Dursun Erkılıç
Köşe Yazarı
Dursun Erkılıç
 

ATATÜRK, düşman sever!

Geçen haftaya damgasını vuran gelişmelerden biri de Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Samsun’a ilk adımını attığı yere 29 Ekim 1931’de dikilen Onur Anıtı’na yapılan saldırıydı. Bu onursuzluğu yapan suç makinesi ‘ayyaşlar’ yakalandı, hesabını verecekler… Gerek sosyal medyada gerekse yazılı ve görsel basında yer alan haber ve yorumlar, “Atatürk düşmanlığı…” söylemi üzerine inşa ediliyordu ki doğruydu. Ancak… Bir diyeceğim var Şahsi kanaatim: -Atatürk düşman sever! “Ne demek istiyorsun sen arkadaş” diyenler için kısa bir izah gerekiyor. Şöyle: Atatürk, ‘Atatürk’lüğünü düşmanlara borçludur! Buna Atatürk düşmanları da dahildir. Büyük Önder, daha küçücük bir çocukken beklediği tarlaya dadanan kargaları kovalamakla başladığı mücadelesini, Kurtuluş Savaşı ile emperyalistleri Türkiye topraklarından kovalayarak tamamlamış; bu sürecin sonunda; bugün en değerli hazinemiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini bizlere armağan etmiştir. Düşman oldular Atatürk, Türk ve Türkiye düşmanlarını öylesine delirtmiştir ki, ne dışarıda ne içeride Atatürk düşmanı bitmemiştir, bitmeyecektir de. Çünkü bitmez, bitemez. Bu uzun mevzu… Güncel konuya gelelim: Türk ve Türkiye düşmanlığı eşittir Atatürk düşmanlığıdır. ‘Kritik dönemlerde’ ortaya çıkan, çıkarılan kimi ‘meczup’ kimi ‘hain’ saldırganlar, Büyük Önder’in heykellerine, anıtlarına zarar vererek ya da Anıtkabir’de şov yaparak onu gözden düşürebileceğini sanıyor. Oysa geçen yüzyılın ‘yaşayan’ tek lideridir o. Bu ülkeye bir kuruşluk hayrı olmayanlar; ömrünü bu millet için cephe cephe koşup savaşarak geçirdiğini, hayatının her aşamasında Türk ve Türkiye düşmanları ile savaştığını, hepsini de anasından doğduğuna pişman ettiğini bilmiyor mu? Biliyorlar… Atatürk’ün suçu! Ona ‘düşmanlık’ ederek demek istiyorlar ki; ey Atatürk; Onca isyanı niye bastırdın? Trablusgarp Savaşını (29 Eylül 1911), İkinci Balkan Savaşını (1912- 1913), Çanakkale Savaşını (18 Mart 1915) niye kazandın? Doğu (Kafkas) Cephesinde işgalcileri (1916-1917), Suriye-Filistin Cephesinde emperyalistleri (1917-1918) neden mağlup ettin? Sakarya Savaşı’nı (20 Ekim 1921), Büyük Taarruzu (4 Mart 1922) neden kazandın? Kurtuluş Savaşı’nı (1919 - 1923) yoksul, yorgun, bitkin milletinle birlikte kazanıp da tarih sahnesinden yok edilmek istenen Türk Milletine bir devlet ve cumhuriyeti neden armağan ettin? Evet, Atatürk’ün suçları bunlar! Birilerinin Atatürk düşmanlığı da onun bu ‘suçları’ işlemiş olmasından kaynaklanıyor! Konunun bir de ‘derin siyaset’ yanı var ama o da çok uzun ve karmaşık mevzu… Tükürüklükler! “Atatürk düşman sever” diye boşuna demiyorum! Mustafa Kemal, düşmanları diz çöktürerek ‘Gazi’ ve ‘Atatürk’ olmuştur. Atatürk düşmanlarının, Atatürk gibi bir suç işlemeye ne yüreği ne de kıçı yeter! Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı döneminde görüldüğü gibi onlar sadece cepheden kaçar… Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük komutan ve devlet adamlarından birine saldırarak suç işlediğini sananlar yanılıyor! Suç bile bir cesaret işidir. Bunlar, suratlarına tükürülecek bir eylemde bulunuyor, o kadar… Türk Milleti adına: Tuuu!  * Hayvanlardan kıssalar, hisseler Geçen hafta “İnsanlara hayvani dersler” başlığı altında aktardığım sosyal medya paylaşımı büyük ilgi görünce devamını getireyim dedim. Kazlar - turnalar. Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararken yaklaşan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçar. Kazlar ağır hareket ettiğinden kaçıp kurtulamaz. Bunun kıssadan hissesi, “Yakalananlar, her zaman suçlu olan değildir” diye belirlenmiş! Farelerin toplantısı Fareler toplanıp başlarına bela olan kediden kurtulma planları yapmaya başlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare, kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve  kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla kabul edilir. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa  kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir ve sorar: -Çanı kedinin boynuna kim asacak? Kıssadan hisse: İyi plan ayrı, uygulama ayrı… Aslan, koyun, kurt ve tilki Aslan, koyunu yanına çağırıp nefesinin kokup kokmadığını sorar. Koklar ve ‘evet’ der koyun. Aslan bu cevaba kızar ve koyunu oracıkta yer. Bu defa kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. Kurt korkudan ‘hayır’ cevabını verir. Ancak o da yağcılık yaptığı için aynı kaderi paylaşır. Sıra tilkiye gelir. Aslan aynı soruyu tilkiye sorar. Tilki tam bir kurnazlık örneği sergiler: -Üzgünüm, üşütmüşüm biraz. O yüzden burnum koku almıyor! Kıssadan hisse: Akıllı olan, tehlikeli durumlarda susar!
Ekleme Tarihi: 10 Şubat 2022 - Perşembe

ATATÜRK, düşman sever!

Geçen haftaya damgasını vuran gelişmelerden biri de Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Samsun’a ilk adımını attığı yere 29 Ekim 1931’de dikilen Onur Anıtı’na yapılan saldırıydı. Bu onursuzluğu yapan suç makinesi ‘ayyaşlar’ yakalandı, hesabını verecekler… Gerek sosyal medyada gerekse yazılı ve görsel basında yer alan haber ve yorumlar, “Atatürk düşmanlığı…” söylemi üzerine inşa ediliyordu ki doğruydu. Ancak… Bir diyeceğim var Şahsi kanaatim: -Atatürk düşman sever! “Ne demek istiyorsun sen arkadaş” diyenler için kısa bir izah gerekiyor. Şöyle: Atatürk, ‘Atatürk’lüğünü düşmanlara borçludur! Buna Atatürk düşmanları da dahildir. Büyük Önder, daha küçücük bir çocukken beklediği tarlaya dadanan kargaları kovalamakla başladığı mücadelesini, Kurtuluş Savaşı ile emperyalistleri Türkiye topraklarından kovalayarak tamamlamış; bu sürecin sonunda; bugün en değerli hazinemiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini bizlere armağan etmiştir. Düşman oldular Atatürk, Türk ve Türkiye düşmanlarını öylesine delirtmiştir ki, ne dışarıda ne içeride Atatürk düşmanı bitmemiştir, bitmeyecektir de. Çünkü bitmez, bitemez. Bu uzun mevzu… Güncel konuya gelelim: Türk ve Türkiye düşmanlığı eşittir Atatürk düşmanlığıdır. ‘Kritik dönemlerde’ ortaya çıkan, çıkarılan kimi ‘meczup’ kimi ‘hain’ saldırganlar, Büyük Önder’in heykellerine, anıtlarına zarar vererek ya da Anıtkabir’de şov yaparak onu gözden düşürebileceğini sanıyor. Oysa geçen yüzyılın ‘yaşayan’ tek lideridir o. Bu ülkeye bir kuruşluk hayrı olmayanlar; ömrünü bu millet için cephe cephe koşup savaşarak geçirdiğini, hayatının her aşamasında Türk ve Türkiye düşmanları ile savaştığını, hepsini de anasından doğduğuna pişman ettiğini bilmiyor mu? Biliyorlar… Atatürk’ün suçu! Ona ‘düşmanlık’ ederek demek istiyorlar ki; ey Atatürk; Onca isyanı niye bastırdın? Trablusgarp Savaşını (29 Eylül 1911), İkinci Balkan Savaşını (1912- 1913), Çanakkale Savaşını (18 Mart 1915) niye kazandın? Doğu (Kafkas) Cephesinde işgalcileri (1916-1917), Suriye-Filistin Cephesinde emperyalistleri (1917-1918) neden mağlup ettin? Sakarya Savaşı’nı (20 Ekim 1921), Büyük Taarruzu (4 Mart 1922) neden kazandın? Kurtuluş Savaşı’nı (1919 - 1923) yoksul, yorgun, bitkin milletinle birlikte kazanıp da tarih sahnesinden yok edilmek istenen Türk Milletine bir devlet ve cumhuriyeti neden armağan ettin? Evet, Atatürk’ün suçları bunlar! Birilerinin Atatürk düşmanlığı da onun bu ‘suçları’ işlemiş olmasından kaynaklanıyor! Konunun bir de ‘derin siyaset’ yanı var ama o da çok uzun ve karmaşık mevzu… Tükürüklükler! “Atatürk düşman sever” diye boşuna demiyorum! Mustafa Kemal, düşmanları diz çöktürerek ‘Gazi’ ve ‘Atatürk’ olmuştur. Atatürk düşmanlarının, Atatürk gibi bir suç işlemeye ne yüreği ne de kıçı yeter! Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı döneminde görüldüğü gibi onlar sadece cepheden kaçar… Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük komutan ve devlet adamlarından birine saldırarak suç işlediğini sananlar yanılıyor! Suç bile bir cesaret işidir. Bunlar, suratlarına tükürülecek bir eylemde bulunuyor, o kadar… Türk Milleti adına: Tuuu!  * Hayvanlardan kıssalar, hisseler Geçen hafta “İnsanlara hayvani dersler” başlığı altında aktardığım sosyal medya paylaşımı büyük ilgi görünce devamını getireyim dedim. Kazlar - turnalar. Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararken yaklaşan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçar. Kazlar ağır hareket ettiğinden kaçıp kurtulamaz. Bunun kıssadan hissesi, “Yakalananlar, her zaman suçlu olan değildir” diye belirlenmiş! Farelerin toplantısı Fareler toplanıp başlarına bela olan kediden kurtulma planları yapmaya başlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare, kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve  kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla kabul edilir. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa  kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir ve sorar: -Çanı kedinin boynuna kim asacak? Kıssadan hisse: İyi plan ayrı, uygulama ayrı… Aslan, koyun, kurt ve tilki Aslan, koyunu yanına çağırıp nefesinin kokup kokmadığını sorar. Koklar ve ‘evet’ der koyun. Aslan bu cevaba kızar ve koyunu oracıkta yer. Bu defa kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. Kurt korkudan ‘hayır’ cevabını verir. Ancak o da yağcılık yaptığı için aynı kaderi paylaşır. Sıra tilkiye gelir. Aslan aynı soruyu tilkiye sorar. Tilki tam bir kurnazlık örneği sergiler: -Üzgünüm, üşütmüşüm biraz. O yüzden burnum koku almıyor! Kıssadan hisse: Akıllı olan, tehlikeli durumlarda susar!
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ankhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.