Hürriyet Haber Ajansının Yozgat muhabirliğini yaptığı günlere gitti. Gazete kupürleri o yıllara ait sıra dışı bir olayın ‘sıradan’ haberiymiş de haberim yokmuş! Eski gazete kokusunu severim. O kokuyu içeme çekerken iki başlığı okudum: 1: Lituanyalı baba-oğul Brazinskas’lar Türk vatandaşı olmak istiyor. (Milliyet, 29 Kasım 1974 Cuma, 6. Sayfa) 2:Rusya’ya iade edilirsek canımıza kıyarız. (13.01.1976) ARAŞTIRMAY BAŞLADIM Ankara’ya döndükten sonra arşiv dosyalarımın arasında demlenmeye bıraktığım gazete kupürleri, yıllaaar sonra ANKHABER heyecanıyla saldırdığımda elini elime uzatıp beni manyak bir öykünün içine çekti… Öncelikle olay nedir, ona bakalım: Rusya’nın daha doğrusu o zamanlar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği SSCB’nin havayolu şirketi olan Aeroflot'un15 Ekim 1970’deki uçuşunu gerçekleştiren 244 sefer sayılı uçak, demir perde olarak nam salmış bir ülke ve sistemin içinden gerçekleştirilen ilk uçak kaçırma olayına sahne olur. O zamanlar sıkça rastlanan uçak kaçırma olaylarından biri olarak görülemeyecek kadar karmaşık ve akıllara durgunluk veren bir hadise, uçak Trabzon’a indirildikten sonra başlıyor. ÇATIŞMA VE ÖLÜM Uçağı kaçıranlar Litvanyalı Pranas Brazinskas ile 13 yaşındaki oğlu Algirdas idi. Baba Brazinskas’ın, uçaktaki iki silahlı korumanın direnişi nedeniyle çıktığını söylediği kısa silahlı çatışmada 19 yaşındaki hostes Nadezhda Kurchenko hayatını kaybetti. Mürettebattan birkaçı da yaralandı. Bu, Sovyetler için kabullenilecek bir olay değildi. Gazetelere göre, çatışma Brazinskas tarafından başlatılmış ve ardından pilotları uyarmak için kokpite gitmiş, kokpitte hiçbir güvenlik görevlisi olmayınca uçağın Trabzon’a inmesini sağladıktan sonra Türk güvenlik güçlerine teslim olmuşlardı. Bu arada, Rus gazeteci yazar Fyodor Razzakov, 2009 yılında yazdığı “Suç Dünyasının Ansiklopedisi: 1970-79 Yıllarının Haydutları” kitabında bu olayı konu edindi. Fuad Seferov, kitapta uçak kaçırma olayının ‘bilinmeyen bir yönünün olduğunu’ Medyagünlüğü sitesinde aktardı. Buna göre, Sovyet askeri istihbaratı GRU, Trabzon'a kaçırılan ve içinde 51 yolcu bulunan uçağın ülkeye getirilmesi için Türkiye'de özel bir operasyon hazırlığı yaptı. Uçak teslim edilince operasyon da son anda durduruldu. Bu haberin kaynağı olarak, ünlü ve çok okunan Komsomolskaya Pravda gazetesinin 15 Ekim 2018 tarihli sayısı gösterildi. Süreç işlerken, Brazinskas yargılandı ve hapsedildi. Bu arada Sovyet makamlarının iade talebi de reddedildi. Bu ret konusunda ABD’nin bir etkisinin olduğu yüksek bir ihtimaldir. Çünkü öykünün varacağı duraklardan biri Amerika… 4 yıllık mahkumiyetin ardından Yozgat’taki mülteci kampında gözetim altında tutulan hava korsanı baba-oğul için yepyeni bir hayatın kapısı aralanıyor. BURADA DURALIM Öykünün bu noktasında biraz soluklanmakta fayda var. İki hususu hatırlatmak istiyorum: Birincisi; iki yıl Yozgat’ta kalan baba ve oğlu, ‘göz yumuldu’ denen bir kaçış olayı sonucu Amerika yoluna düşer. Gazete haberlerine de yansıyan bilgilere ve açıklamalara göre; Yozgat Emniyet Müdürü Süleyman Yılmazer, kaçışla ilgili olarak mülteci kampında görevli personeli suçlarken; Bekçi Seyit Karaaslan ise, “Benim para alarak Rusları kaçırdığım söyleniyor. Ne para ne pul aldım. Üst makamlarda bir şeyler döndü ama anlamadım” diyecektir. İkincisi; dediğim gibi bu olay SSCB’nin yiyip/yutacağı, hazmedeceği, kabulleneceği bir hadise değildi. Her yolu deneyerek korsanların teslimini istediler. Hatta dönemin Sovyetler Birliği Başbakanı Aleksey Nikolayeviç Kosigin’in bir Türkiye ziyareti söz konusuydu… TESLİM EDİLME KORKUSU Bu ziyaretin asıl amacının görüşmeler yoluyla baba-oğul hava korsanlarını teslim almak olarak yorumlandı. Bu yorumu yapanlardan biri de korsan baba Pranas Branziskas idi. Osman Hakan Kiracı’ya diyordu ki: -Kosigin’in Türkiye’ye getirdiği teklifler arasında yer alan uçak kaçıranların yani bizlerin Rusya’ya iadesi konusu moralimizi bozdu. Bu endişe öylesine güçlü ve kendilerini bekleyen acı son kafasında o kadar net ki, devamında şunları söylüyor: -Ruslar bizi tekrar ellerine geçirip işkence ederek öldürmek amacındalar. Rusların elinde hunharca ölmektense Türkiye’de canımıza kıymayı tercih ederiz.  Baba-oğul Branziskas’larda sıradan insanlar değil. O dönem korsanların avukatlığını yapan Arif Çavdar ve İlyas Gürbüzer’in de açıklamaları var. Şöyle: -Baba Branziskas, Rusya’da kaldığı sürece gizli antikomünist direniş örgütlerinin merkez yönetim kurulunda etkin bir görev almış, Stalin zamanında Türkistan ve Özbekistan’a milyonlarca Kırım Türkü arasında (Karayevo) adıyla direniş örgütlerini yöneterek güçlendirmiştir. Daha sonra ailesiyle Sibirya temerküz kamplarında çalıştırılan baba Branziskas, dayanılmaz işkencelere maruz kalınca oğluyla Türkiye’ye sığınmıştır. Litvanyalı hürriyet mültecileri Branziskasların Türk hükümetince Sovyetler Birliğine iade edilmeyeceğine yürekten inanıyoruz. Evet avukatlar haklı çıktı ve böyle bir iade gerçekleşmedi. BAŞKA NELER OLDU? Yolcular ve uçak geri gönderildi. 4 yıl cezaevinde kalan korsan baba 1974 yılında affedilince, Yozgat’tan kaçtı ve yolları önce Venezuela ardından Amerika’ya kadar uzandı. Sığınma talepleri kabul edildi. Baba Frank White adını alırken oğul Algirdas, Albert Victor White oldu. Bu olay SSCB ile Amerika arasında uzun süre, 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar bir sorun olarak devam etti. Amerika’ya sığındılar da ne oldu? Daha güzel bir hayatları mı oldu. Olan şuydu: Aradan yıllar geçti. 2002’de, oğul Algirdas yani Albert Victor White, yaşanan bir aile içi tartışma sonunda 77 yaşındaki babası Pranas’ı yani, Frank White’ı Santa Monica’da öldürdü. Rejim muhalifi Litvanya gizli direniş örgütü üyesi, Rusya musevilerinden olan ve o dönem Türkiye'de Koreyevolar olarak tanınan baba-oğlun başrol oynadığı hadisenin kısa hikayesi böyle…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.